13. Hukuk Dairesi
13. Hukuk Dairesi 2015/29056 E. , 2016/6594 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, müvekkili kooperatife ait 26 konut ile davalıya ait konutunda aralarında yer aldığı toplam 53 konutun bulunduğu ... mevkiinde 16.03.2006 tarihinde meydana gelen heyelan sonucu belediyenin bölgedeki evleri tahliye ederek ikamete kapattığını, durumun aciliyeti nedeniyle kooperatifin öncülüğünde bölgedeki konut sahiplerinin birlik olarak ...’ye iyileştirme projesi hazırlattıklarını, konutların oturulabilir hale gelmesi için bu projenin derhal uygulanması gerektiğini, bu nedenle kişi başına düşen ödeme miktarının 30.000TL olarak belirlenmesine rağmen davalı ve bazı mülk sahiplerinin kendilerine düşen ödemeyi yapmamaları nedeniyle kooperatif tarafından ödemelerin yapılmak zorunda kalındığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 7.000TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini istemiş; 11.07.2014 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 24.600,95TL olacak şekilde artırmıştır. Davalı, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davacının davasının kısmen kabulü ile, 7.000,00TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, 12.482,20TL' nin ıslah tarihi olan 10/07/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.Mahkemece davanın reddine ilişkin verilen ilk karar, tarafların temyizi üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 28.01.2013 tarihli ilamı ile bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sırasında 11.07.2014 tarihli ıslah dilekçesiyle davacı, davanın 24.600,95TL üzerinden ıslahını talep ederek, bu miktar üzerinden karar verilmesini istemiş, mahkemece ıslah edilen talep esas alınarak, toplam 19.482,20TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Oysa ki, HUMK’nun 83. maddesi ve 4.2.1948 tarih, 10/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince bozmadan sonra ıslah yapılması mümkün değildir. Bu nedenle davacının ıslahtan önceki talebi dikkate alınarak hüküm kurulması gerekirken, mahkemece yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.