8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2014/21587 E. , 2016/3722 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Mal Rejiminden Kaynaklanan Alacak
... ile ... aralarındaki mal rejiminden kaynaklanan alacak davasının kabulüne dair .... Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi'nden verilen 04.07.2014 gün ve 655/461 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... vekili, tarafların miras bırakanı ...'in 17.02.2011 tarihinde vefat ettiğini belirterek ölüm nedeniyle mal rejiminin tasfiyesi ile alacak isteğinde bulunmuştur. Davalı ... vekili; davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile 173.812,50-TL katkı payının dava tarihinden itibaren faizi ile birlikte muris Halil Erdem terekesinden tahsiline karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından bakiye karar ve ilam harcına yönelik olarak temyiz edilmiştir. Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir(6100 s.lı HMK 33 m). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, sağ eş tarafından, diğer mirasçıya karşı açılan katkı payı alacağı isteğine ilişkindir.
Mal rejiminin tasfiyesi sonucunda belirlenecek katkı payı alacağı terekeye ait borç olup, mirasçıların miras paylaşımından önce ödenmesi gerektiği kabul edilmektedir. Terekeye ait borç ödendikten sonra kalan miktar, mirasçılar arasında miras payları oranında paylaşılır. Tereke borçlarından bu sıfatını kaybetmemiş tüm mirasçılar, kişisel olarak(4721 s.lı TMK 599/2 m) ve müteselsilen(TMK 641 m) sorumludurlar. Her ne kadar, davacı temyize konu davayı terekenin alacaklısı sıfatıyla açmış ise de; davacı da dahil davanın tarafları, ortak mirasbırakan ...'in mirasçısıdırlar ve tereke borçlarından yukarıda açıklanan kanuni düzenlemeler çerçevesinde hepsi de sorumludurlar. Başka bir anlatımla, mirasçılık sıfatına sahip olduğundan (TMK'nun 499), alacaklı ve borçlu sıfatı davacı sağ eşte birleşmiştir. Davanın bu niteliği göz önüne alınarak bakiye karar ve ilam harcının terekeden alınmasına karar verilmesi gerekirken davacıdan alınmasına karar verilmesi doğru olmamıştır. Ne var ki, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür (HUMK m. 438/7,
HMK 370/2).