(Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi
(Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi 2014/20186 E. , 2015/22834 K. "İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava Türü : Alacak
YARGITAY İLAMI
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı ve davalı ... Gıda Tarım Su Ürn. Oto. Mak. Turz. Tic. Ltd. Şti. tarafından istenilmekle, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1.Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı şirketin tüm, davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine,
2.Davacı, iş sözleşmesinin haklı neden olmadan işverence fesih edildiğini ileri sürerek, kıdem, ihbar tazminatları ile fazla çalışma, genel tatil ve yıllık izin ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davacının iki dönem halinde çalışıp iş aktinin feshedilip, tazminatlarının ödendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davacıya ödenen kıdem ve ihbar tazminatının makbuz niteliğinde sayılarak hak ettiği kıdem ve ihbar tazminatından mahsup edileceği, belirtilen parayı almadığını beyan eden davacının aksini ispat etmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, ibranamedeki ödemelerin yapılıp yapılmadığı ve yıllık izin süresinin hesaplanmasında davacının çalışmalarının birleştirilip birleştirilmeyeceği noktalarında toplanmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra düzenlenen ibra sözleşmeleri için yasal koşulların varlığı aranmalıdır. Ancak 6098 sayılı Borçlar Kanununun yürürlükte olmadığı dönemde imzalanan ibranamenin geçerliliği sorunu, Dairemizin konuyla ilgili ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmelidir. İbranamenin feshi izleyen bir aylık süre içinde düzenlenmesi ve ödemelerin banka kanalıyla yapılmamış oluşu 01.07.2012 tarihinden önce düzenlenen ibra sözleşmeleri için geçersizlik sonucu doğurmaz.
Somut olayda, davacının imzasını taşıyan 05.11.2011 tarihli ibranamede kıdem ve ihbar tazminatı olarak belirli bir meblağın ödendiği belirtilmiştir. Davacı sözkonusu miktarların ödenmediğini savunmuştur. Bu nedenle ibranamede belirtilen ödemelerin yapılıp yapılmadığının tespiti açısından davalı şirketin ticari kayıtları üzerinde mali açıdan inceleme yapılarak ödemenin yapılıp yapılmadığı belirlenip sonuca gidilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi isabetsizdir.
3.4857 sayılı Kanunun 54 üncü maddesinde, yıllık ücretli izine hak kazanmak için gerekli sürenin hesabında, işçinin aynı işverenin bir veya çeşitli işyerlerinde çalıştığı sürelerin birleştirilerek göz önüne alınacağı hükme bağlanmıştır. Bu durumda, işçinin daha önce aynı işverenin bir ya da değişik işyerlerinde geçen hizmetlerinin yıllık izne hak kazanma ve izin süreleri hesabı yönlerinden dikkate alınması gerekir. Kamu kurum ve kuruluşlarında geçen hizmetlerin de aynı gerekçeyle izin hesabı yönünden birleştirilmesi zorunludur. Bununla birlikte, işçiye önceki feshe bağlı olarak kullanmadığı izin ücretleri tam olarak ödenmişse, bu dönemin sonraki çalışma sürelerine eklenerek izin hesabı mümkün değildir. Önceki çalışma döneminde izin kullandırılmak veya fesihte karşılığı ödenmek suretiyle tasfiye edilmeyen çalışma süreleri, aynı işverenin bir ya da değişik işyerlerindeki çalışmalara eklenir. İşçinin aralıklı olarak aynı işverene ait işyerinde çalışması halinde, önceki dönemin kıdem tazminatı ödenerek feshedilmiş olması, izin yönünden sürelerin birleştirilmesine engel oluşturmaz. Yine, önceki çalışılan sürede bir yılı doldurmadığı için izne hak kazanılmayan süreler de, işçinin aynı işverene ait işyeri ya da işyerlerindeki sonraki çalışmalarına eklenerek yıllık izin hakkı belirlenmelidir. Yıllık izin, özde bir dinlenme hakkı olup, aralıklı çalışmalarda önceki dönem zamanaşımına uğramaz.
Davacının davalı işyerinde 01.03.2005-06.05.2007 ile 05.02.2008-04.11.2011 tarihleri arası iki dönem halinde çalıştığı, iki çalışma dönemi arasında 5 yıldan fazla süre geçmediği anlaşıldığından davacının çalışma sürelerinin birleştirilerek yıllık izin alacağının hesaplanması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yapılan hesaplamaya değer verilerek karar verilmesi hatalıdır. O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmamalıdır.