12. Ceza Dairesi
12. Ceza Dairesi 2015/13095 E. , 2017/3313 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme
Hüküm : TCK'nın 136/1, 43/2. maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 43/1, 53/1-2-3, 63. maddeleri gereğince mahkumiyet Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın, facebook sosyal paylaşım sitesinde kurduğu “Erzurum Bayan Eskort Tanıtım” adlı grupta, geçimlerini fuhuş yaparak temin ettiklerini bildiği mağdurlara ait cep telefonu numaralarını, onların bilgisi ve rızası dışında yayımlamak suretiyle zincirleme şekilde verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu işlediğinin kabul edildiği olayda,
Hükmün gerekçesinde sanığın kolluk tarafından müdafii hazır bulunmaksızın alınan ve mahkeme huzurunda doğrulanmayan ikrarı içerir ifadesine de dayanılarak CMK'nın 148/4. maddesi ihlal edilmiş ise de, yerel mahkemece dosyada mevcut olan diğer deliller de açıklanıp tartışılarak sanığa yüklenen suçun sübut bulduğu sonucuna varılması ve sanığın kolluk tarafından alınan ifadesi dışındaki mevcut delil durumuna göre de yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin anlaşılması karşısında bu husus bozma sebebi sayılmamıştır.
TCK'nın 136/1. maddesinde bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası öngörülmüş iken, anılan maddede, suç tarihinden sonra ve karar tarihinden önce 06.03.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6526 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 4. maddesi ile yapılan değişiklikle ceza miktarının iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası olarak belirlenlenmiş olması karşısında,
TCK'nın 7/2. maddesi gereğince, suçun işlendiği zamandaki kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunun ilgili tüm hükümlerinin somut olaya ayrı ayrı uygulanması ve her iki kanuna göre hükmedilecek sonuç cezalar belirlendikten sonra sanığın lehine olan kanunun tespiti ile lehe kanunun bir bütün halinde uygulanması ve bu durumun kararın gerekçesine yansıtılması suretiyle hüküm kurulması gerektiği gözetilmemiş ise de, temel cezanın 1 yıl hapis cezası olarak belirlenmesi nedeniyle yerel mahkemece suç tarihindeki lehe düzenleme uyarınca uygulama yapıldığı ve 6526 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile yapılan değişikliğin sanık aleyhine sonuç doğuracağı açıkça anlaşıldığından, bu husus bozma nedeni olarak kabul edilmemiştir.
Temel ceza belirlenirken,
TCK'nın 61/1. madde ve fıkrasında yer alan ölçütler nazara alınarak, dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte ve isabetle değerlendirilip, denetime olanak verecek ve somut gerekçeler de gösterilmek suretiyle, aynı Kanun'un 3/1. madde ve fıkrası uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken, temel cezanın asgari hadden tayin edilmesi, temyiz edenin sıfatına göre, bozma nedeni olarak kabul edilmemiştir. Anayasa Mahkemesinin,
TCK'nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarına ilişkin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilebileceği değerlendirilmiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin sübuta, takdiri indirim maddesinin uygulanmamasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmamasına ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, eleştiri dışında, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA, 19.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.