8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2016/17386 E. , 2016/14061 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVALILAR : ... vs.
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Davacı 3.kişi vekili, müvekkili şirkete ait 13 adet traktörün haczedildiğini, haczin yapıldığı adreste bulunan ... isimli şahsın müvekilinin komisyoncusu olduğunu, komisyon karşılığında traktör sattığını belirterek haczin kaldırılmasını talep ve dava etmiştir. Davalı alacaklı vekili, haksız açılan davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, dava takip edilmediğinden dosyanın 21.07.2011 tarihinde işlemden kaldırıldığı, 12.08.2011 tarihinde yenilendiği, davacı tarafın 24.07.2014 tarihli son oturuma katılmadığı gibi mazeret beyanında da bulunmadığı, yargılamaya katılan davalı vekilinin de davayı takip etmediğini bildirdiği, bu doğrultuda HMK.'nın 150/6 maddesi gereğince ikinci kez takip edilmeyen davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Kararı, davacı 3. kişi vekili temyiz etmiştir. Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı istihkak davası niteliğindedir. Dava, 1086 sayılı HUMK hükümlerinin yürürlükte olduğu dönemde 30.06.2010 tarihinde açılmış, ilk kez 21.07.2011’de dosya işlemden kaldırılmış üç aylık yasal süre içinde yenilenmiş, bundan sonra 24.07.2014 tarihli oturuma da davacı tarafın katılmaması nedeniyle 6100 sayılı HMK’nun 150/6 maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. 1086 sayılı HUMK.nun 409/1, 3, 5, 6. maddesi; “Oturuma çağrılmış olan tarafların hiçbiri gelmediği veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dava yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir. ../... -2- Yukarıdaki fıkralar hükmü gereğince dosyası işlemden kaldırılmış olan dava, işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde taraflardan birinin dilekçe ile başvurması üzerine yenilenebilir. İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar açılmamış sayılır ve mahkemece bu hususta kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır. Birinci ve ikinci fıkralar gereğince işlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan dava, ilk yenilemeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamaz. Aksi halde beşinci fıkra hükmü uygulanır.” hükmünü taşımaktadır. Anılan madde kapsamında ilk defa işlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan dava (bu) ilk yenilemeden sonra birden fazla takipsiz bırakılamaz. Bir diğer anlatımla 1086 sayılı HUMK’nun yürürlükte olduğu dönemde bir dava en fazla iki kez takipsiz bırakılabilir. 6100 sayılı HMK’nun 320/4. maddesinde ise: “…(4) Basit yargılama usulüne tabi davalarda, işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan dosya, yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılırsa, dava açılmamış sayılır.” düzenlemesi yer almaktadır. Böylece yeni HMK ile basit yargılama usulüne tabi davalarda dosyanın işlemden kaldırılma sayısını kısıtlayan bir düzenleme getirilmiştir. İstihkak davaları da İİK’nun 97/11. maddesi uyarınca genel hükümler dâhilinde basit yargılama usulüne tabidir. Somut olayda çözüme kavuşturulması gereken şey, 1086 sayılı HUMK’nun 409. maddesinin mi 6100 sayılı HMK’nun 320/4. maddesinin mi uygulanacağı konusudur. Yargılama hukuku ile ilgili kurallar genel olarak geriye yönelik uygulanabilir. Ne var ki hukuk sistemimize egemen olan hukuki güvenlik ilkesinin bir gereği olarak geriye yürüyen kuralların uygulanması sırasında kazanılmış haklara dokunulmaması gerekir. Kazanılmış hakkın tanımı, bu konudaki yargı kararlarına ve öğretideki açıklamalara göre “kişinin bulunduğu statüden doğan, kendisi yönünden kesinleşmiş ve kişisel niteliğe dönüşmüş hak” olarak belirtilebilir. 1086 sayılı HUMK’nun 578. maddesinde bu konuda açık bir düzenlemeye yer verilerek, kazanılmış hakları ihlal etmemek kaydı ile bu kanun hükümlerinin geriye yönelik uygulanabileceği açıkça belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK’nda bu konu ile ilgili düzenleme 448. maddesinde yer almaktadır ve bununla, yeni kanun hükümlerinin tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydı ile derhal uygulanacağı öngörülmüştür. Yukarıda yapılan açıklamaların ışığında, HUMK zamanında açılan davalarda davacı sıfatının kazanılması ile birlikte dosyayı iki kez takipsiz bırakabilme konusunda usuli kazanılmış bir hakkın da doğduğunu, böylece takipsiz bırakma süresini kısıtlayan yeni düzenlemenin geriye uygulanamayacağını kabul etmek gerekir. Bu sonuç, Anayasa’nın 36. maddesi ile teminat altına alınan ve 18.05.1954 tarihinde ana metnini imzalayıp, 25.09.1989 tarih, 89/14563 sayılı kararnameyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bağlayıcı yetkisini tanıyan Ülkemizde de geçerlilik kazanmış bulunan AİHS’nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkına da uygun olacaktır. .../.... -3- Öyleyse somut olayda davacı 3. kişinin bir kez takipsiz bıraktıktan sonra, bir kez daha davayı takipsiz bırakma hakkının bulunduğunun kabulü ile 1086 sayılı HUMK’nun 409. maddesindeki prosedürün uygulanması gerekirken 6100 sayılı HMK’nun 150/6. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi hatalı olmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı 3. kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nun 366. ve HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, ve 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,
19.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.