8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2013/11903 E. , 2013/18262 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Şikayet
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Alacaklı tarafından başlatılan ilamlı takibe karşı borçlu belediye vekilinin; ilamda yer alan fazla mesai ücreti, ihbar tazminatı, kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti,vekalet ücreti, yargılama gideri ve işlemiş faiz alacaklarının davalılardan alınarak, davacıya verilmesine karar verilip, davalıların müşterek ve müteselsilen sorumluluğu yönünde hüküm kurulmadığı halde bu alacakların tamamının borçlulardan talep edildiğini açıklayarak, takibin iptali veya bu alacak kalemlerinin yarısı yönünden takibin iptali istemi ile İcra Mahkemesi'ne başvurduğu, Mahkemece, müteselsil sorumluluğun Yasa’dan kaynaklandığı gerekçesiyle şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Kural olarak; icra emrinin ilama uygun düzenlenmesi gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 08.10.1997 tarih ve 1997/12-517 E. -1997/776 ....; 22.03.2006 gün ve 2006/12-92 E.-2006/85 ....; 25.06.2008 gün ve 2008/12-451 E.- 2008/453 .... sayılı kararlarında da açıklandığı üzere, ilamların infaz edilecek kısmı hüküm bölümüdür. Hükmün içeriğinin aynen infazı zorunludur. İcra Mahkemesi, ilamın hüküm fıkrasının aynen uygulanmasını denetlemekle görevli olup, ilamın infaz edilecek kısmını yorum yolu ile değiştiremez, ilavelerde bulunamaz. Somut olayda; takibin dayanağı ... 1.İş Mahkemesi’nin 21.12.2012 tarih 2011/427 Esas ve 2012/840 Karar sayılı ilamında tahsiline karar verilen fazla mesai ücreti, ihbar tazminatı, kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti,vekalet ücreti, yargılama gideri ve işlemiş faiz alacaklarının davalılardan (borçlulardan) müşterek ve müteselsilen tahsili yönünde hüküm tesis edilmediğinden davalılar (borçlular) arasındaki sorumluluğun eşit olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece aksine düşünceyle yazılı şekilde sonuca gidilmesi isabetsizdir.