Esas No
E. 2012/6297
Karar No
K. 2013/7790
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
İcra İflas Hukuku

4. Hukuk Dairesi         2012/6297 E.  ,  2013/7790 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ...Ş. aleyhine 10/03/2011 gününde verilen dilekçe ile itirazın iptali istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 06/10/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı ve davalı vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının tüm,davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir

2.Davalının diğer temyiz itirazına gelince; Dava, icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Yerel mahkemece açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.

Davacı vekili, davalı aleyhine belediye emlak vergisinin ödenmemesi nedeniyle icra takibi yaptıklarını, davalı şirket vekili tarafından takip konusu borca, faize ve sair ferilere itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, taşınmazın mülkiyetinin davalıya ait olduğunu, 2002-2010 yılları arasında tahakkuk eden emlak vergisinin ödenmeyen kısmının takibe konulduğunu, ancak davalının takibe itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek davalının yaptığı itirazın iptali ile takip konusu alacağın %40'ından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Yerel mahkemece, yaptırılan bilirkişi incelemesinde takip tarihi itibariyle davalının davacıya 4.221,65 TL asıl alacak olarak borçlu olduğu gerekçesi ile, davanın kısmen kabulü ile takibin bu miktar üzerinden devamına, dava konusu alacak likit olduğundan %40 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

İcra takibine konu edilen emlak vergisi, davacının tek yanlı olarak düzenlediği borç döküm listesine dayalı olup mahkemece itibar edilmeyerek borçlu olunan miktar alınan bilirkişi raporu ile belirlenmiştir. Davalı itirazında haksız değildir.

Uyuşmazlığın çözümü yargılamayı gerektirdiğinden ve tazminat tutarı belirgin (likid) olmadığından, olayda uygulama yeri bulunmayan İcra ve İflas Yasası'nın 67/2. maddesi gereğince davalının icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına yasal olanak bulunmamaktadır. Yerel mahkemece, açıklanan yön gözetilmeyerek, davalının icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenle hüküm fıkrasının icra inkar tazminatına ilişkin "Davalı haksız ve yersiz olarak takibe itiraz ettiğinden ve takibin durmasına sebebiyet verdiğinden dava konusu alacak likit olduğundan

%40 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine” şeklindeki ikinci bendinin tümden silinmesine, davacının tüm, davalının diğer temyiz itirazlarının (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle reddi ile kararın düzeltilmiş bu biçiminin ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine ve temyiz eden davalıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 25/04/2013 gününde oyçokluğuyla karar verildi. Dava, Devlete, Vilayet hususi idarelerine (özel idare gibi) Belediyelere ait (vergi, resim, ceza tahkik ve takiplerine ait mahkeme masrafı, vergi cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi fer'i) alacaklar veya bunlarla ilgili yapılan icra takiplerinden kaynaklanan davadır. 6183 Sayılı Amme alacaklarının tahsiline ilişkin kanununun (1) maddesine göre; Devlete, Vilayet hususi idarelerine ve Belediyelere ait vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait mahkeme masrafı, vergi cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi fer'i alacaklar ile aynı idarelerin akitten, haksız fiil ve haksız iktisaptan doğanlar dışında kalan ve amme hizmetleri tatbikatından olan alacakları ile bunların takip masraflarından kaynaklanan alacakları amme alacağı sayılır. Sayılan bu amme alacaklarının tahsil ve takibi ile ilgili her türlü usuli işlemler ve alınacak her türlü tedbirlerle ilgili olarak 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsiline İlişkin Kanun hükümlerinin uygulanacağı aynı kanunda açıkça düzenlenmiştir. 6183 Sayılı Kanun'un düzenlenmesinin, sınırlı alacaklar ve sınırlı alacaklar ile ilgili yapıldığı göz önüne alındığında bu kanun özel bir düzenlemedir. Bir konuda özel kanun (düzenleme) olan hallerde özel kanunun uygulanacağı, genel düzenlemelerin uygulanamayacağı herkesçe bilinen hukuki bir prensiptir. Dolayısıyla yukarıda sayılan amme alacakları ile ilgili olarak hem genel hükümlerin hemde 6189 Sayılı Kanun düzenlemelerinin isteğe göre uygulanmasının kabulü mümkün değildir. Zira eğer genel hükümler uyuşmazlığı çözüyorsa; o takdirde yasaya koyucu özel olan 6183 Sayılı Kanun'u niye yasalaştırmıştır ? Bir konuda özel düzenleme yoksa veya özel düzenleme hükümleri uyuşmazlığı çözmeye yetmiyorsa, o takdirde genel hükümler uygulanabilir. Aksi halde genel hükümlerin özel düzenlemenin olduğu hallerde uygulanması mümkün değildir. O halde; davaya konu alacağın 6183 Sayılı Kanun'un (1) maddesinde sayılan amme alacaklarından olması, amme alacaklarının tahsili ve yapılacak takiplerde 6183 Sayılı Kanun Hükümlerinin uygulanacağının aynı kanunda açıkça belirtilmesi karşısında, uyuşmazlığın 6183 Sayılı Kanun hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği genel hükümlere göre uyuşmazlığın çözümlenmesinin doğru olmadığı düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşlerine katılmıyorum. 25/04/2013

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog