13. Hukuk Dairesi
13. Hukuk Dairesi 2016/10815 E. , 2016/15262 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ...1. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptalin davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. K A R A R
Davacı, avukat olduğunu, davalının bir çok davada vekilliğini üstlendiğini ve hukuki danışmanlık hizmeti verdiğini, son olarak davalı şirket çalışanı işçilerin sendikal sorunların halli için 2011 yılı Ağustos ayında açtıkları davalarda davalı şirketin vekili olarak görev yaptığını, bu davaların vekalet ücretinin ödenmemesi üzerine dava konusu takip de dahil olmak üzere 88 takip başlattığını ve takiplerin davalının itirazı ile durduğunu ileri sürerek, ...2. İcra Müdürlüğünün 2015/2443 sayılı dosyasındaki itirazın iptaline ve inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının takip konusu ücret alacağının doğduğunu iddia ettiği iş davasının işçilerle varılan anlaşmaya uygun olarak ödemenin yargı kararına dayandırılması amacıyla işçiler tarafından usulen açılan bir dava olduğunu, davacı avukatın bu davaları işçilerle yapılan anlaşma uyarınca usulen kabul ettiğini ve emek sarfetmediği gibi davada kazanılan bir bölüm de olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kabulü ile; davaya konu ... ...2. İcra Müd.nün 2015/2443 esas nolu takibe yönelik itirazın iptaline, takipte yer alan işlemiş faiz kaleminin iptali ile takibin aynı şartlarla devamına, asıl alacak üzerinden %20 oranında ( 2.507,40 TL x %20 =) 501,48 TL tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.İİK’nın 67. maddesinin 2. fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, davacı avukatın hakedeceği akdi vekalet ücreti miktarı, taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığından, belli olmayıp yargılamayı gerektirdiğinden likit değildir. O halde, Mahkemece icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, aksi düşünce ile kabulüne karar verilmesi bozma nedenidir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HUMK.’nun 438/7. maddesi hükmü gereğidir.