11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2014/6966 E. , 2014/14265 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada verilen 08.10.2013 tarih ve 2012/106-2013/179 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK'nın 3156 sayılı Kanun ile değişik 438/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin uzun yıllardır kullandığı adına çeşitli ülkeler ve nezdinde tescilli olan " esas unsurlu tanınmış markalarının bulunduğunu, davalı şirketin ibareli marka başvurusu yaptığını, başvuruya yaptıkları itirazların davalı kurumun Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nca nihai olarak reddedildiğini, ancak başvuru konusu markanını müvekkili markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzerlik taşıdığını, okunuşlarının aynı olduğunu, davalı kurumunu da benzerliği ve müvekkili markasının tanınmışlığını kabul ettiğini, tanınmışlık nedeniyle farklı sınıflarda dahi tescil engeli varken başvuru ile tescil edilmek istenen 25 ve 35. sınıflarda müvekkili tescilinin daha önce olduğunu, kötü niyetli davalı şirket başvurusunun korunamayacağını ileri sayılı kararının iptalini, 2010/21523 sayılı marka başvurusunun tescili halinde hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili kurumca taraf marka ve başvurusunun belirli bir derecede benzeştiği kabul edilmekle birlikte davalının, esas unsurunu içeren, önceki davacı kullanımı ve tesciline ses çıkarmadığı, sessiz kalarak cevaz verdiği 2005/43502 ve 2007/45381 sayılı markalarının tescil kapsamı gözetildiğinde aynı/aynı tür emtialar olan dava konusu başvuru için 25 ve 35. sınıf mal ve hizmetler hakkında müktesep hakkı bulunduğunun tespit edildiğini, ihtilafa konu ibarelerin 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında ayniyet taşımadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, öncelik hakkının müvekkiline ait kabul edilmesi gerektiğini, markalar arasında tescile engel bir benzerliğin bulunmadığını, farklı malların tüketiciye sunumu için 35. sınıf kapsamındaki tescillerin aynı/aynı tür mallar olarak kabul edilemeyeceğini, tescil engeli sayılamayacağını, davacının 25. sınıfta tescilli 3 adet markası varsa da kullanımı ve ürününün bulunmadığını, karıştırılma ihtimalinden söz edilemeyeceğini, müvekkilinin ilk tescili tarihinde davacının henüz tanınmış marka statüsünü kazanamadığını, 2001'den önce fiilen, ardından tescilli olarak ibaresini emtialarında kullanan müvekkilinin kötüniyetli sayılamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı markalarının başvuru kapsamındaki çekişmeli 25 ve 35. sınıflardaki tüm emtia ve hizmetler için tescilli olduğu, başvuru konusu markanın İngilizce bilenlerce şeklinde, bilmeyenlerc" biçiminde telafuz edileceği, davacı markalarında tek veya asıl unsuelimesi olup "eklinde okunan bu sözcüğün dilimizde bir anlama gelmediği, şu halde, davacı ve davalı markaları arasında kavramsal bir benzerlikten söz edilemeyeceği, görsel bir benzerliğin de bulunmadığı, İngilizce okunuş halinde kısmi bir işitsel benzerliğin ortaya çıkabileceği, ancak tek başına bu kısmi benzerliğin ortalama tüketici algısında işaretlerin genel olarak benzer algılanmasına yeterli olmadığı, bu nedenlerle benzerlik ve karıştırma ihtimalinin bulunmadığı, bir an için benzerlik kabul edilse dahi davalının 2005/43507 sayılı ibareli markasının esas unsur itibariyle başvuruyla aynı olduğu gibi, başvuruya konu çekişmeli mal/hizmetleri de içerdiği, davalının bu markasını 2001 yılından bu yana kullandığı, taraflar arsında çekişmeli bir marka olmadığı, davalının bu sebeple kazanılmış hakkının da bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.