Esas No
E. 2016/20241
Karar No
K. 2018/2570
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

8. Hukuk Dairesi         2016/20241 E.  ,  2018/2570 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

DAVA TÜRÜ : Katkı Payı Alacağı

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiş olup hükmün davalılar/dahili davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı ... vekili, dava dilekçesinde belirtilen malvarlıkları nedeniyle mal rejiminin tasfiyesi ile iptal-tescil olmadığı takdirde alacak isteğinde bulunmuştur. Davalılar/dahili davalılar ... ve ... vekili, davanın reddini savunmuştur. Davalı ...'ın yargılama sırasında vefat ettiği, mirasçılarının davalılar/dahili davalılar ... ile ... olduğu anlaşılmıştır. Mahkemenin davacının murisi ... adına kayıtlı ... plakalı otomobilin 1/2 oranındaki payının davacıya ait olduğunun tespitine, tescil isteğinin reddine, davacının diğer taleplerinin reddine dair ilk kararı, davacının temyizi üzerine Dairenin 21.10.2010 tarih, 2010/1385 esas-2010/4932 karar sayılı kararı ile "...Davacının ... plakalı araca ilişkin temyiz itirazlarına gelince; uyuşmazlık konusu 1978 model araç 25.12.1991 tarihinde satın alma yoluyla tarafların miras bırakanları ... adına tescil edilmiştir. Davacı, uyuşmazlık konusu aracın alımına ziynet eşyaları ile katkıda bulunduğunu açıklamıştır. Davacı tanığı ...'da, söz konusu aracın satış bedelinin büyük oranda davacının ziynet eşyaları ile ödendiğini ifade etmiştir. Mahkemece, davacının kişisel malı olan ziynet eşyalarının paraya çevrilmesi ile katkıda bulunulan aracın alım tarihi olan 25.12.1991'deki değeri gözetilerek davacının yaptığı katkı oranının bulunması, belirlenen bu katkı oranının aracın dava tarihi itibariyle saptanan değeriyle çarpılmak suretiyle davacının katkı payı alacağı hesaplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir...." gereğine işaret edilerek ... plakalı araç yönünden araştırmaya yönelik olarak bozulmuş, dava konusu diğer malvarlıkları yönünden onanmıştır. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacının davasının kısmen kabulü ile, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, 8.544-TL'nin 25.04.2000 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesi üzerine; hüküm davalılar/dahili davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre, davalılar/dahili davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Davalılar/dahili davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 s.lı HMK 33 m). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, sağ eş tarafından, diğer mirasçılara karşı açılan katkı payı alacak isteğine ilişkindir. Mahkemece hükme esas alınan hesap bilirkişi raporundan hareketle 8.544-TL'ye hükmedilmişse de, bu karara katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki; Mahkemece hükme esas alınan hesap bilirkişi raporunda davacının katkı oranının %7.12 olarak belirlendiği anlaşılmaktadır. Ne var ki, mahkemece bozma öncesi verilen ilk kararda davacının dava konusu araca yarı oranında katkı sağladığı kabul edilmiş, bu karar davalı tarafça temyiz edilmemiş, davacının temyizi üzerine davacı lehine bozulmuştur. Yargıtay'ın bozma kararına mahkeme tarafından uyulması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak doğduğuna göre, kazanılmış hakları ihlal edecek şekilde davacının katkısının yarı oranından (%50'den) daha az belirlenerek karar verilmesi doğru değildir. Bundan ayrı, ölüme bağlı mal rejiminin tasfiyesi davaları sonucu belirlenecek katkı payı alacağı, terekeye ait borç olup, mirasçıların miras paylaşımından önce ödenmesi gerektiği kabul edilmektedir. Terekeye ait borç ödendikten sonra kalan miktar, mirasçılar arasında miras payları oranında paylaşılır. Tereke borçlarından bu sıfatını kaybetmemiş tüm mirasçılar, kişisel olarak (4721 s.lı TMK 599/2 m) ve müteselsilen (TMK 641 m) sorumludurlar. Her ne kadar, davacı temyize konu davayı terekenin alacaklısı sıfatıyla açmış ise de; davacı da dahil davanın tarafları, ortak mirasbırakan ...'ın mirasçısıdırlar ve tereke borçlarından yukarıda açıklanan kanuni düzenlemeler çerçevesinde hepsi de sorumludurlar. Başka bir anlatımla, mirasçılık sıfatına sahip olduğundan (TMK'nun 499), alacaklı ve borçlu sıfatı davacı sağ eşte birleşmiştir. Taraflarca, mirasçılardan her hangi birinin mirasçılık sıfatını yitirdiği (4721 s.lı TMK 511 vd, 578 vd, 605 vd maddeleri) iddia edilip kanıtlanmamıştır. Tüm bu açıklamalar nedeniyle, davacı mirasçı sağ eşin mal rejiminin tasfiyesi nedeniyle talep ettiği ve terekeye ait borç sayılan alacak miktarından, davanın mirasçılar arasında görülmesi nedeniyle, davacıda dahil bütün mirasçılar miras payları oranında sorumludurlar. Ne var ki, hükme esas alınan hesap bilirkişi raporunda davacının ve davalıların miras paylarının dikkate alınmadığı da anlaşılmaktadır. Tüm bu açıklamalar uyarınca, mahkemece, aracın dava tarihi itibariyle tespit edilen değeri olan 1.200,00-TL'nin %50 katkı oranı ile çarpılması sonucu bulunan 600,00-TL katkı payı alacağının davalıların her birinin 1/4'er miras payının olduğu da gözetilerek davalılardan tahsiline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Ne var ki, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür (HUMK m. 438/7, HMK 370/2).

SONUÇ: Temyiz olunan hükmün yukarıda (2) nolu bentte açıklanan sebeple hüküm fıkrasının “1-Davacının açmış olduğu davasının KISMEN KABULÜ ile, fazlaya ilişkin taleplerin REDDİNE, 8.544,00-TL'nin 25/04/2000 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine,” şeklindeki 1.bendinin hüküm fıkrasından tamamen çıkarılmasına, yerine “1-600,00-TL'nin davalıların her birinin 1/4'er miras payının olduğu da gözetilerek 25/04/2000 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle

birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine” cümlesinin yazılmasına, hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'nun 438/7. fıkrası gereğince düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, davalılar/dahili davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddine, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 21.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.