Esas No
E. 2014/4050
Karar No
K. 2014/14000
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

11. Hukuk Dairesi         2014/4050 E.  ,  2014/14000 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada ... (Kapatılan) 15. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17/12/2013 tarih ve 2013/146-2013/153 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacılar vekili, asıl davada müvekkili... 'in davalı şirketin yönetim kurulu başkanı ve genel müdürü, diğer iki müvekkilinin ise yönetim kurulu üyesi ve genel müdür yardımcısı olduğunu, her üçünün de murahhas aza olduklarını, davalı şirketin diğer beş yönetim kurulu üyesinin müvekkillerinin haberi olmaksızın yeni bir karar defteri çıkartarak kendi aralarında yönetim kurulu yaptıklarını, yapılan bu yönetim kurulu toplantılarından 14.06.2012 tarih 2012/A-1 sayılı yönetim kurulu toplantısında ... 'in yönetim kurulu başkanlığına, ... 'nun başkan vekilliğine seçildiğini, ... , ... , ... ,... ve ... 'ın müşterek imza ile davalı şirketi temsil ve ilzama yetkilendirildiklerini ve şirket adresinde farklı bir adreste yönetim kurulu toplantısı yapılmasına karar verildiğini, aynı tarih ve 2012/ A-2 sayılı diğer yönetim kurulu kararı ile müvekkillerinin görevden alınarak tüm ilişkilerinin kesilmesine karar verildiğini, yönetim kurulu toplantısı hazırlığı yapmanın, yönetim kurulunu toplantıya çağırmanın, yönetim kurulu toplantısı yapmanın yönetim kurulu başkan ve vekiline ait bir yetki olduğunu, yönetim kurulu üyelerinin yönetim kurulunun toplanmasını sağlamak için gündemle çağrı yapılmasının gerekli olduğunu, yoksa yönetim kurulu üyelerinin başkanı, vekili ve diğer yönetim kurulu üyelerini hiçe sayarak gıyabında karar defteri çıkartarak yönetim kurulu yapmasının mümkün olmadığını, bu yönetim kurulunun yok hükmünde olduğunu, yönetim kurulunun sıhhatli toplanması halinde dahi murahhas azaları görevden almasının mümkün olmadığını, bu yetkinin sadece genel kurula ait olduğunu, bu sebepten ötürü de alınan kararların yok hükmünde olduğunu ileri sürerek, 14.06.2012 tarih 2012/A-1 ve 14.06.2012 tarih 2012/A-2 nolu yönetim kurulu kararlarının yoklukla malul olduğunun tespitine ve iptaline karar verilmesini; birleşen davada ise 19.07.2012 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısı yapıldığını, bu kararın usulüne uygun toplantıya çağrılmayan bir yönetim kurulu tarafından, şirket merkezi dışındaki bir adreste alındığını, ayrıca şirketin yasal karar defteri olmasına rağmen usul ve yasaya aykırı olarak tasdik ettirilen bir karar defterine yazılıp, tasdikle ilan ediliğini ileri sürerek, bu genel kurulda alınan tüm kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, asıl davada yönetim kurulu üyelerinin görevini sona erdirici bir düzenlemenin getirilmediğini, sadece görev dağılımının yeniden yapıldığını, toplantı ve karar yeter sayılarına riayet edilerek yapılan toplantıya davetin şekle tabi olmadığını, yönetim kurulunun işlevini yerine getirmek için uygun gördüğü yerde toplanmakta ve bunu karar altına almakta serbest olduğu, kaldı ki davacıların bu kararların iptalinde hukuki yararlarının bulunmadığını, çünkü birleşen davaya konu 19.07.2012 tarihli genel kurul toplantısına davacıların da iştirak ettiklerini ve bu toplantıda yeni yönetim kurulu belirlemesi yapıldığını; birleşen davada ise genel kurula çağrının usulüne uygun olduğunu, tüm hissedarların temsil edildiğini, davacıların muhalefetlerinin usulüne uygun olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.

Mahkemece, asıl davada dava konusu yönetim kurulu kararlarının alındığı tarihte yürürlükte bulunması sebebiyle 6103 Sayılı Kanun uyarınca somut olaya 6762 Sayılı TTK hükümlerinin uygulanacağı, 6762 Sayılı TTK'nın 316. Maddesinde "idare meclisi azaları esas mukavele ile tayin edilmiş olsalar ile umumi heyet kararı ile azlolunabilirler " hükmünün yer aldığı, yönetim kurulu üyelerinin esas sözleşme ile atanmış olsalar bile görevden almaya yetkili organın genel kurul olduğu, somut davada davalı şirketin esas sözleşmesinin geçici 1. maddesi ile ilk üç yıl için davacıların yönetim kurulu üyeliğine, davacılardan ...'in yönetim kurulu başkanlığına, davacılardan ...'un ise başkan vekilliğine atandığı, esas sözleşmenin geçici 2. maddesinde davalı şirketin temsil ve ilzamının ne şekilde gerçekleşeceğine ilişkin ayrıntılı düzenlemelerin bulunduğu, bu düzenlemeye göre davacılar esas sözleşme ile yönetim kurulu üyesi olarak atandıkları gibi, yine esas sözleşme ile kendilerine yönetim kurulu başkanlığı ve başkan vekilliği görevinin verildiği, buna karşın davalı şirketin 14.06.2012 tarih 2012/A-1 sayılı yönetim kurulu kararında davacıların esas sözleşmeyle kendilerine verilen yönetim kurulu başkan ve başkan vekilliği görevinin sona erdirilerek yerlerine diğer yönetim kurulu üyeleri arasından atama yapılmasına ve esas sözleşme ile belirlenmiş temsile ilişkin tüm yetkilerin kaldırılmasına karar verildiği, 6762 Sayılı TTK'nın 385/1 maddesine göre; esas sözleşmede herhangi değişiklik yapmak ya da esas sözleşme hükmünü kaldırmanın genel kurula ait bir yetki olduğu, davalı şirketin yönetim kurulunun genel kurula ait yetkiyi kullanmak suretiyle 6762 sayılı TTK'nın emredici olan 385.maddesine aykırı hareket ettiği ve 14.06.2012 tarih 2012/A-1 sayılı kararının emredici hükme aykırılık sebebiyle yoklukla batıl olduğu, 14.06.2012 tarih 2012/A-2 sayılı yönetim kurulu kararında ise davacıların genel müdürlük ve genel müdürlük yardımcılığı görevlerin sona erdirildiği gibi şirket ile tüm ilişkilerinin kesilmesine de karar verildiği, bu ibarenin davacıların yönetim kurulu üyeliğinin sona erdirilmesi anlamını da içerdiği, zira anılan kararda sadece genel müdür ve yardımcılığı sıfatlarının sona erdirilmesi ile yetinilmeyerek, şirketle tüm ilişkilerinin kesildiğinin özellikle vurgulandığı, 6762 Sayılı TTK'nın 316. maddesi hükmü uyarınca bu yetkinin genel kurulun vazgeçilemez ve devredilemez yetkilerinden olduğu, davalı şirketin yönetim kurulunun genel kurula ait yetkiyi kullanmak suretiyle 6762 Sayılı TTK'nın 316.maddesindeki emredici hükmü ihlal ettiğinden 14.06.2012 tarihli 2012/A-2 sayılı yönetim kurulu kararının da yoklukla batıl olduğu ayrıca, her ne kadar TTK'da yönetim kurulunun çağrısı şekil şartına bağlanmamış ise de; herhangi bir ihtilaf halinde çağrının yapıldığını ispat yükünün MK 6.maddesi uyarınca çağrıyı yapana ait olduğu, davacılara toplantı çağrısının yapıldığına ilişkin herhangi bir somut delil bulunmadığı, toplantıya yönetim kurulu üyelerinden bir veya birkaçının kasten çağrılmaması halinde alınan kararların yoklukla malul olduğu, birleşen davada ise 19/07/2012 tarihli Olağanüstü Genel Kurul toplantısının yapıldığı tarih itibariyle 6102 Sayılı yeni kanun hükümlerinin uygulanacağı, genel kurula davete kural olarak yönetim kurulunun yetkili olduğu, yönetim kurulunun da usulüne uygun olarak toplanması ve en azından oyçokluğuyla karar alması gerektiği, genel kurula davetin yetkisiz organ tarafından yapılması halinde ise, söz konusu genel kurulda alınan kararların yoklukla malul olacağı, somut olayda davalı şirketin yönetim kurulunun genel kurulu olağanüstü toplantıya çağırmasına ilişkin 25/06/2012 tarihli kararında, söz konusu kararın (2012/A-4) sekiz kişilik yönetim kurulunda yer alan davacılar ... , ... , ...'ye haber verildiği ispat olunamayan bir toplantıda alındığı , davacıların yalnızca toplantının özünü teşkil eden gündemin 3.maddesinde yer alan yeni yönetim kurulu seçimine değil, aynı zamanda ilk 2 maddesini teşkil eden açılış ve başkan, katip ve oy toplayıcıdan oluşan başkanlık divanının kurulması da dahil tüm gündem maddelerine itiraz ederek itirazlarını tutanağa geçirdikleri, 14/06/2012 tarihli 2012/A-1 ve 2012/A-2 sayılı yönetim kurulu kararlarının yok hükmünde olduğu ve olmayan bir yönetim kurulu kararına göre toplanan genel kurulun da yoklukla malul olduğu, ticaret siciline tescilin hukuki işlemlerin sakatlığını giderici bir etkisinin bulunmadığı, davacılar bu şekilde yapılan çağrıya muhalif kaldıklarından söz konusu genel kurulun çağrısız genel kurul olarak nitelendirilmesinin de mümkün olmadığı, yönetim kurulunun usulüne uygun toplanmayarak bu hususta yetkisiz kimselerce yapılan davetin geçersiz olduğu gerekçeleri ile davanın kabulü ile 19/07/2012 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısının ve bu toplantıda alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmiştir.

Kararı asıl ve birleşen davada davalı şirket vekili temyiz etmiştir.

1.Asıl davada, yönetim kurulunun çağrısız olarak toplandığı ve karar aldığı gerekçesi ile de davanın kabulü ile yönetim kurulunun kararının hükümsüz olduğuna karar verilmesi, karar tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 330. maddesi uyarınca yönetim kurulunun toplantıya çağrısı bir şekle tabi olmadığından ve dava konusu yönetim kurulu kararı, toplantı-karar nisabına uygun olarak alındığından doğru bir gerekçeye dayalı değil ise de; usul ve yasaya uygun olan diğer gerekçelerle yönetim kurulu kararının hükümsüzlüğüne karar verilmesi doğru olduğundan davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile sonucu itibariyle doğru olan hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.

2.Birleşen davada ise, genel kurul kararının hükümsüzlüğü talep edilmiş, mahkemece davaya konu genel kurula çağrı yapan yönetim kurulu kararlarının hükümsüz olduğu ve yönetim kurulu varken yeni yönetim kurulu seçiminin hükümsüz olduğu gerekçesi ile hükümsüzlük kararı verilmiş ise de;genel kurula çağrı yapan yönetim kurulunun çağrı kararı toplantı ve karar nisabına uygun olarak verildiğinden yok hükmünde olmayıp, usulüne uygun olarak toplantı ve karar alan genel kurul yeni yönetim kurulu seçebileceğinden bu gerekçe ile de hükümsüzlük kararı verilmesi doğru olmamıştır.

Mahkemece dava konusu edilen genel kurulda, davacılar muhalefet şerhi de verdiklerine göre, iptali sebeplerinin gerçekleşip gerçekleşmediği, alınan kararların kanuna, ana sözleşmeye, iyiniyet kurallarına aykırı olup olmadığı tartışılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, genel kurul kararına ilişkin bu davada verilen hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile sonucu itibariyle doğru bulunan asıl davada verilen hükmün HUMK 438/son maddesi uyarınca değişik gerekçe ile ONANMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin birleşen dava sonucu verilen hükme yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile birleşen davada verilen hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.