3. Hukuk Dairesi
3. Hukuk Dairesi 2016/5505 E. , 2016/9789 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK(AİLE) MAHKEMESİ
ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA DAVACI : ...
VEK.AV. ...
ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA DAVALI : ...
VEK.AV. ...
Taraflar arasındaki tedbir nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesi ile; tarafların evli olduklarını, müvekkilinin hamile olduğunu, davalının sorumluluklarını yerine getirmediğini ve getirmek istemediğini, iki ay önce davacıyı müşterek evden zorla çıkardığını, eşini babasının evine bıraktığını, müvekkilinin birlikte yaşamaya ara vermesinin haklı sebebe dayandığını iddia ederek 500 TL tedbir nafakasının tahsilini, birleşen dava ile de; davacı kadın taraflar ayrı yaşamaya başladıktan sonra 15.06.2005 tarihinde dünyaya gelen müşterek çocuk lehine aylık 250 TL nafakanın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesi ile; davacının iddialarının asılsız olduğunu, geçimsizlik yaratanın kendisi olduğunu geçimsizliğe neden olacak herhangi bir olayının olmadığını, 2014 yılı aralık ayında evlendiklerini, iki ay birlikte kaldıktan sonra davacının huzursuzluğu nedeniyle ayrıldıklarını, evlendiklerinde davacının 2,5 aylık hamile olduğunu, davacının evlenmeden önce ''biz seninle şimdi evlenelim, çocuk olduktan sonra ayrılalım'' dediğini, bu durumu ailelerinin de bildiğini, fakat evlendikten sonra davacının kendisine ve ailesine huzur vermediğini, aile birliğini sona erdirmek için eziyet ettiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; tanık beyanlarına göre her iki tarafın da evlilik birliğini yürütmeye yönelik çaba sarf etmediği evlilik öncesinde yaşanan cinsel ilişki neticesinde hamilelik sebebiyle evlilik birliğinin kurulduğu, davacının evden ayrılmadan önce davalı ile tartıştıkları ancak davacının iddia ettiği gibi zorla evden çıkarıldığına dair delil elde edilemediği, birleşen dava yönünden ise tarafların müşterek çocuğunun olduğu, dolayısıyla davalının bakım borcu olduğu, müşterek çocuğun davacı ile kaldığı anlaşıldığından, asıl dava yönünden red, birleşen dava yönünden ise davanın kısmen kabulüne, 23/06/2015 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere aylık 200TL tedbir nafakasının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. ./.. -2-
TMK'nun 186/3. maddesi uyarınca eşler birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvalıkları ile katılırlar. Aynı yasanın 195.maddesine göre de; evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi halinde eşler ayrı ayrı veya birlikte hâkimin müdahalesini isteyebilirler. Yine 197.maddesine göre de; eşlerden biri ortak hayat sebebi ile kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir. Bu durumda, hâkim eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya ilişkin önlemi alır.
Somut olayda mahkemece özetle; davacının ayrı yaşamada haklı olduğunu ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de, davacı tanıklarından .... yeminli beyanları ile tarafların ayrı evi olmasına rağmen davalının ailesi ile birlikte yaşadıklarını, yine ....beyanında; kendisi balkonda otururken davalının davacıyı baba evine bırakıp gittiğini gördüğünü belirtmiş olmakla davalının davacıya, kendi ailesinden ayrı bir aile hayatı sağlamadığı ve davalı tarafından baba evine bırakıldığı anlaşılmaktadır.
O halde mahkemece; davacının, tanık beyanı ile ayrı yaşamada haklılığını ispat ettiği kabul edilerek, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve hakkaniyete göre davacı lehine uygun bir miktar nafakaya hükmedilmesi gerekirken yukarıdaki gerekçe ve yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 22.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
...