Esas No
E. 2015/38268
Karar No
K. 2016/8571
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

13. Hukuk Dairesi         2015/38268 E.  ,  2016/8571 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca davalı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde temyiz eden davalı vekili avukat ... geldi. Karşı taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalının vekili sıfatıyla .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2006/1 Esas, 2006/365 Karar sayılı dosyasında yaptığı avukatlık görevi nedeniyle 08.07.2005 tarihli avukatlık ücret sözleşmesi ile vekalet ücreti bedeli olarak 45.000,00-TL üzerinden anlaşmaya vardıklarını, davanın lehe sonuçlanmasına ve hükmün kesinleşmesine rağmen vekalet ücretinin ödemediğini, tahsili için başlatılan icra takibine de haksız itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına, % 40 icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, borçlunun icra takibine itirazının kısmen iptaline, takibin 45.000,00-TL asıl alacak üzerinden devamına, bu miktara takip tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, fazla isteğin reddine, asıl alacağın % 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.

1.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. Öyle ki, İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. Yine, 6100 sayılı HMK.nun 294.maddesi gereğince mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. HMK.nun 297/2 maddesi gereğince hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. HMK.nun 298/2 maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Kararın gerekçesi ile hükmün de birbirine uyumlu olması gerekir. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HMK.nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir görevdir. Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakılacak olursa; mahkemece, 16.05.2014 tarihli kısa kararda icra takibinin asıl alacak olan 5.000,00-TL olarak devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine karar verildiği ve hükmün taraf vekillerine tefhim edilerek davalı vekiline duruşma tutanağının bir suretinin verildiği, uyaptaki tutanağın da bu şekilde tanzim edildiği, ancak aynı duruşmadan sonra düzenlenen “Tutanak” başlıklı belge ile davalı vekilinin yokluğunda, davacı asilin huzurunda 5.000,00-TL ibaresinin başına 4 rakamının elle ilave edilerek paraf edildiğinin, katibin yanlış anlaması nedeni ile kısa karara 5.000,00-TL şeklinde yazıldığının, esasında 45.000,000-TL yönünden hüküm kurulduğunun belirtildiği, gerekçeli kararda ise takibin 45.000,00-TL asıl alacak üzerinden devamına karar verildiği, asıl alacak yönünden hükümden el çektikten sonra müdahalede bulunmak suretiyle çelişki oluşturulduğu anlaşılmaktadır. Yukarıdaki ilke ve esaslara aykırı olarak bu şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

2.Bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, (2) nolu bentte yazılı nedenlerle tarafların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 1350,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan 27,70 harcın istek halinde temyiz eden davacıya, peşın alınan 751,15 TL harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24/03/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Genel Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu K6100 md.294
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.