Esas No
E. 2018/564
Karar No
K. 2018/2683
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku

8. Hukuk Dairesi         2018/564 E.  ,  2018/2683 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün dahili davalı ... vekili ve davalı Hediye ... mirasçısı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine dahili davalının duruşma istemi gider olmadığından reddedilmiş olmakla, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı ... vekili, vekil edeni tarafından öncesi 5, 6 ve 7 parsel olan taşınmazlarda davalılar murisi ...'a ait hisseleri 4.12.1974 tarihli senet ile satın alındığını, taşınmazların ... Kadastro Mahkemesi'nin 1984/20 Esas, 1999/17 Karar sayılı ilamı neticesinde 6, 7, 638 ve 640 parsellere ayrıldığını ve bu parsellerde davalılara hisse verildiğini açıklayarak, 6, 7, 638 ve 640 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile vekil edeni adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Yargılama esnasında davacı ... ölmüş, mirasçıları tarafından yargılamaya devam edilmiştir. Davalılardan ... vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuş, diğer davalılar ve davaya dahil edilen davalı ... savunmada bulunmamışlardır. Mahkemece, davanın kabulü ile en son ifraz sonucu oluşan 6, 645, 647, 648, 650, 654 ve 656 parsel sayılı taşınmazların tapu kaydında davalılar ... ..., ..., ... ..., Hediye ... (Kınık), ... (Kınık), ... (...), ... (...) ve dahili davalı ...'in adlarına olan hisselerin iptali ile davacı ... adına mevcut hissesi ile tevhit edilmek sureti ile tapuya yeniden kayıt ve tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, dahili davalı ... vekili ve davalı Hediye Kınık mirasçısı ... tarafından temyiz edilmiştir. Dosya içeriği ve ... 2.nolu Kadastro Mahkemesi'nin 1984/20 Esas ve 1999/17 Karar sayılı dava dosyasından; dava konusu 6 ve 7 parsel sayılı taşınmazların senetsizden davalıların mirasbırakanı ... (4 pay) ve dava dışı arkadaşları adına paylı mülkiyet hükümlerine göre 16.12.1959 tarihinde tespit edildiği, itiraz edilmesi üzerine Tapulama Müdürlüğü'nün 6.10.1980 tarih 585 karar sayılı kararı ile itirazların reddine karar verildiği, Hazine ve diğerleri tarafından komisyon kararının iptali için dava açıldığı, ... 2.nolu Kadastro Mahkemesi'nin 1984/20 Esas ve 1999/17 Karar sayılı dava dosyası ile yapılan yargılama neticesinde, 5, 6 ve 7 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin tespit ve komisyon kararlarının iptali ile 4.12.1998 tarihli teknik bilirkişi raporunda 6 parselde A harfi ile gösterilen 44.150m2 ve 7 parselde E harfi ile gösterilen 125.850m2lik toplam 170.000m2lik kısmın belgeli olarak, 6 parselin B harfi ile gösterilen 57.200m2 ve 7 nolu parselin C harfi ile gösterilen 44.800m2lik toplam 100.000m2lik kısmın da 3402 sayılı Yasanın 14.maddesindeki kazandırıcı zamanaşımı ile edinme şartları gerçekleştiğinden tamamı 960 hisse itibari ile hisseleri oranında ... ve arkadaşları adlarına tesciline (eldeki davanın davalıları olan ... eşine 24 hisse ile 12'şerden 72 payın...adlarına tesciline karar verildi), 6 parselde D harfi gösterilen 36.050m2 lik kısım ile 5 parsel sayılı taşınmazın Hazine adına tesciline karar verildiği,hükmün Yargıtay denetiminden geçerek 20.7.2001 tarihinde kesinleştiği, 6 parsel sayılı taşınmaz 638 ve 639 nolu parsellere, 7 parsel de 640 parsele ifraz edilerek dava konusu taşınmazların bir kısım payının eldeki davanın davalıları adlarına hisseleri oranında 29.6.2001 tarihinde tescil olduğu görülmüştür. 5.7.2002 tarihinde DSİ kanalı nedeni ile 7 parsel sayılı taşınmaz 645, 647, 656 parsellere, 638 parsel, 648 ve 650 parsellere, 639 parsel 650 ve 653 parsellere, 640 parsel de 654 parsele ifraz olmuştur. Yargılama devam ederken davalılar ... ve ... ... 24.2.2005 tarihinde, davalı ... ... ise 7.1.2005 tarihinde dava konusu taşınmazlardaki hisselerini davaya dahil edilen ...'e devretmişler, davacı bu hisseler yönünden yeni malik ...'e husumet yönelterek tapu iptali ve tescil davasına devam etmiş, davalı ... ... da yargılama sırasında hissesini diğer davalı ...'e devretmiştir. ... Tapu Müdürlüğü'nün 28.3.2017 tarihli cevabi yazısında, dava konu 648 parsel sayılı taşınmazın 102 ada 2, 650 parsel sayılı taşınmazın 102 ada 4, 645 parsel sayılı taşınmazın 101 ada 25, 647 parsel sayılı taşınmazın 101 ada 27, 654 parsel sayılı taşınmazın 101 ada 30, 656 parsel sayılı taşınmazın da 101 ada 28 parsel olduklarını bildirilmiştir. Davacıların davaya dayanak olarak sundukları 4.12.1974 tarihli "Tarla Satış Senedidir" başlıklı adi yazılı şekilde düzenlenmiş satış senedinin incelenmesinde ise, satıma konu taşınmazın kadastro ölçüm ve tespitinde 6 ve 7 parsellerde tespitli tarlalardaki hisselerin tamamının 20.000 liraya tarlanın şeriklerinden ...'e satıldığı ve paranın nakden alındığı, satanın ..., alıcının ... olduğu, 2 şahit, 2 aza ve muhtar onayının mevcut olduğu görülmüştür. Buna göre dava; nizalı taşınmazlara ilişkin kadastro tespit sonrası fakat kesinleşme öncesi haricen satın alma ve eklemeli zilyetlik hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Tespit sonrası fakat kesinleşme öncesi haricen satın alma ve eklemeli zilyetlik nedenine dayalı isteme ilişkin olarak; tapuda kayıtlı bulunmayan taşınmazlar TMK'nun 762. maddesi hükmüne göre menkul mal niteliğindedir. Aynı Kanunun 763. maddesi uyarınca bu gibi malların mülkiyetinin devri zilyetliğin karşı tarafa teslimi ile gerçekleşir. Tapusuz taşınmazın satışı resmi şekle bağlı olmadığından adi yazılı senetle satışı mümkündür. Bu durumda, az yukarıda açıklanan Tapulama Mahkemesi Kararında belirtildiği üzere davacıların davasına dayanak olarak sundukları adi yazılı satış senedine konu 6 ve 7 parsel sayılı taşınmazların bir kısmının tapu kaydı bir kısmının zilyetlikle kazanma koşulları oluştuğundan davalılar adına hisseleri oranında tescilinin yapıldığı görüldüğünden, davacıların satın aldıkları kısımların tapulu veya zilyetlikle edinilen kısımda kalıp kalmadığının kesin olarak belirlenmesi gerekmektedir. Tapusuz ve zilyetlikle edinilen kısımda kaldığı belirlendiği takdirde satışın geçerli olduğu, ancak dava konusu taşınmazların bir kısım hisselerinin devir borçluları tarafından davaya dahil edilen ...'e devredildiği gözönüne alındığında; davacının bu hisseler bakımından iddiasının TMK 1023. maddesi gereğince iyi niyet veya kötü niyete ilişkin kabul edilerek davacının tapu iptali ve tescil talebinin değerlendirilmesi gereklidir. Bu husus Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 8.11.1991 gün 1990/4 esas, 1991/3 sayılı kararında "Tapuda kayıtlı bulunan bir taşınmaz malı iktisap eden bir kimseye karşı MK.nun 931. (TMK.nun 1023.md ) maddesinde öngörülen iyi niyet kurallarına aykırılık nedeniyle açılan tapu iptal davalarında dava açma iradesinin kötü niyete dayalı olduğu iddiasını da taşıdığı, kaldı ki öyle olmasa bile buradaki kötü niyet iddiasının hukuki mahiyeti itibariyle itiraz niteliğinde bulunduğu ve bu nedenle de yargılama sona erinceye kadar iddia ve savunmanın genişletilme yasağına tabi olmadan her zaman ileri sürülebileceği" kabul edilmiştir. Dahili davalı ... adına tesis edilen nizalı taşınmazlardaki hisselere ilişkin tapu kaydı, tapudan satın alma sonucu oluştuğuna göre, davalı TMK. nun 1023. maddesine dayanabilir. Bu durumda, davalının iyi niyetli olup olmadığının mahkemece kendiliğinden araştırılması gerekir. Zira, iktisabın geçerli olabilmesi için TMK. nun 1023. maddesi hükmü uyarınca davalı tapu maliki iyi niyetli olmalıdır. Bir kimsenin iyi niyetli sayılabilmesi için de MK. nun 3. maddesi hükmü uyarınca kendinden beklenen ihtimam ve dikkati göstermiş olması gerekir. Tapudan ayni hak iktisap eden üçüncü şahsın iyi niyetli olup olmadığı ve satışın kötü niyete dayandığının hangi hallerde bilinmesi gerektiği araştırılırken kesin bir ölçü koymak mümkün değil ise de, genel bazı kriterlerle önemli özel durumların araştırılması gerekir. Genel kriter olarak, davalının dayandığı tescilin kötü niyetli olduğunu ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın genel hayat tecrübelerine ve hayatın doğal akışına göre bilip bilmediği veya normal görüşlü bir insanın sarf etmesi gereken dikkati sarf etseydi yolsuzluğu ve uyuşmazlığı bilecek durumda olup olmadığı araştırılmalıdır. O halde; Mahkemece, taşınmazın aynına ilişkin uyuşmazlıklarda nizalı taşınmazın bulunduğu yerde yöntemine uygun olarak keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve taraf tanıklarının 6100 sayılı HMK'nun 243 ve 244 madde (HUMK’nun 258 ve 259. maddeleri) hükmü uyarınca keşif yerinde hazır bulunmak üzere davetiye ile çağrılmak suretiyle mümkün olduğunca taşınmaz başında yapılacak keşifte dinlenilmeleri, davaya konu 4.12.1974 satış senedinin aslının ve dava konusu taşınmazın hükmen tesciline esas ... 2. Kadastro Mahkemesi'nin 1999/6 Esas, 2003/11 Karar sayılı dosyası kapsamında bulunan rapor ve krokilerin yapılacak keşifte uygulanması, dava konusu yerlerin tapulu alanda kalıp kalmadığının tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenmesi ve belirlenecek duruma göre az yukarıda açıklanan 08.11.1991 gün ve 3/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtilen ilkeler göz önünde tutularak, davaya dahil edilen ...'in kazanımında kötü niyetli olduğu hususunda davacıya delillerini sunmak üzere süre ve imkân tanınması, davalı karşılık delil gösterdiği takdirde onların da yöntemine uygun bir biçimde toplanması ve tüm delillerin birlikte değerlendirilerek davacıların tapu iptali ve tescil isteklerinin değerlendirilmesi gereklidir. Kabule göre de, ... Tapu Müdürlüğü'nün yazısı ve dosya içerisinde yer alan tapu kayıtlarından, dava konu 648 parsel sayılı taşınmazın 102 ada 2, 650 parsel sayılı taşınmazın 102 ada 4, 645 parsel sayılı taşınmazın 101 ada 25, 647 parsel sayılı taşınmazın 101 ada 27, 654 parsel sayılı taşınmazın 101 ada 30, 656 parsel sayılı taşınmazın da 101 ada 28 parsel olduğu görülmüştür. Hal böyle iken, hükmün infaz edilebilmesi için mevcut tapu kayıtları yönünden hüküm kurulması gerekirken, eski tapu kayıtları üzerinden hüküm kurulması ve ölü kişi adına kayıt ve tesciline karar verilmesi de doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Dahili davalı ... vekili ve davalı Hediye Kınık mirasçısı ...'ın temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 22.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog