22. Hukuk Dairesi
22. Hukuk Dairesi 2017/7252 E. , 2017/10681 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde 26.05.2010-05.09.2011 tarihleri arasında aralıksız çalıştığını, iş akdinin davalı tarafça haklı bir neden olmaksızın, ihbar öneli kullandırılmadan feshedildiğini iddia ederek bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının hizmet akdine dayalı çalışması olmadığını, davacının iş akdine dayalı çalışması olması halinde işvereninin ... olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir. Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Temyiz: Kararı davalı vekili temyiz etmiştir. Gerekçe:
1.Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Davacı işçinin fazla mesai yapıp yapmadığı, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde ve hafta tatillerinde çalışıp çalışmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla mesai yaptığını, ulusal bayram -genel tatil günlerinde ve hafta tatillerinde çalıştığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla mesai, bayram genel tatil ve hafta tatili çalışmasının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, belirtilen taleplerin bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları şahit beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır. Fazla mesai, bayram ve genel tatil ve hafta tatili çalışmasının yazılı delil ya da şahitle ispatı imkan dahilindedir.
Dosya içeriğinden davacı işçinin 18.06.2010-05.09.2011 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığı, Mahkemece hükme esas teşkil eden bilirkişi raporunda fazla mesai, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil ücretlerine ilişkin hesaplamaların; hiçbiri işyerinde çalışmayan, davacının çocukluk arkadaşı olan davacı tanıklarının beyanları doğrultusunda yapıldığı anlaşılmıştır.
Davacının anılan alacaklarının davalı işyerinde çalışmayan ve çalışma düzeni hakkında bilgi sahibi olması beklenemeyecek davacı tanık beyanlarına göre belirlendiği, tanık beyanlarının soyut olduğu, beyanlarına itibar edilemeyeceği gözetilmeksizin, davacının tüm hizmet süresince bu tanık beyanlarına göre taleplerini ispat ettiği kabulü hatalı olup, fazla çalışma, bayram genel tatil ve hafta tatil alacaklarının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
3.Davacının kıdem tazminatı hesabında esas alınan hizmet süresi taraflar arasında bir diğer uyuşmazlık konusudur.
Dosya içeriğinden davacının davalı işveren aleyhine açtığı hizmet tespiti davasının yargılaması sonucu; davacının davalı şirkete ait tescilsiz işyerinde 18.06.2010-05.09.2011 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak asgari ücretle 438 gün çalıştığı, 438 günlük çalışmasının Kuruma bildirilmediğinin tespitine karar verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 30.12.2013 günlü ilamı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır. Buna göre dava konusu kıdem tazminatı alacağının yargı kararı ile kesinleşen 438 gün üzerinden hesaplanması gerekirken, 444 gün üzerinden yapılan hesaplamaya itibarla hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 09.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.