8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2017/3604 E. , 2017/10908 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Dava , itirazın kaldırılması ve takibin devamına ilişkindir. Mahkemece uyuşmazlığın çözümünün yargılamayı gerektirdiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı alacaklı, 22.06.2015 tarihinde başlatmış olduğu haciz istekli icra takibi ile ödenmediğini iddia ettiği 01.12.2013 ile 01.05.2015 tarihleri arası kira paraları toplamı 66,500 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiş, ödeme emrinin davalıya 25.06.2015 tarihinde tebliğ edilmesinden sonra davalı süresinde ve 02.07.2015 gününde, icra takibine itiraz ederek yeni bir sözleşmenin varlığından sözetmiş, eski ve takibe dayanak sözleşmenin iptal edildiğini, borcun bulunmadığını bildirmiştir. Davaya ve icra takibine dayanak yazılı kira sözleşmesi 01.12.2012 başlangıç tarihli ve 6 yıl süreli olarak taraflar arasında imzalanmıştır. Aylık kira bedeli 3500 TL olarak kararlaştırılmıştır. Davalı kiracı, bu sözleşmenin varlığına ve sözleşmedeki imzasına karşı çıkmamış, aynı başlangıç ve aynı süreli, aynı kira bedelli ikinci bir yazılı kira sözleşmesini dosyaya ibraz etmiştir. Sunulan ikinci sözleşmede dayanak sözleşmenin iptal edildiğinden, taraflarca sözedilmemiştir. Davacının takibe dayanak yaptığı yazılı kira sözleşmesi itiraza uğramadığından, İ.İ.K'nun 68. maddesinde sayılan belge niteliğinde olup, davalının sözleşmenin iptal edildiği iddiasını ayni nitelikteki yazılı belge ile ispat etmesi gerekecektir. Bu durum davalı tarafça ispat edilemediğinden, halen taraflar arasında geçerliliğini koruyan dayanak yazılı kira sözleşmesi hükümlerine göre uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekir. Ayrıca taraflar arasındaki uyuşmazlık, takibe konu aylar kira bedellerinin, davacı alacaklıya ödenip ödenmediği noktasındadır. Kira bedellerinin ödendiğini kiracı ispat edecektir. İkinci sözleşme de, takibe konu kira borcunun ödendiğine ilişkin bir belge niteliğinde değildir. Bu durumda, ortada yargılanmayı gerektiren bir husus bulunmadığından, mahkemece işin esasının incelenerek, neticesine göre bir karar verilmesi için kararın bozulması gerekmiştir.