11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2012/15532 E. , 2014/5978 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada verilen 13.07.2012 tarih ve 2006/220-2012/161 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 18.03.2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalılar vekili Av. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkil ile davalı ...’nin kardeş olduğunu, ikisinin ½ oranında hissedar oldukları unvanlı adi ortaklığın isimli iş yeri ile birleşmesi suretiyle kurduklarını, adi ortaklığın yeni kurulan şirketteki %50 payının davalı üzerinde kaldığını, davalıya hisselerin geçirildiğini, sözleşmenin TTK 520'nci maddesi gereğince hisselerinin devri niteliğinde olmadığını, inançlı işlem konusunu oluşturduğunu, davalı tarafın inanç sözleşmesi gereği kendisine devredilen hisseleri iade etmesi gerektiği halde, davacıya ait %25 hissenin davalı ... tarafından devredilmediğini, 26/02/1996 tarihinde keşide edilen ihtarnameden sonra 07/10/1998 tarihinde ortaklık sözleşmesini yenilediklerini, 17/01/2006 tarihinde davacı hesabına şirket kar payı olarak 63.750 TL gönderildiğini ileri sürerek davalı deki davalı ... adına olan %25 hissenin davacıya ait olduğunun tespiti ile bu hissenin davacı adına tesciline, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla davalı şirketin kuruluş tarihinden itibaren %25 hisseye tekabül eden kardan şimdilik 10.000 TL’nin davalı ... Yalınyedekçiden faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir .
Davalı ... vekili, müvekkili tarafından 1978 yılında unvanlı ticari işletmenin kurulduğunu, daha sonra ağabeyi olan davacıyı da yanına alarak firmayı Adi ortaklık olarak işlettiklerini, 1992 yılında kendi sermayesi ile dava dışı le birlikte davalı şirketi kurduklarını, davalı şirket ile adi ortaklığın birleştiği iddialarının doğru olmadığını, davacının da davalı şirkete ortak olmak istemesi nedeniyle aralarında 30/03/1992 tarihinde sözleşme imzalanmış ise de daha sonra bu sözleşmeden vazgeçildiğini ve adi ortaklığın 1 yıl daha faaliyetine devam ederek 1993 yılında tasfiye edildiğini, taraflar arasındaki sözleşmelerin inançlı işlem niteliğini taşımadığını, davacının davalı şirketin kuruluş aşamasına katılmadığı ve sermaye taahhüdünde bulunmadığından hissedar olmasının mümkün olmadığını, adi ortaklığın tasfiyesinden sonra davacının davalı şirkette 1998 yılında emekli oluncaya kadar işçi olarak çalıştığını, işçi olarak çalıştığı şirkette aynı zamanda ortak olduğu iddiasının yasal .../... -2- dayanaktan yoksun olduğunu, 14 yıl aradan sonra davanın açılmasının kötü niyetin göstergesi olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacı ile davalı ... arasında düzenlenen 30/03/1992 tarihli ortaklık sözleşmesine göre, firmada mevcut %50 ..., %50 H. ait hisselerin tamamının 04/03/1992 tarihinde kurulan devredildiği, yeni şirketteki hisse oranının %50 olduğu, %50 hissedarı ... olup, bu hissenin %25‘ini daha önce ortak olduğu vereceğinin taahhüt altına alındığı, yine 07/10/1998 tarihli “Ortaklık Sözleşmesidir” başlıklı yazıda da .’deki ...’ye ait hissenin %50 hissesinin %25‘inin ...’ye %25'inin ise ait olduğunun kabul edildiği, tüzel kişiliği bulunmayıp sözleşmeye dayanan her türlü ortaklık ilişkisi hakkında adi ortaklık hükümlerinin uygulanması gerektiği, böylelikle davacı ile davalı ... arasında gizli bir adi ortaklık ilişkisinin bulunduğu, bilirkişiler her ne kadar şirketin tasfiyesine karar verilmesi gerektiğini belirtmiş iseler de şirketin işleyiş şekli ve tarafların iradelerinin tasfiye olmadığı da dikkate alındığında davalı ...’nin davalı şirkette bulunan %50 hissesinin yarısı olan %25’nin davacıya ait olduğunun tespiti ve aidiyetine karar vermek gerektiği, yine davalı şirketin sunduğu belgeler ile Vergi Dairesi'nden celp edilen 1992 ila 2000 yılları arasındaki vergi masrafları ve tahakkuk eden vergilere ilişkin belgelere göre davalı şirketin özvarlığının dava tarihi itibariye 868.335,78 TL olduğu, davacının hissesine tekabül eden özvarlığın ise 217.083,94 TL olduğu, davalı ... tarafından davacıya banka havalesi ile 17/01/2006 tarihinde gönderilen 63.796 TL nin davalı şirketin kuruluş tarihinden paranın havale tarihine kadar davacının davalı şirketteki %25 hissesine tekabül eden miktara ilişkin kar payı olduğunun kabul edilmesi gerektiği, buna göre de davacının talep ettiği 10.000 TL’lik kar payının tescil eden hissesine isabet eden kısmının makul sınırlar içinde olduğu gerekçesiyle davacının tespite ilişkin talebinin kabulü ile ... adına kayıtlı %50 hissesinin %25’nin davacıya aidiyetinin tesbitine ve davacı adına tesciline, talep ile bağlı kalınarak 10.000 TL kâr payının 04/02/2006 tarihinden itibaren değişen oranlarda reeskont faizi ile birlikte davalı ...’den alınarak davacıya verilmesine, kar payından kaynaklanan fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına karar verilmiştir.
Kararı davalılar vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.