8. Hukuk Dairesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2017/3722
- Karar No
- 2017/11631
- Karar Tarihi
- 27.09.2017
- Dava Türü
- Hukuk
- Hukuk Alanı
- Genel Hukuk
- Karar Sonucu
- BOZULMASINA
8. Hukuk Dairesi 2017/3722 E. , 2017/11631 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R
Davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine kira alacağı ve tahliye istemli olarak başlatılan icra takibine davalı borçlunun itirazı üzerine davacı icra mahkemesinden itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuş mahkemece davanın reddine karar verilmiş karar davacı alacaklı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı alacaklı,15/01/2012 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli yazılı kira sözleşmesine dayanarak 07/12/2015 tarihinde başlattığı icra takibi ile 19.250.00 TL kira alacağının tahsilini talep etmiş, davalı borçlu süresinde verdiği itiraz dilekçesi ile; taşınmazın kiracısı olmadığını, taşınmazın kiracılarının Erdoğan Pişkinken ve Necmi Kaya olduğunu, takibe konu eski kira sözleşmesinin iptal edilmeyerek takibe konulduğunu belirterek borca itiraz etmiştir.
İİK'nun 269/2 maddesinde "borçlu itirazında kira akdini ve varsa buna ait sözleşmedeki imzasını açık ve kesin olarak reddetmezse akdi kabul etmiş sayılır",
İİK'nun 269/b maddesinde de "Borçlu itirazında kira akdini ve varsa mukavelenamede kendisine izafe olunan imzayı reddettiği takdirde alacaklı; notelikçe re’sen tanzim veya imzası tastik edilmiş bir mukavelenameye istinat ediyorsa merciden itirazın kaldırılmasını ve ihtar müddeti içinde paranın ödenmemesi sebebiyle kiralananın tahliyesini istiyebilir.” düzenlemesi bulunmaktadır.
Davalı itirazında; takibe dayanak yazılı kira sözleşmesinin varlığına ve sözleşmedeki imzasına itiraz etmediğine göre taraflar arasındaki kira sözleşmesinin varlığı kesinleşmiş olup, uyuşmazlık yargılamayı gerektirmez. Mahkemece, işin esası incelenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.