8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2016/16721 E. , 2018/12297 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil, Alacak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından, duruşmasız olarak da davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 08.05.2018 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalılar vekili Av. ... ve karşı taraftan duruşmasız temyiz eden davacı vekili Av. ... geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekilleri, davalılar ile babaları ...'un, murisleri ...'dan intikal eden dava konusu 165 parsel sayılı taşınmazı 26/06/1977 tarihinde vekil edenine satarak hisselerini devrettiklerini, vekil edeninin alım tarihinde yüksek miktarda para ödediğini, aradan uzun yıllar geçtikten sonra davalıların babaları ...'un da vefat ettiğini, taraflar arasında bu satıma ilişkin 10/08/2009 tarihli satış protokolü başlıklı sözleşme yapıldığını, vekil edeninin taşınmazı aldığından beri zilyetliği de teslim aldığını ve taşınmazı 40 yıla yakın bir süredir kullandığını belirterek, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile satın alınan hisseler oranında vekil edeni adına tapuya tesciline, tapu iptali ve tescil talepleri kabul edilmediği takdirde taşınmazın rayiç değeri üzerinden, mümkün değil ise gerçek ve güncel müsbet zararı olan dava konusu taşınmazın vekil edeni hissesine düşen payının değerinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ve tazminine karar verilmesini istemiştir. Davacı vekili 02/03/2016 tarihli ıslah dilekçesi ile bilirkişilerin taşınmazın dava konusu edilen payının değerini 341.132,76 TL olarak tespit etmiş olması sebebiyle bu payın tapu iptali ve davacı adına tescilini, talepleri kabul edilmediği takdirde bu miktar alacağın tahsiline karar verilmesini istediklerini bildirmiştir. Davalılar vekili, resmi şekilde yapılmayan satış protokolünün hukuken geçersiz ve yok hükmünde olduğunu,dayanılan satış protokolünde satışın 26/09/1979 yılında yapıldığının belirtildiğini ve davanın zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, davacının tapu iptal ve tescile yönelik talebinin reddine, bedele ilişkin talebinin kabulü ile taşınmazda davalıların her birinin payı için hesaplanan 170.566,38 'er TL bedel olmak üzere toplam 341.132,76 TL bedelin dava tarihi olan 08/09/2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan eşit oranda alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi üzerine; hüküm, duruşma talepli olarak davalılar vekili ile duruşma talepsiz olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre yazılı şekilde hüküm verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığından, Yargıtay ve Dairemizin yerleşmiş içtihatlarına göre, geçersiz sözleşmeye dayanılarak açılan tapu iptali ve tescil davalarında ifanın olanaksız hale geldiği temyize konu iptal ve tescil davasının açıldığı tarihten sonra zamanaşımı işleyeceğinden, davacı vekilinin tüm ve davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davalılar vekilinin bedele ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Dava; tapuda kayıtlı taşınmazın tapu dışı yolla satın alınması nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde satış bedelinin iadesi isteğine ilişkindir. Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 165 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin 18/11/1975 tarihinde davalıların murisi Nebiye Karpuz adına kesinleştiği, ... mirasçılarının elbirliği mülkiyeti devam edecek şekilde tapuda 01/04/2014 tarihinde intikal yaptırdıkları, bu intikal işlemine göre 165 parsel sayılı taşınmazın maliklerinin davalılar ..., ... ve dava dışı ...'un diğer mirasçılarının olduğu, davalıların murisi ve babası olan ...'un ise 10/12/1991 tarihinde vefat ettiği, davalılar ... ve ... ile davacı ... arasında 10/08/2009 tarihli dava konusu 165 parsel sayılı taşınmaz ile dava dışı taşınmazların satışı için bir protokol düzenlendiği ve bu protokole göre,dava konusu muris Nebiye Karpuz'dan intikal eden 165 parsel sayılı taşınmazı davacıya devrettikleri, satış tarihinin 26/09/1979 tarihi olduğunun belirtildiği, satım parasının peşin olarak alındığı ancak miktarının ne kadar olduğunun protokolde belirtilmediği anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere; tapulu taşınmazların satışı TMK'nın 706, BK'nın 213 (6098 sayılı TBK'nın 237.), 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 26 ve Noterlik Kanunu'nun 60 ve 89. maddeleri gereğince, resmi şekilde yapılmadıkça hukuken geçerli bir sonuç doğurmaz ve satın alana herhangi bir mülkiyet hakkı bahşetmez. Davacı, iptal ve tescile ilişkin isteğinin kabul edilmemesi halinde ödediği bedel yönünden tazminat talebinde bulunmuştur. Harici satışın hüküm ifade etmemesi durumunda taraflar verdiklerini geri alabilirler. 10.07.1940 tarih 1939/2 Esas ve 1940/77 Karar sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararına göre “Haricen yapılan (tapu memuru huzurunda yapılmayan) taşınmaz mal satışından dönüldüğünde, satış bedelini geri vermeyen taraf, parası geri verilinceye kadar yararlandığı ürünleri ödemek ve ecrimisil vermekle yükümlü değildir.” Şu halde Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararına göre geçersiz sözleşmelerde, akdin geçersizliği sebebiyle her iki taraf verdiğini geri alabilir. Geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesi, denkleştirici ... düşüncesine dayanır. Denkleştirici ... ilkesi ise, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri vermek zorunda olduğunu ve eski hale getirmede mal varlığında artış olan tarafın yükümlülüğünün bulunduğunu ifade eder. Ülkemizde yaşanan ve uzun yıllar boyu yüksek oranlarda seyreden enflasyon nedeni ile belli bir miktar paranın verildiği tarihteki alım gücü ile aynı miktar paranın aradan geçen zamana bağlı olarak iade günündeki alım gücünün farklı ve çok daha az olduğu bir gerçektir. Hukuken geçersiz sözleşmeler tasfiye edilirken, denkleştirici ... kuralı gözardı edilmemelidir. Ayrıca, TMK'nın 4. maddesinde, “Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hakim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir”, TBK'nın 50. maddesinde ise; “Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hakim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler” düzenlemeleri mevcuttur. Somut olayda, davacı dava konusu taşınmazda satış yapan davalılar payının iptaline ve adına tesciline karar verilmesini istemiş, olmadığı takdirde ise taşınmazın rayiç değeri üzerinden tazminat talebinde bulunmuştur. Mahkemece yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda, taşınmazın dava tarihi itibariyle hesaplanan değeri üzerinden davalılara düşen pay miktarı oranında davacı lehine tazminata hükmedilmiş ise de, mahkemece verilen karar yukarıda bahsedilen kanun maddeleri ve açıklamalara aykırı düşmüş, denkleştirici ... kuralı mahkemece gözönüne alınmamıştır. O halde, mahkemece yapılması gereken iş; TMK'nın 4. ve TBK'nın 50. maddesindeki düzenlemeler gözönünde bulundurularak toplanmış ve toplanacak delillere göre, satış tarihi olarak 10/08/2009 tarihli protokolde belirlenen 26/09/1979 tarihindeki satış bedelinin, satış tarihinde davalıların murisi olan babaları ...'un sağ olup, 2009 tarihindeki protokolde payını satmadığından,muris ... hissesi dışındaki muris Nebiye Karpuz'dan davalılar ...'ye kalan paylar yönünden belirlenmesi ve bu belirleme yapıldıktan sonra, yine toplanmış ve toplanacak delillere göre ve Denkleştirici ... İlkesi çerçevesinde, 10.07.1940 tarih ve 1939/2 , 1940/77 ve 07.06.1939 tarih, 1936/31 Esas, 1939/47 Karar sayılı YİBK kararlarının kapsamları ve TEFE-TÜFE endeksleri, altın-döviz kurlarındaki artışlar, memur ve işçi ücretlerindeki artışlar gözetilerek dava tarihine kadar ulaştığı değerin saptanması, bu konuda uzman bilirkişilerden bir hukukçu, bir serbest muhasebeci ya da mali müşavir ve bir bankacıdan rapor alınması, oluşacak duruma göre bir karar verilmesidir. Mahkemece tüm bu hususlar gözardı edilerek, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır.
SONUÇ: Davalılar vekinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın (2) nolu bentte açıklanan nedenle 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddine, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.630,00 TL Avukatlık Ücreti'nin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalılara verilmesine,
taraflarca HUMK'nın 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 29,20 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 6,70 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, istek halinde peşin harcın temyiz eden davalılara iadesine, 08.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.