Esas No
E. 2012/10048
Karar No
K. 2013/6539
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku

8. Hukuk Dairesi         2012/10048 E.  ,  2013/6539 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil

... ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 30.03.2011 gün ve 238/254 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili, bir kısım davalılardan ... vekili, ... vekili, ... vekili, ... vekili, ..., ... ve müşterekleri, ... ve müşterekleri vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı vekili dava dilekçesinde; 719 sayılı parselin yaklaşık 40 yıl önce vekil edeni tarafından davalıların miras bırakanı ...’den satın aldığını, aralıksız çekişmesiz malik sıfatıyla 20 yılı ... zilyetliği bulunduğunu, malik ...’in 20 yıl ... bir süre önce vefat ettiğini açıklayarak TMK.nun 713/1. maddesi uyarınca olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı nedeniyle tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir. Bir kısım davalılar vekili kural olarak tapulu taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesinin olanaklı olmadığını, somut olayda TMK.nun 713/2. maddesinin davacı yararına gerçekleşmediğini, tapu malikinin mirasçılarının mevcut olduğunu, muris tarafından taşınmazın satıldığına ilişkin herhangi bir kanıtın bulunmadığını, taşınmazın ... 1 Barajı kamulaştırma sahasında kalmasından dolayı eldeki davanın açıldığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savun...tur. Davalı Hazine vekili; davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Dava dilekçesinde; davalı gösterilenler dışında kalan mirasçıların bir kısmının dahili dava yoluyla davaya katılmalarının sağlandığı ve yargılama oturumlarına katılan dahili davalıların davanın reddini istedikleri belirlenmiştir. Bir kısım ise mirasçılar ise, dava dilekçesinde davalı safında gösterilmediği gibi karar başlığında da gösterilmedikleri, dava dilekçesi, dahili dava dilekçesi ile hükmün de kendilerine tebliğ edilmediği saptanmıştır. Yargılama oturumlarına katılan bir kısım davalılar ise, taşınmazın kira karşılığı davacı tarafından kullanıldığını belirtmişler ve davanın reddini istemişlerdir. Mahkemece, 719 sayılı parselin tapu kaydının iptali ile mülkiyetin davacı ... oğlu ...’ya ait olduğunun tespitine karar verilmesi üzerine hüküm, davalı Hazine vekili, bir kısım davalılardan ...ve ... vekilleri Av. ... ile davalılar ... çocukları İclal, ..., ... ve ... tarafından bizzat temyiz edilmiştir. Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik harici satın alma ve TMK.nun 713/2. fıkrasında yer alan “..maliki 20 yıl önce ölmüş bulunan ..” hukuki sebep nedeniyle tapu kütüğünün hukuki değerini yitirdiği gerekçesine dayalı olarak TMK.nun 713/1-2. fıkraları gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescili davasıdır. Mahkemece, yazılı gerekçeyle kazanma koşullarının davacı yararına oluştuğu görüşünden hareketle davanın kabulüne karar verilmiş ise de davada taraf teşkilinin sağlanamadığı saptanmıştır. Uyuşmazlık konusu 719 sayılı parsel dosya arasında bulunan tapu kaydına göre, tapulama tutanağının 18.10.1973 tarihinde kesinleşmesi ile ... oğlu ... ... adına tapuya tescil edilmiş olup, halen adı geçen adına tapuya kayıtlı olduğu belirlenmiştir. ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilen 05.02.2007 tarih ve 2007/61 Esas 2007/65 Karar sayılı ...’ye ait veraset belgesine göre, muris ...’in 19.10.1986 tarihinde öldüğü ve geriye 30 mirasçı bıraktığı saptanmıştır. Dava dilekçesinde, ... mirasçıları olarak ...,...mirasçıları ... ve Hazine davalı olarak gösterilmiş ise de, mirasçılardan ...’nin çocukları ...nin mirasçılarından ... ile mirasçılardan ... kendisine asaleten çocukları ..., ... ve ...’ya velayeten, ... ve ... ile ...’in dahili davalı olarak davaya dahil edildikleri ve bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması yoluna gittikleri ancak ... mirasçılarından ...’ın dahili davalı olarak davaya katılmasını sağlamadıkları, dava tarihi itibariyle adı geçenlerin henüz 18 yaşını doldurmadıkları, dava dilekçesiyle, karar başlığında gösterilmedikleri gibi dava dilekçesi, dahili dava dilekçeleri ve hükmün adı geçenlere tebliğ edilmediği, ...’in 29.12.1992, ...’ın 1997, ...’in 1999, ...’ın 1996, ...’ın ise 26.12.1995 doğumlu oldukları, babaları ...’ın bunlar adına davayı velayeten takip ettiğine ilişkin dosya kapsamında herhangi bir bilgiye rastlanılmadığı, ...’ın çocuklarından ...’nın 21.01.1992, ... 17.04.1993 ve ...’ın ise 1998 doğumlu oldukları, ... ... ve ...’ın doğum tarihleri itibariyle hali hazırda 18 yaşını doldurdukları, ancak ..., ..., ....doğum tarihlerine göre henüz 18 yaşını doldurmadıkları, velayet altında bulundukları dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerle sabittir. ..., Avukat ... tarafından temsil edilmekte ise de, çocuklarına velayeten adı geçen vekile vekalet verilip verilmediği dosya kapsamından anlaşılmamakta olup, herhangi bir vekaletnameye de rastlanılmamıştır. Her ne kadar, ...’ın çocuklarından İclal, ..., ..., ... tarafından hüküm temyiz edilmiş ise de, az önce açıklandığı üzere ... ve Kübra’nın henüz 18 yaşını doldurmadıkları, velayet altında bulundukları anlaşıldığına göre hükmü tek başlarına temyiz etme olanakları da bulunmamaktadır. Bunlar adına hükmün velayetleri altındaki kişiden babalarına tebliğ edilmesi ve taraf teşkilinin sağlanması gerekir. Bu nedenle hükmün babaları tarafından temyiz edilmesi mümkündür. Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece kendiliğinden göz önünde tutulur. Mirasçılardan ..., ..., ..., ... ve ... ...’ın ve bunlardan ayrı dava dışı kalan mirasçı varsa onlarla birlikte davanın adı geçenlere yöneltilmesi, davada taraf durumu almalarının sağlanması, 18 yaşını doldurmayanlar bakımından velayeten davada temsil edilmelerinin sağlanması, bunlar adına yapılacak tüm tebligatların velilerine yapılması, öncelikle taraf teşkilinin bu şekilde yerine getirilmesi kamu düzeni ilkesi gereğidir. Mülga HUMK.nun 73. maddesinde; “Kamunun gösterdiği istisnalar haricinde hakim iki tarafı istima veyahut iddia ve müdafaalarını beyan etmeleri için kanuni şekillere tevfikan davet etmedikçe hükmünü veremez”, açıklamasına yer vermiştir. Yani yöntemine uygun bir biçimde taraflar duruşmada hazır bulundurulmadıkça karar verilemez. HMK’nun 27. maddesi de aynı hususu vurgulamakta olup, hukuki dinlenilme hakkına işaret edilmektedir. Hukuki dinlenilme hakkı aynı zaman taraf teşkilini de içerir. Bunun dışında Anayasa’nın 36. maddesinde “Herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahiptir”, denilmek suretiyle savunma hakkının kısıtlanamayacağını vurgulamaktadır. Yine Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesi de adil yargılanma hakkından söz etmektedir. Tüm bu hususlar ve evrensel hukuk kuralları göz ardı edilerek taraf teşkili sağlanmadan adı geçenlerin savunma hakları kısıtlanmak suretiyle hukuki dinlenilme hakkına ve adil yargılanma ilkesine aykırı hareket edilerek hüküm kurul... bulunması belirtilen kanun maddeleri ve gösterilen ilkelere aykırıdır. Bundan ayrı, veraset belgesi ile dava dilekçesinde kayıt maliki olarak ... gösterilmiş ise de, tapu kaydı ile kadastro tutanağında ... oğlu 1336 doğumlu ... ... ismi yazılıdır. Bu durum karşısında ... oğlu ... ... ile veraset belgesinde ... ve ...’den olma 01.03.1924 doğumlu ...’nin aynı kişi olup olmadığı hususu üzerinde durulmadan, davanın kabulü ile mülkiyetin tespitine karar verilmesi doğru değildir. Adı geçenlerin aynı kişi olup olmadıkları konusunda ve öncelikle tapuda soy isim düzeltilmesi davası açılması için davacı tarafa süre ve imkan tanınması, aynı kişi olduklarının belirlenmesi halinde hüküm gereği tapuda soy isim düzeltilmesinin yapılması ondan sonra yeni tapu kaydı getirtilerek dosya arasına konulduktan sonra esası hakkında bir hüküm verilmesi gerekmektedir. Davalı Hazine vekili her ne kadar hükmü temyiz etmiş ise de, kayıt malikinin mirasçı bırakmadan ölmüş olması halinde son mirasçı olarak TMK.nun 501. maddesi gereğince davada davalı sıfatı ile yer alması mümkündür. Kayıt malikinin mirasçılarının bulunduğu veraset belgesi ile sabit olduğuna göre, Hazine'ye karşı açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş bulunması doğru değildir. Kabul şekline göre taşınmaz su altında kaldığına ve kamu emlakine dönüştüğüne göre mülkiyetin tespitine kural olarak karar verilmesi doğrudur. Davalı Hazine vekili ile bir kısım davalılar vekili Av. ... ve ... kızı ... ve müştereklerinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre işin esasına ilişkin hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 18,40'er TL peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine 06.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog