3. Hukuk Dairesi
3. Hukuk Dairesi 2012/11095 E. , 2012/14330 K.ALACAĞIN TAHSİLİ
ÜRÜNLERİN GEÇ ÖDENMESİ NEDENİYLE CEZAİ ŞART
SÖZLEŞMEYE BAĞLILIK İLKESİ
BORÇLAR KANUNU (818) Madde 1
"İçtihat Metni"ÖZET: BİR SÖZLEŞMENİN KURULMASINDAN SONRA TARAFLARIN YÜKÜMLÜLÜKLERİNİ AYNEN YERİNE GETİRMELERİ KURALDIR. SÖZLEŞME GEÇERLİ BİR ŞEKİLDE KURULDUKTAN SONRA, KOŞULLAR NE KADAR DEĞİŞİRSE DEĞİŞSİN, TARAFLAR SÖZLEŞMENİN GEREĞİNİ YERİNE GETİRMEK ZORUNDADIRLAR. SÖZLEŞME YAPILDIĞI ANDAKİ GİBİ AYNEN UYGULANMALI VE HÜKÜMLERİNE RİAYET EDİLMELİDİR. SÖZLEŞMEYE AYKIRI DAVRANILARAK ÜRÜNLERİN BİR KISMININ GEÇ TESLİM EDİLMESİ KARŞISINDA SÖZLEŞME GEREĞİNCE TAMAMINA CEZAİ ŞARTIN UYGULANMASI GEREKİR. Dava dilekçesinde 6.973,96 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 6.776 TL’nin tahsili cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup, gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacı şirket ile davalı üniversite arasında medikal ürünlerin satımı için imzalanan sözleşme gereğince ürünlerin bir kısmının süresinde davalıya teslim edilmesine rağmen, bir kısmının geç teslim edildiğini, davalının ürünlerin hepsinin geç teslim edilmiş gibi göstererek tamamından %0,5 cezai şart uygulayarak 9.083 TL tazminatın davalı tarafından tahsil edildiğini, oysa geç teslim edilen mallar için 2.307 TL ödenmesi gerektiği belirtilerek fazla ödenen 6.973,96 TL alacağın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevabında, davacı şirketten tahsil edilen cezai şartın sözleşmeye uygun olduğunu beyan etmiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile geç teslim edilen ürünler için cezai şartın ödenmesi gerektiğinden bahisle, fazla tahsil edilen 6.776 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmiş, hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Taraflar arasında medikal malzemelerin alımı konusunda 01.08.2008 tarihli TİP sözleşme imzalandığı, sözleşmenin 17. maddesinde “İş zamanında bitirilmediği, mal teslim edilmediği takdirde geçen her takvim günü için yükleniciye yapılacak ödemelerden sözleşme bedeli üzerinden %0,5 oranında gecikme cezası kesilecektir” hükmü ile sözleşmenin eki niteliğindeki İdari Şartname’nin “Gecikme halinde alınacak cezalar” başlıklı 52. maddesinde “Yüklenici, sözleşmeye uygun olarak malı süresinde teslim etmediği takdirde idarece 20 gün süreli gecikme ihtarı verilecek olup, gecikilen her takvim günü için sözleşme bedelinin %0,5 oranında gecikme cezası uygulanır” hükmü bulunmaktadır. Yine, sözleşmenin 11/3. maddesinde sözleşmenin 31.10.2008 tarihinde son bulacağı belirtilmesine rağmen, davacı tarafından 03.11.2008 ve 06.11.2008 tarihli faturalar ile malzeme teslim edildiği anlaşılmaktadır.
BK’nın 1. maddesine göre sözleşme, iki tarafın, hukuksal sonuca yönelik karşılıklı ve birbirine uygun iradelerini açıklamalarıyla meydana gelen bir hukuksal işlemdir. Sözleşme Hukukunda ana kural, bir sözleşmenin kurulmasından sonra tarafların yükümlülüklerini aynen yerine getirmek zorunda olmalarıdır. Bu konuda geçerli olan kural, ahde vefa (söze bağlılık) ilkesidir. Bu ilkeye göre, bir sözleşme geçerli bir şekilde kurulduktan sonra, koşullar ne kadar değişirse değişsin, taraflar sözleşmenin gereğini yerine getirmek zorundadır. Davada, davacı şirketin teslim etmesi gereken medikal ürünlerin bir kısmının geç teslim edilmesi nedeniyle, gecikme cezasının sözleşmenin tümüne değil, sadece geç teslim edilen ürünlere uygulanması gerektiği iddiası ile fazla ödenen gecikme cezasının istirdadı talep edilmektedir.
Hukukumuzda sözleşmeye bağlılık ilkesi (Ahde Vefa - Pacta Sunta Servarda) yanında sözleşme serbestisi ilkeleri kabul edilmiştir. Bu kurala göre sözleşme yapıldığı andaki gibi aynen uygulanmalı ve hükümlerine riayet edilmelidir. Sözleşmeye bağlılık ilkesi hukuki güvenlik, doğruluk ve dürüstlük kuralının bir gereği olarak, sözleşme hukukunun temel ilkelerinden biridir. Karşılıklı edimleri içeren sözleşmelerde, edimler arasında mevcut olan denge şartlarının sözleşmenin tümü, birlikte yorumlanarak değerlendirilmelidir. Sözleşmenin işlem temellerinin edimler arasındaki dengenin de sözleşmenin tümü birlikte yorumlanarak değerlendirilmelidir. Borçlar Kanunu’ndaki genel kuralın, tarafların bu sözleşme ile gerçek ve ortak amacının varlığını ortaya koyabilecek şekilde bir düzenleme ve yorum, tüm sözleşmede belirlenen amaç da gözönüne alınarak yapılmalıdır. (Yargıtay 11. H.D. 14.10.2004 gün 13367 E. - 9841 K., HGK 15.11.1995 gün 15-745-965 K.)
Sözleşmenin 11/4. maddesinde “Sözleşmenin imzalandığı tarihte işe başlanılıp, 31.10.2008 tarihinde sona erecektir. Teslimatın tamamı sözleşmenin süresi içinde yapılacaktır” hükmüne aykırı davranılarak teslimatın bir kısmının süresinden sonra yapıldığına ve ayrıca geç teslim edilen malzeme yönünden cezai şartın uygulanacağına dair bir madde olmadığına göre, mahkemece; sözleşme gereğince tamamına cezai şartın uygulanması gerektiğinden bu nedenle davacının talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK’nın 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA) ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 05.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.