11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2017/1779 E. , 2018/2705 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce verilen 28.02.2017 tarih ve 2017/42-2017/50 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalının özelleştirme kapsamına alınması ve 20 ayrı dağıtım şirketine ayrılması kapsamında müvekkili ile davalı arasında 24.07.2006 tarihinde "İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi (İHDS)” akdedildiğini, anılan sözleşmenin üçüncü kişilerin hak iddialarını düzenleyen 7. maddesinde dağıtım faaliyetinin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen iş ve işlemlerden kaynaklanan sorumluluğun dönemsel olarak paylaştırıldığını, anılan sözleşmeden önce dağıtım faaliyetlerin davalı tarafından yürütüldüğü sırada müvekkili tarafından açılan bedel tespiti ve kamulaştırma davasının kabul edildiğini ve müvekkili tarafından 69.472,00 TL ödeme yapıldığını ileri sürerek bu meblağın ve 2.030,10 TL temyiz harç ve masraflarının temerrüt tarihi olan 15.01.2014 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; alacağın zamanaşımına uğradığını, davacı şirketin özelleştirilmesinin hisse satışı suretiyle gerçekleştirildiğini ve İHDS hükümleri uyarınca müvekkilinden talepte bulunulamayacağını, ayrıca davacı tarafından düzenlenen devre esas bilanço ile geçmişe yönelik borç ve alacak işlemlerinin kesinleştirildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; rücu davasına konu olayda ise kamulaştırma kararının kurum tarafından 24/06/2006 tarihinde alındığı, bu tarihten bir ay sonra 24/07/2006 tarihinde İHDS'nin imzalandığı, dolayısı ile davacının kamulaştırma yapılmasına ilişkin ...'dan bir talebinin olmadığı, bu nedenle davacının 4628 Sayılı Yasanın 15/c maddesi gereğince kamulaştırma bedelinden sorumluluğunun olmadığı, davacı tarafından yapılan ödemeden İHDS’nin 7. maddesi gereğince davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 71.502,10 TL’nin 15.01.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesi tarafından, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, rücuya konu olan ....
3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2008/22 Esas sayılı dosyasında davacı tarafından üçüncü kişi aleyhine 22.01.2008 tarihli kamulaştırma davası açıldığı ve dava sonucunda talep edilen yerin kamulaştırılması ile tapu kaydının ...adına tesciline karar verildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca, aynı kararda tespit edilen kamulaştırma bedelinin ise ...den tahsiline karar verilmiş olup, bu karar Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir. İşbu davada ise, davacı tarafından ...
3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2008/22 Esas sayılı dosyasında kendi adına tesciline karar verilen yerin kamulaştırma bedelinin davalı ...’tan tahsili talep edilmektedir. Bu durumda, kamulaştırılan yerin tapu kaydı incelenip kimin adına tescil edildiği araştırılıp, davacı adına tescil edilmiş ise kamulaştırma bedelinin taraflar arasında imzalanan İHDS ve bu sözleşme gereğince düzenlenen kesin bilanço gereğince talep edilip edilemeyeceği tartışılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2.Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.