23. Hukuk Dairesi
23. Hukuk Dairesi 2012/3991 E. , 2012/7243 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ve davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -K A R A R-
Davacı vekili, borçluya ait aracın satışı sebebi ile ...1. İcra Müdürlüğü'nün 2009/1033 Esas sayılı dosyasında düzenlenen sıra cetvelinin 1. sırasında davalıya ayrılan payın gerçek bir alacağa dayanmadığını ileri sürerek, davalıya ayrılan payın müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı alacağının protesto edilmemiş bonoya dayandığı, bu nitelikteki evrakın tanziminin her zaman mümkün olduğu, davalı alacağının muvazaadan ari gerçek bir alacak olduğunun kanıtlanamadığı, davalı alacağının davacı alacağını bertarafa yönelik gerçek dışı ve göstermelik bir alacak şeklinde cereyan ettiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davalıya ayrılan alacak kısmının iptaline ve sıra cetvelinin buna göre yeniden düzenlenmesine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili ve davalı temyiz etmiştir.
1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve muvazaa iddiasının aksinin davalı tarafça ispatlanamamasına göre, davalının temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davacı vekilinin temyizine gelince; dava, muvazaa iddiasına dayalı sıra cetveline itiraz istemine ilişkindir.
Haciz yolu ile takiplerde kıyasen uygulanması gereken İİK'nın 235/3. maddesi uyarınca, sıra cetveline itiraz davalarında sıra cetvelinin iptaline değil, davalıya ayrılan payın, yargılama giderleri de dahil olmak üzere öncelikle davacı alacağının karşılanmasına tahsisine, artan kısım bulunması halinde, davalıya bırakılmasına karar verilmesi gerekir. Bu tür davalarda, davanın kabulü halinde tespit değil, eda hükmü kurulmalıdır. Bu ilkelere aykırı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, yapılan yanlışlığın giderilmesi, yeniden yargılamaya gereksinim göstermediğinden, HUMK'un 438/7 nci maddesi uyarınca hükmün, aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.