13. Hukuk Dairesi
13. Hukuk Dairesi 2015/17498 E. , 2016/13595 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı davacı avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı ... vekili avukat ... ... ile davacı vekili avukat ...'un gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile .... merkezinin işletilmesine ilşkin sözleşme yaptıklarını, davalının sözleşmede öngörülen yükümlülüklerini yerine getirmediğini ve fiilen sözleşmenin uygulanmasını da engellediğini ileri sürerek, fazla hakları saklı kalarak hakediş alacaklarından 30.000 TL ile süresinden önce feshedildiğinden 100.000 dolar cezai şartın faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile; davacının sözleşmeyi haklı nedenle feshetmiş olduğunun tespiti ile hak edişlerden kaynaklanan 27.438,63 TL'nin davalıdan alınıp, davacıya verilmesine, 02/12/2011 temerrüt tarihinden itibaren reeskont faizi uygulanmasına, cezai şart tazminatı talebinin kabulü ile 100.000-USD'nin temerrüt faizi ile davalıdan alınıp, davacıya verilmesine, karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafça temyiz edilmiştir.
1.Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının tüm ve davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.Taraflar arasındaki sözleşmenin 17. maddesinde " taraflar sözleşmeyi tek taraflı olarak 3 ay öncesinden fesih edebilir, ancak bu takdirde sözleşmeyi fesheden taraf diğer tarafa 100.000 dolar tazminat ödemeyi peşinen kabul eder " düzenlemesi getirilmiştir. Mahkemece, ceza şart isteğinin tümünün davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kural olarak sözleşme serbestisi ilkeleri çerçevesinde taraflar ceza-i şart miktarını tayinde serbesttir. Ancak BK. 182 maddesi gereğince davalı tacir olmadığına göre, hakim fahiş olan ceza-i şart miktarını indirmekle yükümlüdür. Bu konuda tarafların talepte bulunmasına gerek yoktur. Mahkemece, davalıya verilen eğitim bedelleri toplamı üzerinden dava kabul edilmişse de, sözleşmede öngörülen ve davacının talep ettiği 100.000 Euro ceza-i şart olup, hakimin BK. 182 maddesi gereğince ceza-i şartın indirim yapılıp yapılmayacağı, yapılacaksa bunun miktarı konusunda bir değerlendirme yapması gerekir. Hakim ceza koşulunun fahiş olup olmadığını değerlendirirken, tarafların ekonomik durumları, asil olarak borçlunun ödeme gücü; alacaklının, kendisine asıl borcun ifasındaki yararı ile ceza-i şart ödenmesi halindeki yararı arasında makul ve adil ölçü, sözleşmeye aykırı davranılmasından dolayı alacaklının uğradığı zarar, borçlunun borcunu yerine getirmemiş olması nedeniyle sağladığı menfaat, borçlunun kusur derecesi ölçü alınıp ceza-i şart miktarı hak, adalet ve nesafet kurallarına uygun olarak saptanmalıdır. Hakimin bu kuralları uygularken kullanacağı takdir hakkının Yargıtay denetimine elverişli olması gerekir. Aşırılığın belirlenmesinde ceza-i şart borcun yerine getirilmesi için davalı üzerinde bir baskı yaptığı da gözetilip böyle bir baskının ortadan kaldırılması sonucunu doğuracak şekilde aşırı indirimden kaçınmalıdır. Bu durumda yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda ceza-i şartın fahiş olup olmadığı, indirim gerekip gerekmediği, fahiş ise ne oranda indirim yapılması gerektiği saptanıp, sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.