11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2013/13296 E. , 2014/5736 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada verilen 07/05/2013 tarih ve 2012/433-2013/213 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davacıların davalı şirkette 1.612,76 TL pay sahibi olduklarını, davalı şirketin 29.07.2011 tarihinde genel kurul toplantısı düzenleyip, şirket adına kayıtlı parsel üzerinde şirketin ana faaliyet konusu fabrika binasının satışına karar aldığını, şirket hakim hissedarının asıl amacının miras hukuku anlamında mal kaçırmak olduğunu, anılan kararın iptali için osyası ile dava açtıklarını, anılan davanın reddedildiğini, taraflarınca kararın temyiz edildiğini, davalı şirketin bahsedilen davada mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararı halen devam ettiğinden taşınmazın satışını gerçekleştirmek için kötü niyetli olarak olağanüstü genel kurul kararı alarak tasfiye kararı aldığını, 26.07.2012 tarihli olağan üstü genel kurulda her iki davacı adına katılmak için toplantı yerinde hazır olmasına rağmen divan başkanı ve bakanlık komiserinin yetkilerini aşarak temsil ettiği vekaletteki imzanın kendisine ait olmadığından bahisle davacının genel kurulda temsilinin engellendiğini, genel kurulda alınan tasfiye kararının objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, davalının kesinleşmemiş davada tasfiyeyi seçerek taşınmazın satışını gerçekleştirmek istediğini, şirketin cüzi borçları için 10.000.000 USD değerindeki taşınmazın satışının iyi niyetli olmadığını ileri sürerek, davalı şirketin 26.07.2012 tarihli olağanüstü genel kurul kararının öncelikle davacının temsili sağlanmadığı için yok hükmünde sayılmasına, ayrıca alınan karar objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dına düzenlenmiş vekaletnamedeki imzası ile uyuşmadığı hükumet komiserince tespit edildiğinden Av. ...'ın davacı ...'i temsilen toplantıya katılamadığını, davacı ... yönünden ise a azınlık için öngörülen % 10'unun altında kalması nedeniyle işbu davanın reddi gerektiğini, öncelikle davacılar yönünden dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğini, davacıların kötü niyetli olduklarını, alınan tasfiye kararının doğru ve gerekli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. .../... -2-
Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı şirketin 2009 yılında meydana gelen sel baskını nedeni ile fabrika binasının hasar gördüğü ve maddi zararlarının gün be gün artarak devam ettiği, bu nedenle davacının da katıldığı 31.03.2010 tarihli genel kurulda oybirliği ile sermaye artırımının yapılmaması ve tasfiyeye karar verildiği, tasfiye işleminin yürütülmesinde de idare meclisinin yetkili kılındığı, bu hususun ticaret sicil gazetesinde yayınlandığı ve davalı şirketin 2012 yılı 8. ve 12. aylar arasındaki zararlarının 247.848,50 TL olduğu ve 2010 yılında yapılan genel kurulda da davalı şirketin tasfiyesi %90 oranında kabul oyu alarak ve davacının da bu yönde oy kullanması ile karar alındığı, şirketin bulunduğu durum itibari ile 26.07.2012 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan tasfiye kararının 2010 yılında yapılan genel kurulda alınan sermaye artışına gidilmemesi yönündeki genel kurul kararı ile birlikte değerlendirildiğinde 26.07.2012 tarihli genel kurulda alınan tasfiye kararının esas sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırı olmadığı, şirketin içinde bulunduğu durum itibari ile TTK 445. madde çerçevesinde alınan tasfiye kararının iptal sebeplerinin mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.