11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2014/3719 E. , 2014/13921 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada bozmaya uyularak verilen 21.11.2013 tarih ve 2013/199-2013/258 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin uzun zamandan beri faaliyette bulunmaması nedeniyle münfesih sayıldığını, müvekkilinin faal olduğu dönemlerde kullanmış olduğu banka teminat mektuplarına karşılık hesaplarına davalı tarafından bloke konulduğunu ve bloke konulan bu hesapların işletilerek gelir elde edildiğini, bloke konulan hesapların işletilmesinden vergi dairesince kesilen ceza ihbarnamelerinin tebliğiyle haberdar olduklarını, tahakkuk eden vergilerin bir kısmının ödendiğini ancak davalı bankanın bloke koyduğu hesapları serbest bırakmak için son üç yıl içinde alınan sirküler örneği talep ettiğini, gayrifaal bulunan müvekkili şirketten böyle bir belgenin temin edilmesinin mümkün olmadığını, şirketi temsil yetkisinin en son yetkili kişilere ait olduğunu, bu hususun davalı banka tarafından göz ardı edildiğini ve müvekkilinin ağır maddi kayıplara uğramasına neden olduğunu, hesaplar hakkında da bilgi verilmediğini, davalının hesaplar üzerinde müvekkilinden yetki almadan birçok işlem gerçekleştirdiğini, davalıya ihtarname keşide edildiğini ancak ihtarnamenin de sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, davalı şirket nezdinde müvekkili şirket ve yönetim kurulu başkanı adına açılmış bütün hesapların, hesaplara ilişkin yetkilendirme işlemlerinin, teminat mektubu karşılığı alınan masraf ve komisyon bedellerinin, teminat mektuplarına istinaden gümrüklerle yapılan yazışmaların tespitini, ortaya çıkacak alacaklarının taraflarına ödenmesini talep ve dava etmiş, 27/09/2011 tarihli ıslah dilekçesi ile de 100.000 TL üzerinden davayı ıslah ettiğini bildirmiştir.
Davalı vekili, yönetim kurulu üyelerinin görev süresinin üç yıl olduğunu, aradan 20 yıllık bir süre geçtiğini bu nedenle şirketin organsız kaldığını, davacı şirkete kesilen vergi cezalarıyla müvekkilinin bir ilgisinin bulunmadığını, bu cezaların kurumlar vergisi beyannamesinin verilmemesi nedeniyle kesildiklerini, davacı tarafla kredi sözleşmesi imzalandığını ve teminat mektupları verildiğini ancak teminat mektuplarının iade edilmediğini, bu nedenle yasa gereği ve imzalanan kredi sözleşmesi uyarınca müvekkilinin davacının hesapları üzerinde hapis ve rehin hakkının bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; uyuşmazlığa uygulanması gereken 6762 sayılı TTK'nın 314. maddesi uyarınca idare meclisi azalarının en çok 3 yıl müddetle seçilebileceği, somut olayda, geçikmesinde sakınca bulunan bir hal de bulunmadığından,1987 yılında seçilen ve 3 yıllık görev süresi sona eren yönetim kurulu üyesinin verdiği vekaletle davaya devam edilmesinin mümkün olmadığı, davacı tarafın, verilen süreye rağmen, 6762 sayılı TTK'nın 314. maddesi kapsamında geçerli bir vekalet sunamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.