2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2018/2410 E. , 2018/5553 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma-Ziynet Alacağı
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından; kusur belirlemesi, manevi tazminat ile ziynet alacağı davasının reddi yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 20/03/2018 günü temyiz eden davacı ... vekili Av. ... geldi. Karşı taraf davalı ... ile vekili gelmedi. Gelenin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1.Mahkemece davalı erkek tam kusurlu bulunarak boşanmaya karar verilmiş olup, yapılan yargılama ve toplanan delillerden; mahkemece, davalı erkeğe yüklenen kusurlu davranışlar yanında, taraflar arasında daha önceden görülen ve 18.09.2015 tarihinde kesinleşen Malatya 2. Aile Mahkemesi'nin 2017/901 esas ve 2015/737 karar sayılı TMK'nun 197. maddesine dayalı nafaka davasında da belirlendiği üzere, davalının davacıya fiziksel şiddet uyguladığı ve kadın tarafından dosyaya sunulan bir kısım belgelerden, erkeğin ayrıca güven sarsıcı davranışta bulunduğu anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu vakıalar kadının kişilik haklarına saldırı teşkil eder nitelikte olup, davacı kadın manevi tazminat istemekte haklıdır. Öyleyse, kusurun ağırlığı tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile hakkaniyet kuralları gözetilerek davacı kadın yararına uygun miktarda manevi tazminata (TMK m.174/2) hükmedilmesi gerekirken, yetersiz gerekçeyle, davacının manevi tazminat talebinin reddi kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
2.Toplanan delillerden; dava konusu ziynet eşyalarının davalı erkeğin de kabulünde olduğu üzere davalı erkek tarafından, kadının erkek kardeşiyle ortak bir işe girmek için alınarak bozdurulduğu gibi, bu ziynetlerin davacı kadın tarafından davalı erkeğe iade edilmemek üzere verildiği hususunun da davalı erkek tarafından kanıtlanamadığı da anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında, talep edilen ziynetlerin mevcudiyetine ve miktarlarına davalı erkeğin itiraz etmediği de dikkate alındığında, 04.02.2016 tarihli bilirkişi raporuyla değerleri belirlenen ziynetler yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile ret hükmü kurulması doğru bulunmamıştır.