19. Hukuk Dairesi
19. Hukuk Dairesi 2016/1767 E. , 2016/9718 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R -
Davacı vekili, davalı banka tarafından müvekkilinin murisi...aleyhine ...
3.İcra Müdürlüğü'nün 2010/8806 takip sayılı dosyası ile 590.000 Euro bedelli 03/12/2009 düzenleme tarihli 08/12/2010 ödeme tarihli bir adet senet ile kambiyo senetlerine özgü icra takibine girişildiğini, murisin icra takibinden sonra vefat ettiğini, geriye eşi...., kızı ..., oğlu... ve diğer oğlu olan müvekkilinin kaldığını,...'nın mirası reddettiğini, senedin düzenlendiği tarihte murisin fiil ehliyetine haiz olmadığını, bankanın ağır ihmal ve kusurunun bulunduğunu ileri sürerek, müvekkilinin borçu olmadığının tespitine ve %20 oranında kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, murisin senedin tanzim tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğunu ve kendi özgür iradesi ile dava konusu senede imza attığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan delillere ve Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 4. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 15/10/2012 tarih 3784 karar nolu raporuna göre, muris ...'nın 03/12/2009 ve 02/12/2009 tarihlerinde, fiil ehliyetine haiz olmadığı, TMK'nun 14. ve devamı maddeleri uyarınca, ayırt etme gücü bulunmayanların küçüklerin ve kısıtlıların fiil ehliyetinin bulunmadığı, ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiillerinin hukuki sonuç doğurmayacağı, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça kendi işlemleri ile borç altına giremeyecekleri, bu durumda takibe ve davaya konu bonodaki imzalarından dolayı davacı murisi ...'nın fiil ehliyeti bulunmadığından sorumluluğunun bulunmadığı, dolayısıyla mirasçısı davacı ...'nın da sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı bankanın işlem tarihi itibariyle davacının murisinin fiil ehliyetine haiz olup olmadığını bilecek durumda bulunmadığı, bu yönde dosyaya herhangi bir delil ve belge sunulmadığı gibi bankanın kötüniyeti ispat edilemediğinden kötüniyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava mirasçı sıfatıyla açılmış olup, bu durumda mirası reddetmeyen mirasçılar mecburi dava arkadaşı olup ya hep birlikte dava açmaları ya da terekeye mümessil tayin edilerek temsilci vasıtasıyla dava açılması gerekmektedir. Mahkemece sözü edilen dava şartının yerine getirilmesi için davacı vekiline süre verilerek sonucuna göre işlem yapılması gerekirken bu yön üzerinde durulmaksızın işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.