8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2018/8906 E. , 2018/13973 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili, müvekkillerinin murisi ... müvekkillerinden mal kaçırmak için sağlığında erkek çocukları ile birlikte bir şirket kurduğunu, murisin sağlığında 121 ada 1 parselde bulunan 2193/2400 paylı taşınmazını, 127 ada 32 parselde bulunan taşınmazını davalı şirkete muvazaalı olarak temlik ettiğini, murisin bu şirket kurulmadan önce de 121 ada 1 parsel sayılı taşınmazının 207/2400 payını oğullarından ... muvazaalı olarak temlik ettiğini, 121 ada 1 parselde beş yıldızlı bir otelin bulunup muris tarafından kiraya verildiğini, yine otelin içinde kiralık dükkanların bulunduğunu, 127 ada 32 parselde ise sera, narenciye bahçesi, evler ve dükkanların yer aldığını, murisin ölümünden sonra müvekkillerinin temlik işlemlerinin iptali için dava açtıklarını, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/62 esas sayılı dosyasından yapılan yargılamada temlik işlemlerinin iptali ile burada hissedar olan müvekkillerinin paylarının tesciline karar verildiğini ve bu kararın Yargıtayca onandığını ileri sürerek yapılan temliklerin geçersiz olması nedeniyle taşınmazların her bir yıl ayrı ayrı haksız işgal tazminatının tespit edilerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 50.000,00 TL tazminatın işleyecek faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, davanın süresinde açılmadığını, ancak 5 yıllık süre için ecrimisil talebinde bulunabileceğini, davacıların müvekkili şirkette ortak olup gelirlerden paylar aldıklarını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava; ecrimisil istemine ilişkindir. Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK'nun 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı) 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar. Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK'nın 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir. Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir. İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir. Ne var ki, somut olayda, mahkemece hükme yeterli bir araştırma yapıldığı söylenemez. Hükme esas alınan raporda; ecrimisil hesaplamasında, ilk dönem ecrimisil tutarının belirlenip, sonraki dönemler için ecrimisil değerinin, ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere hesaplanması gerekirken, geriye dönük olarak hesap edilmiş olması doğru görülmemiştir. Yine davalı vekilince yapılan zorunlu ve faydalı masraflar talep edilmesine karşın bu hususa değinilmemesi de hatalıdır.Mahkemece taşınmazın mevcut haliyle korunup kollanması için varsa yapılan masrafların davalıya açıklattırılması ve hasıl olacak duruma göre karar verilmesi gerekmektedir. Ayrıca davacıların tamamı için lehe ve aleyhe tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmiş olması ve ecrimisile yasal faiz yerine avans faizi uygulanması da hatalıdır. Hal böyle olunca, iddia ve savunma doğrultusunda taraf delillerinin toplanması, bilirkişilerden yukarıda belirtilen ilkeler ve olgular doğrultusunda bilimsel verilere uygun, denetime elverişli şekilde ecrimisil hesabı konusunda rapor alınması, yine değinilen hususlar üzerinde durulması , ondan sonra varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporu ile yetinilerek sonuca gidilmiş olması isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.