8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2015/19637 E. , 2017/11511 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R
Davacı ... Kartal vekili, evlilik birliği içerisinde kredi çekmek suretiyle davalı adına edinilen taşınmaz yönünden mal rejiminin tasfiyesi ile fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak 20.000,00 TL katılma alacağının faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 03.09.2014 tarihinde harcı tamamlamak suretiyle 05.12.2014 tarihli celse talep miktarlarını 72.500,00 TL olarak açıklamıştır. Davalı ... vekili, davacının malvarlığının edinilmesinde hiçbir katkısının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile tasfiye tarihi olan 05/12/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 56.296,93 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 s.lı HMK 33 m). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, katılma alacak isteğine ilişkindir.
Tasfiyeye konu taşınmazın, bedelinin tamamının ya da bir kısmının kredi ile karşılanması durumunda, kredi veren kuruluşa yapılan geri ödemelerin isabet ettiği dönemden, miktarından ve taksit sayısından hareketle mal rejiminin tasfiyesi sonucunda eşlerin alacak miktarları belirlenir. 4721 sayılı TMK'nun 202/1.maddesi gereğince edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde yapılan ödemelerde, eşler lehine değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacak hakları doğabilecektir. Kredi borcu ödemelerinin bir kısmının mal rejiminin devamı süresince, bir kısmının da daha sonraki tarihlerde yapılmasında, mal rejiminin geçerli olduğu dönemin sonrasına sarkan ödemeler, dava konusu taşınmazın borcu kabul edilerek tasfiye gerçekleştirilir.
Yukarıda açıklandığı gibi iki döneme yayılan kredi borcu ödeme tablosu mevcut olduğunda: öncelikle, mal rejiminin sona erdiği tarihte henüz vadesi gelmediği için ödenmemiş kredi borç miktarının, toplam kredi borcuna oranı bulunur. Sonra bulunan bu kredi borç oranının, taşınmazın toplam satın alım bedeli karşısındaki oranına dönüşümü gerçekleştirilir. Tespit edilen bu oranın, taşınmazın tasfiye tarihindeki (karara en yakın) sürüm(rayiç) değeri ile çarpılmasıyla borç miktarı belirlenir. Bu ilke ve esaslara göre saptanan taşınmazın borç miktarı, tasfiye tarihindeki sürüm değerinden düşüldükten sonra kalan miktar, değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacağı hesaplamasında göz önünde bulundurulur. Buna göre; öncelikle, tasfiyeye konu taşınmazın satın alma bedeli, bunun kredi ile ve varsa kredi dışında eşlerin kendi imkanları ile karşıladıkları miktarlar ve oranları ile tasfiye (karara en yakın) tarihindeki sürüm(rayiç) değeri ayrı ayrı belirlenmelidir.
Açıklamalar doğrultusunda hesaplama yapılabilmesi için, iddia ve savunma çerçevesinde, taşınmazın satın alınmasına ilişkin akit tablosuyla birlikte tapu kaydı, kredi sözleşmesi ve kredi borcu ödeme tablosu dahil finans kuruluşu kayıtları, ihtiyaç duyulması halinde eşlerin malın alınmasında katkı olarak kullandıklarını ileri sürdükleri malvarlıklarına ilişkin sair belgeler bulundukları yerlerden getirtilerek uyuşmazlığın çözümünde göz önünde bulundurulmalıdır.
Uyuşmazlığın çözümünde kullanılabilecek belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden oluşan kurulundan da yardım alınmalıdır.
Somut uyuşmazlık incelendiğinde; taraflar 13.08.2003 tarihinde evlenmiş, 14.06.2013 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 06.11.2013 tarihinde kesinleşmesi ile boşanmıştır. Tasfiyeye konu edilen 4 nolu mesken 25.03.2011 tarihinde satış yolu ile davalı adına tapuya tescil edilmiş, 29.07.2013 tarihinde ise dava dışı üçüncü şahsa satılmıştır. Mesken satın alınırken Finansbank'tan davalı adına 37.500,00 TL 120 ay vadeli konut kredisi çekildiği, evlilik birliği içinde 26 taksit ödendiği, boşanma davasından sonra 29.07.2013 tarihinde taşınmaz satılarak erken ödeme ile kredinin kapatıldığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, yazılı şekilde taşınmazın rayiç değerinden boşanma dava tarihinden sonra erken kapama ile ödenen borç miktarı düşülmesi suretiyle davacı lehine katılma alacağı hesaplanmış ise de bu görüşe katılma olanağı yoktur. Eşlere ait kişisel ve edinilmiş mallar, malrejiminin sona ermesi anındaki durumlarına (nitelik, seviye, aşama vs) göre değerlendirilir (TMK'nun 228/1. m). Tasfiyeye konu 4 nolu meskenin, mal rejimi sona erdiği tarih itibariyle borç durumu gözetilerek söz konusu kredinin evlilik birliği içinde ödenen taksit tutarı ile mal rejiminin sona erdiği tarihten sonraya sarkan taksit tutarları yönünden oranlama yapılarak yukarıda izah edilen ilkeler doğrultusunda davacının katılma alacağı hesaplanması gerekirken yazılı şekilde yapılan hatalı hesaplama ile hüküm tesisi bozma nedeni yapılmıştır.