Esas No
E. 2015/14648
Karar No
K. 2018/2738
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

8. Hukuk Dairesi         2015/14648 E.  ,  2018/2738 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil-Tazminat

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davalı ... vekili, ... ve Müşteki vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacılar vekili, dava dilekçesinde; müvekkillerinin ... köyü 2,3,10 ve 11 parsel sayılı taşınmazları davalılar murisinden haricen satın aldıklarını, taşınmazların tapuda ... ile ... çocukları ..., ..., ..., ... ve ... adına kayıtlı olduğunu, tapuda bu isimlerinin soy isimlerinin olmadığını, yapılan araştırmada davalılar murisi ...’in ... ve ...’den olma 1876 doğumlu ... ... ... olduğunu tespit ettiklerini, davalıların ise bu şahsın mirasçıları olduğunu, haricen satım tarihinden beri davacıların taşınmazlara 25-35 senedir malik sıfatıyla zilyet olduklarını, taşınmazlara muhtelif ağaçlar dikerek tasarruf ettiklerini, tapu maliklerinin vefat ettiklerini, tapu kaydının intikal görmediğini, ölüm tarihinden dava tarihine kadar geçen süre dikkate alındığında kazandırıcı zamanaşımı koşullarının davacılar için oluştuğunu, T.M.K’nın 713/2 maddesi gereğince kayıt makilinin ölüm sebebine dayalı dava açtıklarını ve öncelikli taleplerinin bu olduğunu belirterek taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacılar adına eşit oranda tescili,bu talep kabul görmezse davacıların dava konusu taşınmazlar üzerine dikip yetiştirdiği ağaç bedellerinin fazlaya dair talep ve dava hakkı saklı kalmak koşulu ile ve alacaklarına dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi kaydıyla 10.000 TL nin davacılara ödenmesine karar verilmesini istemiştir. Bir kısım davalılar vekili; Anayasa Mahkemesinin T.M.K.’nın 713/2 maddesindeki “ölmüş”ibaresini iptal ettiğini ve davacı tarafın dayandığı yasa hükmünün olmadığını, davacıların davalı murisinden taşınmazları satın alma imkanı olmadığını,zira muris ... ... ...’nin 1930 yılında vefat ettiğini,davalıların meslekleri gereği sık olarak taşınmazları kullanamadıklarını,aralıklı olarak bu yere gelip dava konusu taşınmazlarla ilgilendiklerini, bu nedenle davacıların aralıksız, fasılasız zilyetliklerinin olmadığını davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır. Mahkemece;” dava konusu taşınmazların 1960-1970 yıllarında harici senet ile keşifte tanık olarak dinlenilen ... Bilici ve amcaları ile ... ... ve ... Taş olmak üzere beş ortak tarafından maliklerinden satın alındığı beş parçaya bölerek kullanıldığını, taşınmazların daha sonra parça parça davacılara ayrı ayrı satıldığını ve davacılar tarafından herhangi bir müdahale olmaksızın kullanıldığını ancak tapu kayıtlarının yazılı malikler adına bulunduğunu bu parsellerle ilgili tapulamanın 10/09/1955 tarihinde yapıldığı, daha sonra tapu maliklerinin mirasçılarının davada davalı olarak gösterilen şahıslar olduğunun ortaya çıktığını, davacıların önceki satın alan malikler ile birlikte zilyetliklerinin 35-40 yıldan fazla olduğu, zilyetliğe bir itiraz ve müdahale olmaması nedeni ile ayrıca kayıt maliklerinin ölümü nedeni ile tapunun hukuki değerini kaybettiği bu nedenle tapu kayıtlarının iptali ile davacılar adına mevcut kullanım durumu itibari ile tesciline “ karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, tapulu taşınmazın haricen satışı ve TMKnın 713/2 fıkrasında öngörülen “..maliki yirmi yıl önce ölmüş..” hukuki sebebine dayalı olarak açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır. Kadastro çalışmaları sırasında; dava konusu 2,3,10 ve 11 parsellerin senetsiz yerlerden olup 288 tahrir nolu vergi kaydı ile ... oğlu ...’in zilyetliğinde iken 30 sene önce vefatı ile karısı ... ve çocukları ..., ..., ..., ... ve ...’e terk ettiği ve halen de bu mirasçılarının nizasız fasılasız ve malik sıfatıyla zilyetliğinde olduklarının mahalli bilirkişiler ve muhtar tarafından bildirilmesi üzerine 19.03.1955 tarihinde 7/28 hissesi ... adına, 3/28 şer hissesi ise ... evlatları ..., ..., ..., ... ve ... adına tespit edilmiş tespitin itirazsız kesinleşmesinden sonra, 10.09.1955 tarihinde tapuya tescil edilmiş ve dava tarihine kadar tapu kaydı intikal görmemiştir. Davalılardan ...tarafından açılan ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/443 Esas, 2012/134 Karar sayılı ilamında; dava konusu 2-3-10 ve 11 nolu parsellerin tapu kayıtlarında hissedar olan ..., ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... kızı ..., ... kızı ..., ... kızı ..., ... kızı ...’in tapu kayıtlarındaki ad ve baba adlarının iptali ile ad ve baba adlarının ... soyadı eklenerek tapu kayıtlarının baba adı, ad ve soyadlarının ... ..., ... ... ... oğlu ..., ... ... ... oğlu ... ... ..., ... ... ... oğlu ... ..., ... ... ... kızı ... ..., ... ... ... kızı ... ..., ... ... ... kızı ... ..., ... ... ... kızı ... ... olarak tashihi ile tapu ya kayıt ve tesciline tapu kayıtlarının bu şekilde düzeltilmesine karar verilmiş, kararın temyiz edilmeksizin 05/04/2012 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Davacı taraf, kadastrodan sonraki hukuki sebebe dayalı olarak TMK'nın 713/2. fıkrası gereğince davasını açmıştır. İddia ve savunma doğrultusunda bu hususun araştırılması gerekir ise de, tapu maliklerinden ...’nin Uyap’tan alınan nüfus kayıt örneğine göre sağ olduğu anlaşıldığına göre, bu tapu maliki hakkında açılan davanın sağ olduğu gerekçesiyle reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. Yine tapu maliklerinden ...’nin 2002 yılında, ...’in 2006 yılında,...’in ise 2002 yılında vefat ettikleri dosya içerisindeki mirasçılık belgeleri ve nüfus kayıtlarından anlaşılmakla ölüm tarihlerinden itibaren 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolmadığı gözetilerek bu paydaşlar aleyhine açılan davanında reddine karar verilmesi gerekirken kabulü doğru olmamıştır. Tapu maliklerinden ... isimli kişinin tapu kaydında düzeltim davası sonucu ... ... isimli kişi ile aynı kişi olduğu ve bu kişinin ölü olduğu anlaşıldığından paydaşlar ..., ... (...), ... ve ... (... ...) bakımından ise bu kişilerin ölüm tarihleri dikkate alınarak bu paydaşlar aleyhine 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolduğu dikkate alınarak diğer koşullarda oluşmuş ise sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Ayrıca, T.M.K.’nın 713/2 maddesinde “... taşınmazın tamamının veya bir bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerinde mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir” denildiğine göre, keşif sonrası alınan Fen bilirkişisi tarafından 05/12/2013 tarihli raporda belirlenen ve kabule karar verilen dava konusu taşınmaz bölümlerinin bahsedilen maddeye göre ayrılmasının mümkün olup olmadığı hususu üzerinde durulması ve 20 yıllık olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı süresi dolduğu kabul edilecek müşterek pay maliklerinin hisseleri karşılığındaki arazi parçası karşılığının davacıların kullandıkları yerleri karşılayıp karşılamadığının üzerinde durulması gerekirken, yazılı şekilde tüm paydaşlar aleyhine açılan davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile usul ve kanuna uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nın 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın isek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 26.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Borçlar Hukuku 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu K6100 md.3 K1086 md.428
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog