22. Hukuk Dairesi
22. Hukuk Dairesi 2017/33615 E. , 2017/13920 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı ve davalı ... vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı İsteminin Özeti: Davacı, davalı üniversitede alt işverenler nezdinde çalıştığını, iş sözleşmesini kanuni şartları yerine getirerek emekli olmak sureti ile feshettiğini ileri sürerek ödenmeyen kıdem tazminatının davalılardan tahsilini istemiştir. Davalı Cevabının Özeti: Davalı kurum vekili, kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini; davalı şirket vekili ise asıl işverenin üniversite olduğunu davacının kendi bünyesinde sadece bir dönem sigortalı olarak çalıştığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir. Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, emeklilik için işten ayrılan davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshettiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Temyiz: Kararı davacı ve davalı Üniversite vekilleri temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere göre davacı ve davalı üniversitenin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Taraflar arasında davacı işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. Hükmüne uyulan bozma ilamında; dava dilekçesinde beyan edilen ücret ile dosyada bulunan imzasız 2013 yılı Şubat ayı bordrosunda belirtilen ücret miktarının çelişkili olmasına karşın bu çelişki giderilmeden karar verilmesinin hatalı olduğu belirtilmiştir.
Mahkemece bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda; davacının dava dilekçesinde asgari ücret ile çalıştığını belirtmiş olması gerekçe gösterilerek davacının en son asgari ücret ile çalıştığı kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de; varılan sonuç dosya içeriği ile örtüşmemektedir. Davacının 2013 yılı Şubat ayı bordrosunda, aylık çıplak ücret brüt 1.175,06TL olarak belirtilmiş olup, bozma sonrasında davalı şirketten davacının son ücret bordrosu istenildiğinde davalı şirketçe yine aynı bordronun gönderildiği anlaşılmaktadır. Bordroda bildirilen ücret ile Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarındaki ücretin birbiri ile uyumlu olduğu görülmektedir. Davacı yanın bordrodaki ücrete göre hesaplama yapılmasını talep ettiği ve dava dilekçesindeki ücret yazımının maddi hataya dayalı olduğu anlaşıldığından; davalı tarafından sunulan bordrolara itibar edilerek kıdem tazminatının hesaplanması yerine dava dilekçesindeki maddi hataya dayalı bildirilen miktara itibar edilerek davacının son ücretinin asgari ücret olarak kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3.Taraflar arasında, davalı yanca kıdem tazminatından mahsubu gereken bir ödeme yapılıp yapılmadığı diğer bir uyuşmazlık konusudur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır.
Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istkirar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki easaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir. (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK)
Mahkemenin, Yargıtay'ın bozma kararına uyulması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Kazanılmış haklar Hukuk Devleti kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir.” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazıanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmakadır: Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili bir yeni kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usuli kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Benzer şekilde; uygulanması gereken bir kanun hükmü, karar kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilirse usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir. (HGK'nun 21.01.2004 gün, 2004/10-44 E, 19 K.). Bu sayılanların dışında ayrıca; görev konusu, hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı, harç ve maddi hataya dayanan bozma kararlarına uyulmasında olduğu gibi kamu düzeni ile ilgili konularda usuli kazanılmış haktan söz edilemez (Baki Kuru, Hukuk Mahkemeleri Usulü-6.Baskı, cilt 5, 2001).
Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada, ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir.
Somut uyuşmazlıkta, bozma ilamında dosya içerisinde bulunan imzalı ancak tarihsiz kıdem tazminatı bordrosu ile davalı üniversite tarafından davacının 3 yıl 9 ay 22 gün çalışmasına karşılık yapılan kıdem tazminatı ödemesinin mahsubu gerektiği belirtilmiş ise de; yapılan bu ödemenin talep edilen hizmet süresini kapsayan dönem için ödenip ödenmediği dosya kapsamı ile net olmadığından bu hususun araştırmaya muhtaç olduğu, bu yönüyle bozmanın maddi hataya dayalı olduğu anlaşılmaktadır. Bozma sonrası yapılan yargılamada davacı vekili; davacının 1993-1999 yılları arasında üniversitede çalışması bulunduğunu ve bu dönem nedeniyle kıdem tazminatı ödendiğini, oysa kıdem tazminatının 01.03.1999-28.03.2013 yıllarını kapsayan dönem bakımından talep edildiğini beyan etmiştir.
Mahkemece, bozma ilamında mahsubu gerektiği belirtilen kıdem tazminatı ödemesinin 11.02.1993-1999 yılı için olduğu, davacının 1999 yılında kıdemi ödenerek alt işverenler nezdinde çalışmaya devam ettiği ve dava konusu dönemin 01.03.1999-28.03.2013 arası alt işverenler nezdinde çalışılan dönem olduğu, dolayısıyla kıdem ödemesinin mahsup edilemeyeceği gerekçesiyle kıdem tazminatından yapılan ödeme mahsup edilmeden hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma hüküm kurmaya elverişli değildir. Taraflar arasında davacıya 3 yıl 9 ay 22 gün karşılığı 179,131.00 TL kıdem tazminatı ödemesinin yapıldığı ve ödemenin davacının Üniversite bünyesinde kadrolu işçi olarak çalıştığı döneme ait olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davalı üniversite, davacının 15.02.1998-31.12.1999 tarihleri arasında üniversitenin kadrolu işçisi olarak çalıştığını, davacının kıdem tazminatının ise 1.3.1999 tarihinden itibaren hesaplandığını ve ödemenin mahsubu gerektiğini savunmakta olup, uyuşmazlık davacının üniversitede hangi tarih aralığında kadrolu işçi olarak çalıştığı konusundadır.
Mahkemece, Sosyal Güvenlik Kurumundan davacının 15.02.1998-31.12.1999 tarihlerini kapsayan döneme ilişkin çalışmalarının bildirildiği işyerlerinin bilgileri, adresleri, bu döneme ait işten ayrılış bildirgeleri ve işe giriş bildirgeleri davacının üniversite bünyesinde kadrolu işçi olarak çalıştığı dönemin tespit edilerek bildirilmesi istenilmeli; davalı üniversiteden davacının hangi yıllar arasında alt işveren işçisi olarak değil de üniversitenin kadrolu işçisi olarak çalıştığı, 3 yıl 9 ay 22 gün karşılığı 179,131.00 TL kıdem tazminatı ödemesinin davacıya hangi tarihte yapıldığını ve hangi tarihler arası çalışma için yapıldığını gösterir belgeler istenilmeli ve tüm dosya birlikte değerlendirilerek davacının üniversitenin kadrolu işçisi olarak çalıştığı dönem netleştirilmelidir. Ödenen kıdem tazminatının 01.03.1999 tarihinden önceki çalışma dönemi için olduğunun belirlenmesi halinde mahsup yapılmaması doğru olacağından şimdiki gibi karar verilmeli, aksi halde talep edilen dönemi kapsayan tutarda ödeme kıdem tazminatından mahsup edilmelidir. Mahkemece bu husus gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 12.06.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.