(Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi
(Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi 2016/18434 E. , 2016/20480 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava Türü : Olumsuz Yetki Tespitine İtiraz YARGITAY İLAMI
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda; hüküm davalılar vekilleri tarafından süresi içinde temyiz edilmiş, davalı .... vekili tarafından duruşma istenmiş ise de; işin mahiyeti itibariyle duruşma isteminin reddine, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı vekili, müvekkili olan davacı Sendika’nın 13.03.2015 tarihinde dava dışı ... ünvanlı işletme için davalı Bakanlığa yetki tespiti için başvuruda bulunduğunu, Bakanlığın 19.03.2015 tarih ve 75014829/103.02/5752 sayılı yazısı ile olumlu yetki tespiti yaptığını, dava dışı ...’nin bu yetki tespitine karşı Samsun 4. İş Mahkemesi’nin 2015/173 esasına kayden itiraz davası açtığını, davanın reddedildiğini, dosyanın temyiz incelemesi için 7.Hukuk Dairesi’nin 2015/33349 esas sırasında temyizde bulunduğunu, dava dışı ...’nin bu süreç içinde işçilerin iş sözleşmelerini feshederek kıdemlerini sıfırladığını, ancak bu işçilerin aynı gün hiç ara vermeden aynı sigorta sicil numarası üzerinden davalı şirket işçisi olarak çalışmaya başladıklarını, olumlu yetki tespiti yapılan dava dışı ... ile dava konusu edilen olumsuz yetki tespitine konu davalı şirket arasında alt-üst işveren ilişkisi bulunduğunu, bu ilişkinin davalı Bakanlığın yaptığı teftişler sonucu asıl işin ihale ile üst işverenlere yaptırılamayacağından bahisle raporlar düzenlemesi nedeni ile ve davacı Sendika’nın aldığı yetkiyi akamete uğratmak amacı ile 30.06.2015 tarihinde dava dışı ...’nin işi bıraktığını, 30.06.2015 tarihinde vardiyaların bitiminden bir saat dahi ara verilmeden aynı işçiler ile aynı yerde aynı mahal ve mekanda zaten var olan asıl işverenin üretimine devam ettiğini, dava dışı ... döneminde de işveren vekili olan çalışanlar dahi değişmeksizin kağıt üzerinde sadece işveren ünvanlarının değiştiğini, bu bilgiler ışığında davacı Sendika’nın 06.10.2015 tarihinde dava dışı ... ile yapılan yetki tespitinin davalı şirket işletmesi için geçerli olduğunun tespiti amacıyla davalı Bakanlığa müracaat edildiğini, davalı Bakanlığın 22.10.2015 tarih ve 75014829.103.02/23632 sayılı yazısı ile olumsuz yetki tespiti yaptığını, dava dışı ... işçilerinin aynı gün hiç ara vermeden davalı şirket işçisi olarak çalıştıklarının ve olumlu yetki tespitine ilişkin davanın derdest olduğunun gözardı edilerek olumsuz yetki tespiti yapılmasının hatalı olduğunu, dava sonucunun beklenmesi gerektiğini iddia ederek davalı Bakanlığın 22.10.2015 tarih ve 75014829.103.02/23632 sayılı olumsuz yetki tespitinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Bakanlık vekili, davacı Sendika’nın 05.10.2015 tarih ve 217 sayılı yazısı ile dava dışı ... işletmesinde toplu iş sözleşmesi yapmak için yapılan başvuru sonucu Sendika lehine yapılan olumlu yetki tespitine ... tarafından itiraz edildiğini, Samsun 4. İş Mahkemesi’ndeki davanın derdest olduğunu, temyiz aşamasında bulunduğunu, bu süreçte ...’ne ait işletmede çalışan işçilerin iş sözleşmelerinin feshedildiğini ancak aynı sigorta sicil numarası üzerinden davalı şirkette yeniden işe başlatıldıklarını belirterek ... işletmesi için yapılan yetki tespitinin davalı şirket için geçerli olup olmadığının tespitinin yapılmasını, bu yetki tespitinin davalı şirket için geçerli olmadığının tespiti halinde ise davalı şirket işletmesi için 6356 sayılı Kanuna göre yetki tespiti yapılmasını talep ettiğini, bunun üzerine davalı Bakanlıkça yapılan incelemede olumlu yetki tespiti yapılan dava dışı ...’nin 126 işçi çalışanı olan 4.2015.01.01. 10955437.055.13-25.000 SGK sicil numaralı işyerinin 30.06.2015 tarihinde kanun kapsamında çıkarıldığı, burada çalışan işçilerin bir bölümünün 2.2015.01.01 1047537.055.13-43.000 SGK sicil numaralı davalı şirkete ait işyerinde yeniden işe başladıkları ve halen şirketin işçisi olduklarının tespit edildiğini, davalı şirketin, iddianın aksine dava dışı şirketin sicil numarası üzerinden faaliyetine devam etmediğini, iki şirketin işyerlerinin SGK sicil numaralarının farklı olduğunu, davalı şirketin işyerinin 20.07.2015 tarihinde, dava dışı şirketin işyerinin ise 16.03.2013 tarihinde SGK’na tescil edildiğini, ayrıca davalı şirket ile dava dışı ... arasında 01.03.2013 tarihinde yürürlüğe girmek ve 31.12.2015 tarihinde sona ermek üzere 01.03.2013 tarihinde imzalanan Anahtar Teslimi İşletme İşleri Sözleşmesi düzenlediği ve bu sözleşmenin teknik şartnamesinde, işin konusunun asıl işi terminal işletmeciliği olan işverenin kimyevi gübre üretiminin tamamını oluşturan NPK ünitesi işletme işleri, DAP ünitesi işletme işleri, FA1, FA2 ünitesi işletme işleri ve laburatuvar, amonyak, kantar, iskelelerden ünitelere giden konvenyör hatları işletme işlerini ayrıca yardımcı hizmet işleri ile araç işletme işlerini dava dışı ...’nin yerine getireceği, davalı şirketin işçi çalıştırmayacağı şeklinde belirtildiği, verilen işin anahtar teslimi olup usulüne uygun olarak verildiğinin anlaşıldığını, 4857 sayılı Kanunun 2 inci maddesi hükmü dikkate alındığında davalı şirketin asıl işin tamamını dava dışı şirkete verdiğinden asıl-alt işveren ilişkisi bulunmadığı, iş sahibi-yüklenici ilişkisinin sözkonusu olduğunu, asıl-alt işveren ilişkisinde dahi alt işverenin asıl işverenden bağımsız bir işyerinin olduğunun kabul edildiğini, 6356 sayılı Kanun bakımından da yüklenicinin kendi işyeri için asıl işverenden ayrı olarak toplu iş sözleşmesinin tarafı olabilmesinin mümkün olduğunu, 4857 sayılı Kanun 6, 6356 sayılı Kanun 37 ve Borçlar Kanunu’nun 202 inci maddesi hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi halinde işyeri devri halinde toplu iş sözleşmesinin devam edeceğini ancak işyeri devrinden söz edilebilmesi için işletmenin hukuki bir işleme dayalı olarak tüm aktif ve pasifi ile birlikte başka bir işverene devrinin gerektiğini, bu çerçevede davalı şirketin Samsun İşletmesinde bulunan işyerlerinin terminal işletmesi ve gübre üretimi olarak iki bölümden oluştuğunu, dava dışı şirketin ise işyerinin bağımsız olarak kabulü gerektiğini, dava dışı ...’nin faaliyetini tamamen sona erdirerek işçilerin iş sözleşmesinin feshedilmesi ve yasal haklarının tamamen ödenmesi nedeni ile iki şirket arasındaki yüklenici sözleşmesinin sona erdirilmesi işleminin içtihatlar da dikkate alındığında işyeri devri olarak kabul edilemeyeceğini, işçilerin davalı şirket ile yeni iş sözleşmeleri imzalayarak çalışmaya başladıklarını, bu nedenle dava dışı şirket işletmesi için verilen yetki tespitinin sonucunun beklenmesine gerek olmadığını, bu nedenle davacı Sendika’nın talebinin ikinci bölümünün değerlendirmeye alındığını, yetki tespit başvuru tarihi olan 06.10.2015 tarihi itibari ile işyerinde çalışan 176 işçiden 75’ini üye kaydeden davacı Sendika’nın yasanın aradığı çoğunluğu sağlamadığı belirlenerek buna ilişkin olumsuz yetki tespiti yapıldığını, ayrıca davacı Sendika’nın başvurusundan önce davalı şirketin aynı konuda yaptığı 24.08.2015 tarihli başvurusu üzerine de dava dışı şirkete ilişkin yetki tespitinin davalı şirketi bağlamayacağı yönünde görüş bildirildiğini, davacının talebinin ilk kısmının yasaya uygun bir talep olmadığını beyanla davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, davacı Sendika’nın talebinin açık olmaması nedeni ile öncelikle bu hususun açıklattırılması gerektiğini, davacı Sendika’nın dava dışı şirket için verilen olumlu yetki tespitinin davalı şirket için de geçerli olduğunun tespitine karar verilmesini talep ettiğini, ayrıca davalı şirket için yapılan olumsuz yetki tespitinin de iptalinin istenip istenmediğinin belli olmadığını, bu hususların açıklattırılması gerektiğini, her iki talebin yasal dayanakları ve yargı yerlerinin farklı olduğunu, bakanlık görüşünün iptaline ilişkin davanın idare mahkemesinde açılması gerektiğini, ayrıca davanın derdestlikten de reddi gerektiğini, davacının hem temyiz incelemesindeki davanın sonucunun beklenmesini talep ettiğini, beyanlarının birbiri ile çeliştiğini, itirazına somut delillerin ekli olmaması nedeni ile itirazın incelenmeksizin reddi gerektiğini, davacı Sendika’nın da kabulünde olduğu üzere dava dışı şirkette çalışan işçilerin iş akitlerinin feshedilerek kıdemlerinin sıfırlandığını, davacının iddiasının aksine davalı şirket ile dava dışı şirketin işyerlerinin bir çok kez iş müfettişleri tarafından incelendiğini, denetlendiğini, yasaya ve yönetmeliğe aykırı bir yön tespit edilmediğini, aksine gübre üretim işinin tamamının ihale ile yükleniciye verilmesinin mevzuata aykırı olmadığının belirlendiğini, işçilerin aynı SGK sicil numarası üzerinden çalıştırılmadığını, her iki şirket işyerinin birbirinden bağımsız ve ayrı işyerleri olduğunu, olumsuz yetki tespitinin kendilerine tebliğ edilmediğini, ancak yapılacak inceleme ile Bakanlığın sayısal verilerinin doğru olduğunun tespiti halinde davanın reddi gerektiğini, ayrıca davalının tek işyeri bulunduğundan işletme olarak adlandırılmasının doğru olmadığını, dava dışı şirket için yapılan yetki tespitinin davalı şirket için de geçerli olduğuna dair iddianın yasal dayanağının bulunmadığını, davalının terminal işletmeciliği ve gübre üretimi olmak üzere iki alanda işletmecilik yaptığını, gübre üretimini tümü ile dava dışı şirkete verdiğini, dava dışı ... ile 31.12.2015 tarihine kadar sürecek olan sözleşmenin artan maliyetlerle faaliyetine devam edemeyeceğini bildirmesi üzerine karşılıklı anlaşma ile sözleşmenin feshedildiğini, ...’nin bundan sonra işyerini kapatma kararı aldığını, işçilerin iş sözleşmelerinin feshedilerek yasal haklarının ödendiğini, bundan sonra davalı şirketin kısa sürede ihaleye çıkılmasının mümkün olmaması nedeni ile daha önce çalışan işçilerin işsiz kalarak mağdur olmalarını da önlemek işin devamlılığını sağlamak amacı ile dava dışı ... tarafından işten çıkarılan işçilere iş teklif ettiğini, işçilerin tamamına yakınının yeni iş sözleşmeleri ile davalı şirkette çalışmaya başladıklarını, ortada işyeri devri bulunmadığını, BK’nun 202 inci maddesindeki şartların da oluşmadığını, iş sözleşmelerinin feshi ile birlikte işçilerin haklarının ödenmesi nedeni ile içtihatlar da dikkate alındığında işyeri devri olmadığını, bu hususta Bakanlıktan görüş istendiğini, davalı Bakanlığın 28.08.2015 tarih ve 19112 sayılı yazısı ile dava dışı şirket işletmesi için alınan yetki tespitinin davalı şirketi bağlamasının mümkün olmadığı yönünde görüş bildirildiğini, ayrıca dava dışı şirket işçilerinin davalı şirkette çalıştırılmasının sendikal hakların ihlali anlamına gelmediğini aksine işçilerin işsiz kalmalarının önlendiğini beyanla davanın reddini istemiştir.
Mahkemece “...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan davanın 6356 Sayılı Kanun'un 41 ve 42. maddelerine dayanan yetki itirazı talebini içerdiği, davacı Sendika'nın toplu iş sözleşmesi yetkisi aldığı işyerinin asıl sahibinin davalı şirket olduğu, toplu iş sözleşmesi yetkisini bertaraf etmek için önceki işverenle aralarındaki sözleşme feshedilip orada çalışan işçilerin kağıt üzerinde iş akitlerine son verilip davalı şirkette işe girişlerinin yapılıp çalıştırılmaya devam edildiği, bunun işyeri devri olarak kabul edilmesi gerektiği, toplu iş sözleşme yetkisinin davalı şirket açısında da geçerli olduğu anlaşıldığından davanın kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” gerekçesi ile davanın kabulüne ve davalı Bakanlığın yaptığı olumsuz yetki tespitinin iptaline karar verilmiştir.
Mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davacı Sendika vekilinin dava dışı .... yapılan yetki tespitinin davalı şirket işyeri için de geçerli olduğunun tespitini talep ettiğine göre, mahkemece dava dışı .... işyerleri için yapılan olumlu yetki tespitinin kesinleşmesini bekleyerek hasıl olacak sonuca göre eldeki dava hakkında karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir. O halde davalıların bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.