Esas No
E. 2015/22787
Karar No
K. 2018/13472
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

8. Hukuk Dairesi         2015/22787 E.  ,  2018/13472 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R

Davacı vekili, dava konusu 201 ada 20 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan binanın zemin katının yarısı ve 1. katının tamamının vekil edeni tarafından yapıldığını ileri sürerek vekil edeninin inşaata katkısının ve binanın yarısının vekil edenine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili, davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Mahkemece, davacının iddasının tümü hakkında daha önce yargılama yapılarak kesin hükme bağlandığı, böylece dava şartlarından olan HMK'nın 114/i maddesindeki "aynı davanın, daha önce kesin hükme bağlanmamış olması" şartı gerçekleştiğinden davanın usulden reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Bilindiği üzere HMK’nın 303. maddesinde “...(1) Bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. (2) Bir hüküm, davada veya karşılık davada ileri sürülen taleplerden, sadece hükme bağlanmış olanlar hakkında kesin hüküm teşkil eder. (3) Kesin hüküm, tarafların küllî halefleri hakkında da geçerlidir. (4) Bir dava dolayısıyla ortaya çıkan kesin hüküm, o hükmün kesinleşmesinden sonra dava konusu şeyin mülkiyetini tarafların birisinden devralan yahut dava konusu şey üzerinde sınırlı bir ayni hak veya fer'î zilyetlik kazanan kişiler hakkında da geçerlidir. Ancak, Türk Medenî Kanununun iyiniyetle mal edinmeye ait hükümleri saklıdır. (5) Müteselsil borçlulardan biri veya birkaçı ile alacaklı arasında yahut müteselsil alacaklılardan biri veya birkaçı ile borçlu arasında oluşan kesin hüküm, diğerleri hakkında geçerli değildir ...” düzenlemelerine yer verilmiştir.

Eldeki dava; muhdesatın tespiti isteğine ilişkindir. Eldeki davanın davalısı ... tarafından eldeki davanın davacısı ...ve dava dışı ...'a karşı açılan Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/90 Esas, 2012/56 Karar sayılı davada, dava konusu 210 ada 20 parselde kayıtlı taşınmazın muris tarafından mal kaçırmak amaçlı davalılara devredildiğini, taşınmazın sonrasında Belediye tarafından kamulaştırıldığım ileri sürerek muris muvaazasına dayalı olarak uğradığı zararın payı oranında davalılardan tazminine karar verilmesi talep edildiği, Mahkemece davanın kabulü ile davacı hissesine düşen 40.000TL kamulaştırma bedelinin davacıya ödenmesine karar verildiği ve hükmün Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği görülmüştür. Her ne kadar anılan mahkeme hükmü eldeki dava bakımından güçlü delil oluşturmakta ise de, az yukarıda açıklanan kanun maddeleri de gözönünde bulundurulduğunda, kesin hükümden söz edilmesi miümkün olmadığından kesin hüküm nedeni ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.

Ne var ki, tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması(6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararının bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir(HMK 114/1 -h, 115 m.)

Öğretide ve Yargıtay'ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.

Somut olaya gelince; davada taşınmazın 17.9.2010 tarihinde yapılan kamulaştırma işlemi ile ... Belediyesi adına tescil edildiği, kamulaştımaya ilişkin bedelin kayıt maliklerine ödendiği dikkate alındığında, davacının muhdesatın tespiti davası açmasında hukuki yararının bulunmadığı, bir başka deyişle dava şartının gerçekleşmediği dosyaya yansıyan bilgi ve belgelerle anlaşılmıştır. Davacının dava konusu 210 ada 20 parsel üzerindeki muhdesatlar yönünden tespit davası açmasında hukuki yararının bulunmadığı dikkate alınarak davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekilde kesin hüküm nedeni ile reddine karar verilmiş olması doğru değil ise de, ret kararı sonuç itibariyle doğru görüldüğünden davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle sonucu itibariyle doğru görülen mahkeme hükmünün ONANMASINA, taraflarca HUMK'nun 440/1 maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 27,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 8,20 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, 31.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog