8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2017/5192 E. , 2018/9916 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İcra Takibine İtirazın Kaldırılması ve Tahliye
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı tarafından davalı borçlular aleyhine kira alacağı ve tahliye istemli olarak başlatılan icra takibine davalı borçluların itirazı üzerine davacı icra mahkemesinden itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuş, mahkemece 4.000,00 TL üzerinden itirazın kaldırılmasına ve davalının mecurdan tahliyesine karar verilmiş, karar davalı borçlular tarafından temyiz edilmiştir.
1.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre davalı kiracı ...’in temyiz itirazlarının reddine,
2.Davalı kefil ...’nın temyiz itirazlarına gelince; Davacı alacaklı 07.12.2012 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli yazılı kira sözleşmesine dayanarak 16.12.2015 tarihinde başlattığı icra takibi ile 15.000,00 TL kira ve 48,58 TL işlemiş faiz alacağının tahsilini talep etmiş, davalı borçlu süresinde verdiği itiraz dilekçesi ile borca itiraz etmiştir. Takip dayanağı kira sözleşmesini davalı borçlu ... ortak zincirleme kefil olarak imzalamıştır. Ne var ki, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK’nın 583.maddesinde “Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. Kendi adına kefil olma konusunda özel yetki verilmesi ve diğer tarafa veya bir üçüncü kişiye kefil olma vaadinde bulunulması da aynı şekil koşullarına bağlıdır. Taraflar, yazılı şekle uyarak kefilin sorumluluğunu borcun belirli bir miktarıyla sınırlandırmayı kararlaştırabilirler. Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz.” düzenlemesi bulunmakta olup, anılan yasa kefaletin geçerli olması için kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihi ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesinin şart olduğunu öngörmüştür. Aynı kanunun 584.maddesinin 1.fıkrasında “Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır.” düzenlemesi yer almakta olup kira sözleşmesi tarihi itibariyle davalı borçlu kefilin evli olması halinde eşin rızasının da bulunması gerektiği dikkate alınmalıdır. Davaya konu kira ve kefalet sözleşmesinin tarihi 07.12.2012 olup TBK’nın yürürlüğe girdiği tarihten sonradır. Kefalet sözleşmesi 6098 sayılı Kanunun 583.maddesinde yer alan düzenlemeye uygun olarak yapılmadığından geçersizdir. O halde kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığı gözetilerek davalı borçlu kefil yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davalı kefil yönünden itirazın kaldırılmasına karar verilmesi doğru değildir.