4. Hukuk Dairesi
4. Hukuk Dairesi 2016/10286 E. , 2016/12274 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... ve ... aleyhine 06/09/2011 gününde verilen dilekçe ile rücuen tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 27/04/2016 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraflar vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1.Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
Mahkemenin 21/02/2014 tarihli ilk hükmü, Dairemizin 05/11/2015 gün, 2014/11939 esas, 2015/12494 karar sayılı ilamı ile bozulmuştur. Bozma ilamının (2-a) numaralı bendinde; davanın rücuen tazminat istemine ilişkin olması nedeniyle zararın doğmasına neden olan davalılardan her birinin yalnızca kendi kusuruna isabet eden miktardan sorumlu olduğu ve rücuda teselsül olmayacağı belirtilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyulmasına rağmen davalıların her birinin kusuruna isabet eden miktar tespit edilerek hüküm altına alınmamıştır. Bozmaya uyulmakla birlikte, bozma ilamının (2-a) numaralı bendinin gereği yerine getirilmediğinden, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm kurulmak üzere kararın bozulması gerekmiştir.
2.Mahkemece, 5.962,22 TL'nin 11/07/2011 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte “davalıdan” alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
HMK'nın 297/2. maddesi uyarınca; hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu yön, kamu düzenine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda gösterilen kurallar gözetilmeksizin, davada iki davalı bulunmasına karşın; infazda tereddüt oluşacak şekilde “davalıdan” şeklinde hüküm tesis edilmesi usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.