9. Hukuk Dairesi
9. Hukuk Dairesi 2015/3282 E. , 2016/13730 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Anayasa’nın 138 ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanmalı, nedenleri açıklanmalıdır.
Diğer taraftan 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK.’un 27. Maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasanın 36 ncı maddesinde ve ... Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının), ihlâlidir.
HMK.’un 297. maddesinde de, verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden söz edilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır.
Somut uyuşmazlıkta, Mahkemece gerekçeli karar aynen “Davacı vekili müvekkilinin 01/02/2007 tarihinde davalı ... Belediyesinin taşeronu...güvenlikte işe girdiğini ve güvenlik görevlisi olduğunu, 29/07/2010 tarihinde iş akdinin sonlandırıldığını, en son maaşının 1078 TL olduğunu, 500 TL kıdem, 350 TL ihbar, 500 TL ücretli izin alacağı, 400 TL hafta tatili ve genel tatil alacağının davalıdan alınıp müvekkiline verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar davanın reddini talep etmişlerdir. Evraklar celbedilmiş, deliller toplanmış, tanıklar dinlenmiş, dosya bilirkişiye tevdii edilmiş. Bilirkişi mahkememizce de yeterli görülen ayrıntılı raporunda davacının haklı çıkması halinde alabileceği işçilik haklarını göstermiş. Davacı davasını ıslah etmiştir.
Tüm bu deliller ve dosya kapsamı göz önüne alındığında davacının haksız olarak işten çıkarıldığı kaanatine varıldığından kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı görülmüş, senelik izini kullandığı davalı tarafından ispatlanamadığından senelik izin konusundaki talebin de kabulü gerekmiş, hafta sonunda ve genel tatillerde çalıştığı görüldüğünden bu talebinin de hüküm altına alınması gerekmiş ancak %35 oranında indirim yapmanın hakkaniyete uygun olacağı görülmüştür. ” şeklinde yazılmıştır.
Mahkemece iddianın içeriği, savunmanın ne olduğu yazılmamış, iddia ve savunma ile deliller tartışılmamış, davanın kabulünün gerekçesi hiçbir bir şekilde açıklanmamış, içeriği dahi yazılmayan bilirkişi kurulunun raporuna atıf ile yetinilmiştir.
Bilirkişi raporuna atıf kararın gerekçeli olduğunu göstermez. Mahkemenin kararı T.C. Anayasası’ nın 141 ve HMK. nun 297. maddesinin amaçladığı anlamda gerekçe taşımamaktadır. Kararın gerekçesiz olması adil yargılanma hakkının ihlali olup, kararın salt bu nedenle bozulması gerekmiştir. Ayrıca davacının SGK. hizmet cetveli getirtilip, çalıştığı yerlerin kayden belirlenmemesi de hatalıdır. Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 08.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.