Esas No
E. 2014/2195
Karar No
K. 2014/12426
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku

1. Hukuk Dairesi         2014/2195 E.  ,  2014/12426 K.

"İçtihat Metni".....

Taraflar arasındaki davadan dolayı.... Hukuk Hakimliğinden verilen 07.05.2012 gün ve 2009/972 esas 2012/402 karar sayılı hükmün onanmasına ilişkin olan 17.9.2013 gün ve 13830-12634 sayılı kararın düzeltilmesi süresinde davalı .... vekili tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü: -KARAR- Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil, olmadığı taktirde tazminat; birleştirilen dava, ise çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.

Mahkemece, asıl davada; davalı ... hakkındaki davanın pasif sıfat yokluğu nedeniyle reddine; vekâlet görevi kötüye kullanılarak davacıya ait dava konusu taşınmazın devredildiği iddiasının sabit olduğu gerekçesiyle davalı Şirket hakkındaki tapu iptal ve tescil davasının kabulüne; birleşen elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davasının reddine ilişkin olarak verilen karar Dairece, onanmış davalı şirket vekili karar düzeltme isteğinde bulunmuştur.

Davacı, 902 sayılı parseldeki 2 nolu meskenin maliki olduğunu ve 70 yaşında, okuma yazması olmadığını oğlunun, söz konusu dairenin Belediyedeki bazı işlemlerini takip edeceği telkiniyle notere götürdüğünü, noterde hazırlanan vekaletnamenin içeriğinin okunmadığını, oğlu.... hulus ve saffetinden yararlanarak aldığı vekaletname ile dava konusu daireyi hiçbir bedel almadan davalı şirkete devrettiğini öğrendiğini, davalıların el ve işbirliği içinde hareket ettiklerini, dairesini satma iradesi bulunmadığını ileri sürüp tapu kaydının iptali ile adına tescilini, olmazsa değerinin tazminini istemiştir.

Davalı (birleşen davanın davacısı) şirket; vekaletnamenin tümüyle satışa yönelik olduğunu, şirketle bayilik sözleşmesi bulunan davacının oğlu ....şirkete borçları nedeniyle teminat mektubunun bankaya iadesi halinde teminat mektubunun alınması için üzerinde ipotek tesis edilen annesine ait dava konusu taşınmazı ./.. -2- şirkete satmayı teklif etmesi nedeniyle teminat mektubunu paraya çevirmek yerine dava konusu taşınmazı satın aldıklarını bildirip asıl davanın reddini savunmuş, birleşen davasında; davacı ...'nin dava konusu taşınmaza elatmasının önlenmesine ve ecrimisile karar verilmesi isteğinde bulunmuştur. Davalı ..., davaya bir diyeceği olmadığını bildirmiştir. Vekaletin hile ile alındığı iddiasının aynı zamanda vekalet görevinin kötüye kullanıldığı iddiasını da kapsayacağı gerek Yargıtay uygulamalarında ve gerekse doktrinde benimsenmiştir. Borçlar Kanununun temsil ve vekalet akdini düzenleyen hükümlerine göre, vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar. 6098 s. Türk Borçlar Kanununda (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. maddesinde (818 s. Borçlar Kanununun 390.) maddesinde aynen; "Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir. Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür.

Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır." hükmüne yer verilmiştir.

Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir. (TBK'nin 504/1) Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin son fıkrası uyarınca sorumlu olur. Bu sorumluluk BK'de daha hafif olan işçinin sorumluluğuna kıyasen belirlenirken, TBK'de benzer alanda iş ve hizmetleri üslenen basiretli bir vekilinin sorumluluğu esas alınarak daha da ağırlaştırılmıştır.

Öte yandan, vekil ile sözleşme yapan kişi 4721 s. Türk Medeni Kanunun (TMK) 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.

Ne var ki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK'nin 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından ./.. -3- hakim tarafından kendiliğinden (resen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır

Somut olaya gelince; yalıtım işiyle uğraşan davalı Şirketin bayii olan davalı ...'in, bayilik ilişkisi nedeniyle davalı Şirkete borçlarının bulunduğu, davalının borçlarına karşılık .... den teminat mektubu aldığı dava konusu 902 parsel sayılı taşınmazdaki, B-9 Blok, zemin kat 2 nolu mesken davacı adına kayıtlı iken, .... düzenlenen 09 Ekim 2008 tarihli vekaletname'ye istinaden vekil davalı ... tarafından .... lehine 220.000,00 TL bedelli ipotekle yükümlü olarak 40.000,00 TL. bedel karşılığında 10/10/2008 tarihinde davalı şirkete satış yoluyla temlik edildiği; bunun üzerine .... aldığı teminat mektubunun iade edildiği ve dosya içeriğinden davalı ...'in, kredi temin edileceği telkiniyle annesi davacıyı kandırarak vekaleti aldığı anlaşılmaktadır.

Bu olgular yukarıda açıklanan ilkelerle birlikte değerlendirildiğinde, hernekadar davalı ... tarafından kredi alınacağı vaadiyle davacıdan hile ile vekaletname alınmış ise de, vekil ile davalı Şirketin el ve işbirliği içinde davacıyı zararlandırma kastıyla hareket ettiğini söyleyebilme olanağı yoktur. Şöyle ki, davalı şirket davalı ...'den olan alacağını tahsil etmenin peşinde olup, satış bedelinin de davalı ...'in borcuna mahsup edildiği dosya kapsamıyla sabittir.

Hal böyle olunca, tapu iptal ve tescil isteği yönünden davanın reddine, terditli isteklerden tazminat isteğine ilişkin olarak davaya konu taşınmazın gerçek bedelinin davalı ...'den tahsiline birleştirilen davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.

Anılan bu husus, davalı Şirket vekilinin karar düzeltme isteği sonucunda yeniden yapılan inceleme sonucu anlaşıldığından, karar düzeltme isteğinin HUMK'nun 440. maddesi uyarınca kabulüyle, Dairenin 17.09.2013 tarihli, 2012/13830 esas,2013/12634 karar sayılı onama ilamının ortadan kaldırılmasına , yerel Mahkemenin 07.05.2012 gün, 2009/972 esas, 2012/ 402 Karar sayılı kararının yukarıda açıklanan nedenlerden ötürü ( HMK'nun geçici 3. maddesi yollamasıyla ) HUMK' nun 428. maddesi uyarınca (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 25.6.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog