2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2015/18089 E. , 2016/10067 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-davacı kadın tarafından, kendi reddedilen davası ve kusur belirlemesi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-davacı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2.Mahkemece, kadının tam kusurlu olduğu gerekçesi ile davacı-davalı erkeğin davasının kabulüne karar verilmiştir.
Toplanan delillerden; tarafların birbirleri hakkında kusur olarak iddia edilen olaylardan sonra müşterek çocuğun doğumunu müteakiben barıştıkları ve ortak konutta yaşamaya başladıkları böylelikle önceye dayalı olayların karşılıklı olarak affedildiği en azından hoşgörü ile karşılandığı ve tarafların artık bu olaylara boşanma sebebi olarak dayanamayacakları anlaşılmaktadır. Taraflar bu beraberlik sırasında misafire çarşaf serilmesi nedeni ile tartışma çıktığını ve toplanan aile meclisinin de kararı ile davalı-davacı kadının evden ayrıldığını beyan etmiş iseler de bu olayı gören kimse bulunmadığı gibi, davalı-davacı kadının birlik görevlerinin yapmaktan kaçınmak için evi terk ettiği de isbat edilememiştir. Bu durumda, erkek tarafından açılan boşanma davasının reddi gerekirken, kabulü doğru değildir. Ancak bu husus temyize konu edilmediğinden eleştirilmekle yetinilmiş bozma konusu yapılmamıştır.
3.Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. (TMK m.
175.Toplanan delillerle, boşanmaya sebep olan olaylarda davalı-davacı kadının kusurlu olmadığı, her hangi bir geliri ve malvarlığının bulunmadığı, boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği gerçekleşmiştir. O halde, davalı-davacı kadın yararına geçimi için uygun miktarda yoksulluk nafakası takdiri gerekirken, isteğin reddi doğru görülmemiştir.