2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2016/9915 E. , 2018/2173 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı kadın tarafından erkeğin kabul edilen davası, kusur belirlemesi, tazminat ve nafaka miktarları ve kendisi için tedbir nafakasına hükmolunmaması yönünden; davalı-davacı erkek tarafından ise kusur belirlemesi, tazminatlar ve nafakalar ve velayet yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-davacı erkeğin tüm, davacı-davalı kadının ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2.Mahkemece, boşanmaya sebep olan olaylarda erkek ağır kusurlu kabul edilerek karşılıklı açılan boşanma davalarının kabulüne karar verilmiş ise de dosya kapsamı ve toplanan delillerden; kadının herhangi bir kusurlu davranışının ispatlanamadığı anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında erkek; mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışlarına göre boşanmaya sebep olan olaylarda tam kusurludur. Açıklanan nedenlerle erkeğin karşı davasının reddine karar verilmesi gerekirken, kabulü doğru olmamış ise de; davacı-karşı davalı kadının boşanma davasında verilen boşanma hükmü temyizin kapsamı dışında bırakılmak suretiyle kesinleştiğinden, erkeğin boşanma davası konusuz hale gelmiştir.Bu durumda erkeğin davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve davanın açıldığı tarihteki, tarafların haklılık durumuna göre vekalet ücreti ve yargılama giderleri ile ilgili bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
3.Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı-davalı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat azdır. Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanununun 50 ve 52. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK m. 174/1) ve manevi (TMK m. 174/2) tazminat takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.
4.Davacı-davalı kadının tedbir nafakası talebi hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi doğru görülmemiştir.