8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2015/4776 E. , 2016/14901 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma Alacağı
Davacı-birleşen davalı ... ile davalı-birleşen davacı ... aralarındaki katılma alacağı davasının kabulüne dair ...
7.Aile Mahkemesi'nden verilen ... sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı-birleşen davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı-birleşen davacı ... vekili, dava dilekçesinde belirtilen taşınmaz ve birleşen dava dilekçesinde belirtilen araç nedeniyle mal rejiminin tasfiyesi ile alacak isteğinde bulunmuştur. Davalı-birleşen davalı ..., yargılama sırasında duruşmalardaki beyanlarında, taşınmaz yönünden hesaplamada vergi borçlarının dikkate alınmasını istediğini belirtmiş, araç yönünden ise davacının herhangi bir hakkı bulunmadığını açıklayarak birleşen davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile, taşınmaz yönünden 47.183-TL'nin tasfiye tarihinden sonra işleyecek yasal faizi ile birlikte, araç yönünden 18.277-TL'nin tasfiye tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı-birleşen davalıdan tahsiline karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı-birleşen davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.... hem asıl dosya hem birleşen dosya davacısı, ... ise hem asıl dosya hem birleşen dosya davalısı olduğu halde gerekçeli karar başlığında ...'ın davacı-birleşen davalı, ...'in ise davalı-birleşen davacı olarak gösterilmesi doğru değilse de bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür (HUMK. Md. 438/7).
Bundan ayrı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 239/3.maddesine göre; aksine anlaşma yoksa, tasfiyenin sona ermesinden başlayarak katılma alacağına ve değer artış payına faiz yürütülür. Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi buna ilişkin mahkeme kararının verildiği tarihtir. Mahkemece hüküm altına alınan alacaklar katılma alacağı niteliğinde olup karar tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmesi gerekirken infaz sırasında .//. yanlış anlaşılmaya sebebiyet verecek ve infazda tereddüt uyandıracak şekilde tasfiye tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmişse de bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür (HUMK. Md. 438/7).