8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2013/13576 E. , 2013/18284 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil, alacak davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ...
2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 12.06.2012 gün ve 399/337 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi katılma yolu ile davalı ... vekili, duruşmasız olarak davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 03.12.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı ... bizzat geldi. Karşı taraftan kimse gelmedi Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı ... vekili, davacının, davalılardan ...'den 29.10.1990 ve 02.11.1990 tarihli harici satış senetleriyle ... Köyü'nde bulunan ... tarlası olarak maruf ... İli, ... İlçesi, ... Köyü 7 Ada 10 Parsel sayılı taşınmazın 10.000 m2'lik kısmını toplam 180.000.000 TL (eski) bedelle satın aldığını, zilyetliğin kendisine devredildiğini, 1998 yılında yapılan imar uygulamasında harici sözleşme ile davacının satın aldığı kısmın ... Köyü 207 ada 2-3-4-5-6-7 parseller ile 208 ada 5-6-7 parseller olarak sınırlandırıldığını, bu taşınmazlardan 207 ada 3 parselin 350 m2’lik, 207 ada 4 parselin 351 m2' lik, 207 ada 5 parselin 358 m2' lik, 207 ada 6 parselin 150 m2'lik ve 207 ada 7 parselin 8 m2'lik kısmı olmak üzere toplam 1217 m2'lik kısmının davacıya tapuda devir ve tescilinin yapıldığını, imar uygulaması nedeniyle DOP ve KOP paylarının düşülmesi ile davacıya 5.533 m2 daha yerin devrinin yapılması gerektiği halde bu miktarın devredilmediğini açıklayarak harici satış sözleşmesi ile satın aldığı taşınmazın tapusunun iptali ile davacı adına tesciline (... ve diğer davalılar tarafından tapu devirlerinin yaptırılmasına) bunun mümkün olmaması halinde mahallinde yapılacak keşifte saptanacak arsa ve bina inşa değerlerinin güncel rayiçlerinin tesbiti ile fazla hakları saklı kalmak üzere ve satım tarihinden geçerli banka reeskont faizi ile birlikte şimdilik 100.000 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, ...’ın diğer davalılardan haricen aldığı tapulu taşınmazı davacıya devrettiğini, davacının ancak uyarlanmış satış bedelini diğer davalılardan isteyebileceğini, ilk önce uyarlanmış satış bedeli için tapu maliki diğer davalılara dava açarak bu bedeli tahsil edemezse ...’a dava açabileceğini, ...’ın haricen satılan taşınmazların davacıya devri için gayret gösterdiğini, hatta bir kısmının devrini yaptırdığını, harici satışa konu yerlerin 10 parsel içinde iken imar uygulaması yapılarak bir kısmının orman ve 2/B diye adlandırılan ... yeri içinde kaldığından tamamının uygulama içine alınmadığını, diğer davalıların sattıkları hissenin büyük oranda azaldığını, davacının da ... 1.Noterliğinin 04.04.2005 tarih 3093 yevmiye sayılı ihtarnamesinde satın aldığı yerin 3300 m2 kısmını 01.08.1996 tarihinde üçüncü bir kişiye sattığını beyan ettiğini, DOP ve KOP ile birlikte belirtilen bu kısımlar da düşüldükten sonra kalan satış bedelinin uyarlanmış kısmının bedelinin diğer davalılardan istenebileceğini açıklayarak davanın reddini savunmuştur. Davalı ..., davacı ile alım satım işine girenin ... olup kendisinin bu alım satımdan sorumlu tutulamayacağını, kardeşi ... ile birlikte satıcı göründüğü 01.11.1990 tarihli belgenin de kendisine hile ile imzalatıldığını, ... ile kardeşi ...’nün anlaşarak kendisini kandırdığını, doğru dürüst okuma yazması olmadığını, ...’ye arazi satmadığını, maddi ve hukuki sorumluluğu bulunmadığını açıklayarak reddi savunmuştur. Davalı ..., davanın zamanaşımına uğradığını, Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğunu, davacı ile bir anlaşması olmadığını ve davacının ancak ...’dan bedel isteyebileceğini, tapulu taşınmazların haricen satımının da geçerli bulunmadığını açıklayarak redde karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, davacı tarafından davalılar ... ve ... hakkında açılan davaların feragat nedeniyle reddine, davacı tarafından davalı ... hakkında açılan davanın atiye bırakılması nedeniyle esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacı tarafından davalı ... hakkında açılan davanın kısmen kabulüne, 58.300 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'den tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili ile katılma yolu ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili, satıcısı ..., alıcısı ... olan ve 29.10.1990 ve 02.11.1990 tarihli adi yazılı gayrimenkul satış ve anlaşma senedine dayanarak toplam 10.000 m2 yerin 180.000.000 TL'ye (eski) davacıya satıldığı iddiası ile öncelikle tapu iptali ve tescil olmazsa denkleştirici ... ilkesi gereği alacak isteğinde bulunmuştur. Dava konusu taşınmazın öncesi tapuda 10 ada 10 parsel olup, bu taşınmaz aralarında davalılardan ..., ... ve ...’ın da olduğu birçok gerçek kişi adına müşterek mülkiyete tabi olarak kayıtlı iken 846.991 m2 miktarındaki taşınmazın 141.194 m2’sinin bir kısmının orman, bir kısmının ... kanalı olması sebebiyle imara girmediği, imara giren 705.797 m2 yerin 200.417 m2’sinin DOP olarak düşüldüğü ve 505.380 m2 yerin imar parsellerine ifraz gördüğü anlaşılmaktadır. 05.03.2004 tarihinde yapılan imar uygulamasında oluşan ... köyü 207 ada 2-3-4-5-6-7 parseller ile 208 ada 5-6-7 parsellerin davacıya harici senetlerle satılan yerler olduğu iddia edilerek talepte bulunulmuştur. Dava edilen bu taşınmazlarda davalılardan ...’ye ait herhangi bir pay bulunmamaktadır. Ancak diğer davalılara ait bir kısım payların davacı ...’e ve davalı ...’ye verilen vekaletnamelerle davacının kızı ... adına intikal ettirildiği, yargılama sırasında da yine bir kısım payların davacıya trampa ile devredildiği, bir kısım payların da yine ...’e satıldığı görülmektedir. Davacı vekili, 10.000 m2 yerden DOP ve KOP düşüldükten sonra 6.750 m2 yerin davacıya devredilmesi gerekirken sadece 1217 m2 yerin devredildiğini ve 5533 m2 yer daha devredilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Mahkemece, dosyada bulunan emlak bilirkişisi raporlarına göre davaya konu taşınmazların dava tarihindeki m2 birim fiyatının 100 TL olduğu, bu itibarla davacıya devredilen 1.217 m2'lik alanın değeri 121.700 TL olduğundan güncellenmiş değerlerden bu miktarın düşülmesi ile geriye kalan miktarın davalı ...’den tahsili gerektiği, tapu iptali ve tescil davasının ve taşınmazın rayiç değerinin tahsili istemli davanın şartları oluşmadığı açıklanarak yazılı şekilde 58.300 TL'ye hükmedilmiştir. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına, denkleştirici ... ilkesi gereğince hesaplanan miktara dava tarihinden geçerli olmak üzere faiz işletilmesinde bir isabetsizlik görülmediğine, 10 ada 10 parselden imara giden kısmın DOP ve KOP payları sonunda ulaştığı miktara göre davacının tapulu taşınmazda haricen satın aldığı 10.000 m2 bölümün imar sonunda ulaşacağı miktarın dikkate alındığına, ayrıca mülkiyeti devredilen 1.217 m2 kısım düşülerek bakiye teslim edilmesi gereken kısım için ödenen miktarın denkleştirici ... ilkesi gözetilerek yapılan hesaplama sonunda dava tarihi itibarıyla ulaşabileceği değerin dikkate alınması da usul ve yasaya uygun olduğuna göre katılma yolu ile temyiz eden davalı ... vekilinin tüm, davacı vekilinin ise aşağıda yazılı hususlar dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Hüküm tarihi de gerek kısa kararda gerek gerekçeli karar başlığında doğru olarak 12.06.2012 yazılmış ise de gerekçeli kararın son sayfasında 23.03.2012 yazılması maddi hata olarak kabul edilmiştir. 23.03.2007 tarihli bilirkişi kurulu raporunda hesaplama yapılırken davacının alım nedeniyle ödediği miktarın 180.000.000 TL, davacının satın aldığı 10.000 m2 yerin imar sonunda karşılığının 5.582 m2 olduğu, mülkiyeti teslim edilen 1.217 m2 yer dikkate alındığında bakiye kısım için ödenen miktarın değişik kriterlere göre dava tarihi itibarıyla ulaşabileceği değerin 94.989 TL (yeni) olarak bulunduğu, bu hesaplamanın Daire uygulamalarına ve dosya kapsamına uygun bulunduğu anlaşılmaktadır. Mahkeme gerekçesinde ise davacının alım için ödediği bedel 180.000 TL olarak dikkate alınmış ve buna göre hesaplama yapılmış ve hüküm kurulmuştur. Oysa davacının alım sırasında ödediği toplam bedel 180.000 TL (yeni) olmayıp eski para ile 180.000.000 TL'dir (yeni para ile 180 TL) Her ne kadar az yukarıda açıklanan usul gözetilerek bilirkişi kuruluna hesaplama yaptırılmış, rapor alınmış ve neticede davacının denkleştirici ... ilkesine uygun olarak alacağı 94.989 TL olarak bulunmuş ise de hüküm kurulurken bu hesaplama usulüne aykırı şekilde davacının 10.000 m2 yerin alımı için ödediği bedelin 180.000 TL olarak dikkate alınması ve bu miktardan 1.217 m2 yerin dava tarihi itibarıyla belirlenen değerinin düşülmesi sonucu hatalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Davacı vekilinin temyiz itirazı bu bakımdan yerindedir. Mahkeme davalılardan ... ve ... ile ilgili açılan davayı feragat nedeniyle reddetmiş ve vekille temsil edilen ... lehine 5.025 TL vekalet ücretine hükmetmiştir. Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6 ve 12.maddeleri karşısında bu miktarda bir hata yoktur. Ancak davalı ... ile ilgili davanın atiye bırakıldığını açıklayarak karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm kurmuş, vekille temsil edilen davalı ... lehine de 1.200 TL vekalet ücreti takdir etmiştir. Oysa davalı ... ile ilgili davanın atiye bırakılmasına ilişkin isteğin Davalı ... vekili tarafından açıklattırılmasının istenmesi üzerine davacı vekili 16.3.2011 tarihli yargılama oturumunda “davalı ... yönünden açtığımız davadan vazgeçme anlamındadır", yine 28.03.2011 tarihli yargılama oturumunda “davalı ... yönünden açtığımız davadan vazgeçtik” beyanları karşısında artık davalı ... ile ilgili dava yönünden de davanın feragat sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Bu sebeple davada vekille temsil edildikleri anlaşılan hem ... hem ... lehine feragat sebebiyle davanın reddine karar verileceğinden, aynı sebeple davanın reddine karar verilmesi nedeniyle tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekeceğinden (AAÜT 3.m.) davacının aleyhine olacak şekilde davalı ... ile davalı ... için ayrı ayrı iki vekalet ücreti takdir edilmiş olması da doğru değildir. Davacı vekilinin temyizi bu yönden de yerindedir. Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı görülen hükmün açıklanan sebeplere yönelik olarak 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/1. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 886,90 TL peşin harcın istek halinde davacıya iadesine, 996,00 TL peşin harcın istek halinde davalı ...'a iadesine, 03.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.