Esas No
E. 2017/5067
Karar No
K. 2018/10636
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

8. Hukuk Dairesi         2017/5067 E.  ,  2018/10636 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

DAVA TÜRÜ : İtirazın Kaldırılması ve Tahliye

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup, hükmün davalı ve davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine kira alacağı ve tahliye istemli olarak başlatılan icra takibine davalı borçlunun itirazı üzerine davacı icra mahkemesinden itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuş mahkemece davanın kısmen kabulü ile itirazın 3.597,96-TL asıl alacak, 612,88-TL işlemiş faiz üzerinden kaldırılmasına, kiralananın tahliyesine karar verilmiş karar davalı borçlu ve davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1.)Davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; İİK'nun 4949 sayılı Kanun'la Değiştirilen 363/1. maddesinin son cümlesindeki kesinlik sınırının aynı Kanunun Ek 1. maddesinin 1. fıkrası uyarınca 01.01.2016 tarihinden itibaren artırılan miktarı ve davacı alacaklı vekilinin kararı, temyizi dikkate alındığında temyize konu değerin 6.310,00 TL'yi geçmediği anlaşıldığından davacı yönünden mahkeme kararının temyiz kabiliyeti yoktur.

2.) Davalı borçlu vekilinin tahliyeye ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Davacı alacaklı 10/09/2014 tarihinde başlattığı icra takibi ile, toplam 8.199,83 TL kira ve işlemiş faiz alacağının tahsilini talep etmiş, ödeme emri davalı borçluya 12/09/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu süresinde verdiği itiraz dilekçesi ile borca itiraz etmiştir. Dosyadaki ihtarlı ödeme emrinde otuz günlük yasal ödeme süresi verilmiştir. Davacı tarafça tahliye istemli dava, İİK.'nın 269/1 yollamasıyla TBK'nın 315.maddesi uyarınca verilen, yasal 30 günlük süre beklenilmeden 02/10/2014 tarihinde açılmıştır. Ödeme emrinin tebliğinden itibaren yasal otuz günlük ödeme süresi beklenilmeden tahliye isteminde bulunulamaz. Bu durumda mahkemece tahliye isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde tahliye kararı verilmesi hatalı olmuştur.

3.Davalı borçlu vekilinin alacağa ilişkin temyiz itirazlarına gelince; 01 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanun'unun 344. maddesinde “Tarafların yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak kira bedeline ilişkin anlaşmalarının, bir önceki kira yılının üretici fiyat endeksindeki artış oranını geçmemesi koşuluyla geçerlidir. Bu kural, bir yıldan daha uzun süreli kira sözleşmelerinde de uygulanır.” hükmüne, Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 2.maddesinde; geçmişe etkili olma başlığı altında “Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları gerçekleştirdikleri tarihe bakılmaksızın, bütün fiil ve işlemlere uygulanır.” hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanunun 7.maddesinde ise görülmekte olan davalara ilişkin uygulama başlığı altında "Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kurallar ile geçici ödemelere ilişkin 76., faize ilişkin 88., temerrüt faizine ilişkin 120. ve aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138.maddesi, görülmekte olan davalara da uygulanır." hükmü yer almaktadır. Türk Borçlar Kanununun kira artışına ilişkin 344.maddesindeki düzenleme kiracıları koruyucu nitelikte olup, kamu düzenine ilişkindir. Somut olayda; Davacı alacaklı, 01/01/2010 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli yazılı kira sözleşmesine dayanarak 10/09/2014 tarihinde başlattığı icra takibi ile toplam 8.199,83 TL kira ve işlemiş faiz alacağının tahsilini talep etmiş , davalı borçlu süresinde verdiği itiraz dilekçesi her yıl TEFE ve TÜFE rakamlarına göre artış yaparak kira bedellerini ödediğini beyan ederek borca itiraz etmiştir. Takip dayanağı kira sözleşmesi özel şartlar kısmının ilgili maddesinde; müteakip yıllarda kira artışının TEFE/TÜFE ortalaması oranında yapılacağı kararlaştırılmıştır. Davalı borçlu itirazında yıllık kira artışlarını bu oranı dikkate alarak yaptığını beyan etmiştir. Aylık kira miktarını ispat yükü kiraya verene aittir. Her ne kadar İcra Mahkemeleri dar yetkili mahkemeler ise de kira sözleşmesinde kira artış oranına ilişkin düzenleme yer aldığına göre İcra Mahkemesince kira artış miktarı hesaplanması mümkündür. Mahkemece yukarıda izah edilen hususlar dikkate alınarak konusunda uzman bilirkişiden rapor alınmak suretiyle 01/07/2011- 30/06/2012 dönemi için son ödenen aylık kira miktarına sözleşmede kararlaştırılan oranda artış uygulanmak suretiyle , takip eden dönemler için ise 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 344. maddesi dikkate alınmak suretiyle aylık kira miktarına on iki aylık ortalamalaya ait ÜFE oranını geçmeyecek şekilde artış uygulanarak takip konusu aylara ait ödenmesi gereken aylık kira miktarı bulunup sonucuna göre alacak yönünden karar verilmesi gerekirken, bu hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.

SONUÇ: Yukarıda ( 1 ) no.lu bentte açıklanan nedenlerle; davacının alacaklı vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, ( 2 ) ve ( 3 ) no.lu bentte açıklanan nedenlerle davalı borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK'nun 366. ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nın 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın temyiz edene iadesine, 04/04/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog