3. Hukuk Dairesi
3. Hukuk Dairesi 2016/6222 E. , 2016/9257 K.
"İçtihat Metni"
Davacı ... ile davalı ... aralarındaki ziynet eşyalarının iadesi davasına dair...
Aile Mahkemesinden verilen 13/05/2014 günlü ve ... sayılı hükmün onanması hakkında dairece verilen 10.06.2015 günlü ve 2... sayılı ilama karşı davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiştir. Düzeltme isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların 13.07.2009 tarihinde evlendiklerini, düğün töreninde taraflara 5 adet Cumhuriyet altını, 2 adet yarım altın, 27 adet çeyrek altın, 5 adet 22 ayar 8 gram altın bilezik, 10 adet 22 ayar ortalama 25 gram altın burma bileziğin takıldığını, bu takıları davalının, borçları olduğu bahanesiyle, en kısa sürede aynen iade edeceği vaadiyle müvekkilinin elinden aldığını ancak bugüne kadar ne ziynetlerin ne de bedellerinin müvekkiline iade edilmediğini, davalının müvekkili aleyhine boşanma davası açtığını, müvekkilinin de karşı boşanma davası açması üzerine tarafların ayrı yaşamaya başladıklarını belirterek; fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, müvekkiline ait ziynetlerin aynen iadesine, aynen iade mümkün olmadığı takdirde şimdilik 30.400,00 TL'nin 17.08.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; düğünde, davacının iddia ettiği kadar ziynet takılmadığını, takılan ziynetlerin bir kısmının, müvekkilinin ailesi tarafından satın alınıp, davacının ailesine başlık parası olarak verildiğini ve bu ziynetlerin niteliği gereği hediye olmadığını, düğünde takılan küçük cumhuriyet altınlarından bir kısmının (çeyrek, yarım, tam) düğünden bir hafta sonra davacı tarafından seyahat ve tayin masrafları için harcandığını, bir kısım ziynetlerle müşterek harcamalar yapıldığını, müşterek evin mobilyalarının yenilendiğini, kalan ziynetlerin ise davacının uhdesinde kaldığını, diğer taraftan, düğünde tüm ziynetlerin davacıya takılmadığını, bir kısmının da müvekkiline hediye edildiğini, tüm ziynetler davacıya hediye edilmiş gibi iadesinin istenemeyeceğini savunarak; davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece; davacının iddiasını ispat açısından tanık dinletmesi gerekirken son celse tanık dinletmekten vazgeçtiği, davalının tanık beyanlarına göre davacının müşterek evi terkederken düğünde takılan bütün ziynet eşyalarını alarak gittiği, davacının ispat yükümlülüğünü yerine getiremediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. ./.. -2- Dairemizin 10.06.2015 tarih, ..... sayılı ilamıyla davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Dava; ziynet eşyalarının aynen iadesi, bunun mümkün olmaması halinde bedelinin davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Temyize konu uyuşmazlık; ispat yükünün davanın hangi tarafında olduğu noktasında toplanmaktadır.
Kural olarak; Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi hükmü uyarınca, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. İspat yükü, hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. İleri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin iddia ettiği olayları kanıtlaması gerekir.
Öte yandan, ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyalardan olduğu için evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak normal koşullarda ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerekir. Bunların davalı tarafın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağan durumla bağdaşmaz.
Diğer taraftan, düğün sırasında takılan ziynet eşyaları kim tarafından takılırsa takılsın, aksine bir anlaşma bulunmadıkça kadına bağışlanmış sayılır ve artık onun kişisel malı niteliğini kazanır. Bu eşyaların iade edilmemek üzere kocaya verildiği, kadının isteği ve onayı ile bozdurulup, müşterek ihtiyaçlar için harcandığı hususu davalı tarafça kanıtlandığı takdirde, koca bunları iadeden kurtulur.
Tüm bu bilgiler ışığında somut olay irdelendiğinde; davacı kadın, düğünde takılan altınları, davalının, iade etmek üzere elinden aldığını ancak iade etmediğini iddia etmiştir. Davalı ise, düğünde takılan küçük cumhuriyet altınlarından bir kısmının (çeyrek, yarım, tam) düğünden bir hafta sonra davacı tarafından seyahat ve tayin masrafları için harcandığını, bir kısım ziynetlerle müşterek harcamalar yapıldığını ve müşterek evin mobilyalarının yenilendiğini, kalan ziynetlerin ise davacının uhdesinde olduğunu savunmuştur.
Bu nedenle davalı, seyahat, tayin masrafları ve mobilyalar için harcandığını ikrar ettiği ziynet eşyalarının, davacı kadının isteği ve onayı ile ve iade edilmemek üzere bozdurulduğunu ispatlamalıdır.
Hal böyle olunca mahkemece, davalının, seyahat ve tayin masrafları ile mobilyalar için bozdurulduğunu ikrar ettiği ziynetler yönünden, bunların kadının isteği ve onayı ile iade edilmemek üzere bozdurulduğu hususunda ispat yükünün davalıda olduğu göz ardı edilerek; yanılgılı değerlendirme ve eksik incelemeyle ispat yükünün davacıda olduğu ve davacının iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle yazılı şekilde davanın tümden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. ./.. -3-
Ne var ki; mahkeme kararının açıklanan gerekçeyle bozulması gerekirken, zuhulen onandığı anlaşılmakla, davacı vekilinin bu yöne ilişkin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 10.06.2015 tarih, ..... sayılı onama kararının kaldırılarak,...Aile Mahkemesi'nin .... sayılı mahkeme kararının yukarıda açıklanan sebeplere binaen BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 09.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. ...