(Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi
(Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi 2014/8180 E. , 2014/16163 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi Dava Türü : Alacak Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... Bakanlık vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1.Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2.Davacı, emekli olmak için iş akdini feshettiğini ileri sürerek, kıdem tazminatı alacağının tahsilini istemiştir. Davalı Bakanlık, davacının taşeronlar bünyesinde çalıştığını beyan ederek davanın husumet yönünden reddini talep etmiştir. Diğer davalı herhangi bir cevap vermemiştir. Mahkemece, davalının husumet itirazını yerinde bulmayarak iş akdinin emeklilik nedeniyle sona erdiğinden bahisle 31/07/2007 fesih tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte kıdem tazminatının tahsiline karar verilmiştir.
Uyuşmazlık kıdem tazminatına hangi tarihten itibaren faizin işletileceğine ilişkindir. 4857 sayılı İş Kanununun 120'nci maddesi yollamasıyla, halen yürürlükte olan 1475 sayılı Yasanın 14'üncü maddesinin birinci fıkrasının dördüncü bendinde, işçinin bağlı bulunduğu kurum veya sandıktan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla ayrılması halinde, kıdem tazminatına hak kazanılabileceği hükme bağlanmıştır. O halde anılan hüküm uyarınca, fesih bildiriminde bulunulabilmesi için işçinin bağlı bulunduğu kurum veya sandıktan yaşlılık, emeklilik, malullük ya da toptan ödemeye hak kazanmış olması şarttır. Bundan başka işçinin bağlı bulunduğu kurum ya da sandığa bahsi geçen işlemler için başvurması ve bu yöndeki yazıyı işverene bildirmesi gerekir. Böylece işçinin yaşlılık, emeklilik, mamullük ve toptan ödeme yönlerinden bağlı bulunduğu mevzuata göre hak kazanıp kazanmadığı denetlenmiş olur. Öte yandan işçinin, sosyal güvenlik anlamında bu hakkı kazanmasının ardından, ilgili kurum ya da sandığa başvurmaksızın kıdem tazminatı talebiyle işyerinden ayrılması ve bu yolla hakkın kötüye kullanılmasının önüne geçilmiş olur. İşçi tarafından bağlı bulunduğu kurum ya da sandıktan tahsise ya da tahsis yapılabileceğine dair yazının işverene bildirildiği anda işverenin kıdem tazminatı ödeme yükümü doğar. Faiz başlangıcında da bu tarih esas alınmalıdır.
Somut olayda davacı emekliliğe ilişkin belgeyi kurumdan alıp işverene ibraz etmediği gibi işten ayrılmadan önce de bir dilekçe verip emeklilik nedeniyle ayrılacağını bildirmemiştir. Bu durumda kıdem tazminatı alacağına dava tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizi yürütülmesi gerekirken akdin fesih tarihinden itibaren faiz yürütülmesi hatalı olup bozma sebebiise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden karar bozulmamalı HUMK'nun 436/2.(HMK 370/2) maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.