8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2017/2912 E. , 2017/11615 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili dava dilekçesinde, vekil edenlerinin babası ...'in 1927 doğumlu olduğunu, serebral atrofi ve alzheimer hastası olduğunu, bugüne kadar birçok taşınmazını elden çıkardığını, elde ettiği bedellerin ne olduğunu ve ne yaptığını bilmediğini, savurganlığının had safhada olup malvarlığını kötü yönettiğini ve hatta yönetemediğini açıklayarak ...'in kısıtlanmasına karar verilerek kendisine vasi atanmasına karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, ....Hastanesine ait kurul raporu ve mahkeme gözlemine göre kısıtlı adayı hakkında vasi tayinini gerektirir bir durum bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'un 405,406 ve 408. maddeleri kapsamında kalan, akıl sağlığı, malvarlığını kötü yönetme, savurganlık ve yaşlılık sebeplerine dayalı kısıtlanma kararı verilmesi istemine ilişkindir.
1.TMK'nun 405. v 408. maddeleri yönünden yapılan inceleme; dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan davacılar vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Türk Medeni Kanunu'un 406. maddesinde; "Savurganlığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı veya malvarlığını kötü yönetmesi sebebiyle kendisini veya ailesini darlık veya yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açan ve bu yüzden devamlı korunmaya ve bakıma muhtaç olan ya da başkalarının güvenliğini tehdit eden her ergin kısıtlanır." hükmü yer almaktadır. Dava dilekçesinde kısıtlanması istenilenin bugüne kadar birçok taşınmazını elden çıkardığı, elde ettiği bedellerin ne olduğunu ve ne yaptığını bilmediği, savurganlığının had safhada olup malvarlığını kötü yönettiği ve hatta yönetemediği iddiası da olduğu halde; mahkemece, Türk Medeni Kanunu'nun 406. maddesi uyarınca herhangi bir araştırma ve değerlendirme yapılmamıştır. Vesayet hakkındaki hükümlerin kamu düzenine ilişkin olduğu, Mahkemece re'sen araştırma yapılabileceği de gözetilerek, Türk Medeni Kanunu'nun 406. maddesinde yer alan hususlar yönünden de re'sen ve tarafların gösterecekleri delillerin toplanıp değerlendirilmesi yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi yerine eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.