11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2014/7679 E. , 2014/14932 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada bozmaya uyularak verilen 03/03/2014 tarih ve 2013/558-2014/89 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalılardan ...'un 10.10.1997 tarihinde tescil edilerek kurulan ortakları olduğunu, şirketin %60 payının davalı ...'e, %40 payının ise müvekkiline ait olup, davalı ...'in kuruluştan itibaren şirket müdürü ve yetkilisi olarak tayin edildiğini, davalı ...'in rekabet yasağına rağmen %50 oranında ortağı ve yetkilisi olduğu unvanlı yeni bir şirket kurduğunu, yapımını üstlendiği daire ve dükkanların büyük kısmının davalı ... tarafından satılmış olmasına karşın satış bedellerinin hiçbirinin defterlere kaydının yapılmadığını, müvekkili tarafından şirketin fesih ve tasfiyesi için açılan davada, davalı ...'in şirket müdürü olarak çalıştığı dönemde şirketi iyi yönetmediği, defter ve belgeleri usulüne uygun tanzim etmediği hususlarının tespit edildiğini, davalı ...'in davalı ...'in babası olup, daire satışlarından elde edilen miktarların hesabına girmesi gerekirken davalıların özel hesaplarına intikal etmesinin müvekkilinin mağduriyetine neden olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL maddi, 15.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 25.000,00 TL'nin 19.03.2001 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkillerinden ...'un ile bir ilgisinin olmadığını, bu nedenle Nezir hakkındaki davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, taraflar arasındaki ortaklıktan dolayı sayılı davası ile kesin hüküm oluştuğunu, aynı sebeplerden dolayı şirketin tasfiyesine ve davacının alacağına karar verildiğini, buna rağmen yeni bir dava ile talepte bulunulmasının mümkün olmadığını, davacının istemlerinin zamanaşımına uğradığını ve yerinde bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, şirketin uğradığı zararla ilgili olarak maddi tazminat isteminde bulunulması mümkün ise de, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmesinin istemesi gerekli olup, davacının açtığı davada maddi tazminatın kendisine verilmesini istemiş olması nedeniyle olay ve dava tarihlerinde yürürlükte bulunan yasa hükümleri itibariyle davanın dinlenebilir olmadığı, manevi tazminat istemi yönünden ise, yapılan işlemlerin daha ziyade şirketin maddi varlığıyla ilgili olduğu, kişinin mal varlığına yönelik saldırının, kişisel değerlere yönelik saldırı olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle, maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.