8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2013/11682 E. , 2013/10727 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... ile ... ve ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 03.07.2012 gün ve 299/193 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R
Davacı ... vekili, davalılardan ... adına tapuda kayıtlı bulunan 334 ada 146 parsel içinden 100 m2 arsayı ...'den 1999 yılında satın aldığını ve o tarihten bu yana zilyetliğinde bulunan dava konusu yerin tapu kaydının devredilmediğini, dava konusu yerin kadastro çalışmaları sırasında her nasılsa davalı adına tespit edildiğini, bu süreçte davacının bütün taleplerine rağmen davalının dava konusu yeri davacıya devir işleminden imtina ettiğini, davalı adına kayıtlı bulunan 8308,37 m2 miktarındaki taşınmazın parçalara ayrılarak davacı da dahil olmak üzere birçok kişiye satıldığını, davacının ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/261 Esas sayılı dosyasında açtığı davanın davalının davayı kabul etmemesi sebebiyle müracaata bırakıldığını açıklayarak TMK’nun 724 ve 716 ile 3402 sayılı yasanın 13. maddesi gereğince davanın kabulüne, 334 ada 146 nolu parselde 100 m2’lik kısmın davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalılardan ..., davanın kötü niyetle ve afaki açıldığını, davacıya yer satmadığını açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Davalılardan ..., önce davanın reddini savunmuş, 10.10.2011 tarihli keşifte “söz konusu taşınmazın 80 m2’sini davacıya verdiğini”, 21.11.2011 tarihli yargılama oturumunda “davacıya 80 m2 arsa verdiğini ancak bilirkişinin 100 m2 ölçtüğünü” bildirmiş, 09.02.2012 tarihli oturumda ise “davacıya herhangi bir arsa satmadım, davacıdan aldığım 2.550 TL'yi geri vereceğim, tapuyu vermiyorum, davanın reddini istiyorum” şeklinde beyanda bulunmuş, beyanlarını parmak izi ile tasdik etmiştir.
Mahkemece, taraflar arasında 2.550 TL'nin el değiştirdiğini, davalının bu bedeli davacıdan aldığını kabul ettiğini, ancak tanık beyanları ile bu bedelin ne kadarlık taşınmaz bölümü için alındığının ispat edilemediğini, bu durumda taraflar arasında TMK’nun 716.maddesinde öngörülen bir hukuki ilişkinin kurulduğunun kabul edilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesinde dava konusu edilen 100 m2 miktarındaki taşınmaz bölümünün 334 ada 146 parsel içinde olduğu açıklanarak iptali ve davacı adına tescili istenmektedir. Dosya arasındaki tapu kayıtları incelendiğinde 334 ada 146 parselin 7296,50 m2 miktarlı ve arsa vasfında 08.10.2010 tarihinde ifraz işlemi sebebiyle 441128420653/51874751580 payının ... kızı ..., ..../... payının ise ... oğlu ... adına tapuda kayıtlı olduğu, ... Tapu Sicil Müdürlüğü tarafından bu taşınmazın öncesi 334 ada 20 parsele ait kadastro tutanağı gönderilmiş, incelenmesinde 14.06.1990 tarihinde kısmen tapu kaydına kısmen tescil ilamına dayanılarak 8/9 payın ... kızı ..., 1/9 payın ... oğlu ... adına tesbit yapıldığı görülmüştür. Yine farklı tarihlerde mahkeme kararları ile ifraz gördüğü bildirilen 334 ada 146 parselden ifrazen oluşan taşınmazlara ait tapu kayıtları dosya arasına alınmıştır.
Dava tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin olup esasa ilişkin hüküm kurulmadan önce dava konusunun açık şekilde belirlenmesi ve taraf teşkilinin buna göre sağlanması gerekir. Taraf teşkili sağlanmadan esasa dair hüküm kurulamaz (HGK'nun 22.02.2012 Tarih, 2011/8-763 E., 2012/85 sayılı kararı). Tapu iptali ve tescil davaları kural olarak kayıt malikine, kayıt maliki ölmüş ise mirasçılarına karşı açılır.
Dava 334 ada 146 parselin 100 m2 kısmının iptal ve tescil isteği ile ilgili olarak açılmış, teknik bilirkişi tarafından dava konusu yapılan 100 m2 kısmın 334 ada 146 parsel içinde olduğu belirtilmiş ise de gerek karar öncesi dosyada bulunan kayıtlar gerek Daire tarafından eksikten getirtilen tapu kayıtları ve ... Tapu Sicil Müdürlüğü yazı cevabı karşısında dava konusu yapılan 100 m2 taşınmaz bölümünün 334 ada 146 parselin ifrazı sonunda oluşan parsellerden hangi parsel içinde kaldığı, 334 ada 146 parselin öncesi 334 ada 20 parsele ait kadastro tutanağının hangi tarihte ne şekilde kesinleştiği, tapu kaydının hangi tarihte oluştuğu ve ne zaman hangi parsellere tedavül gördüğü anlaşılamamaktadır. İfrazen oluşan taşınmazların ifrazlarına esas mahkeme kararları da dosya arasında bulunmamaktadır. Ayrıca 334 ada 146 parselde pay maliki görünen davalılardan ...’in ifrazen oluşan taşınmazlarda malik görünmemesi, ...’in ise sadece 334 ada 172 parselde kayıt maliki görünmesi sebebiyle davalı sıfatı bakımından da tereddüt oluşmuştur. Davalılardan ...’in 80 m2 kısımla ilgili parmak izi ile tasdik ettiği beyanları da mahkeme kararında değerlendirilmemiştir.
Bu açıklamalar karşısında mahkemece yapılması gereken iş; dava konusu taşınmaz bölümünün içinde yer aldığı bildirilen 334 ada 20 parsele ait kadastro tutanağının hangi tarihte kesinleştiği, tapu kaydının hangi tarihte, kimin adına ne şekilde oluştuğunun belirlenmesi, tapunun oluşumuna ait tüm belgelerin, 334 ada 20 parselin ne sebeple, hangi tarihte, hangi parsellere ifraz gördüğü, 334 ada 146 parselin ifrazından oluştuğu bildirilen 334 ada 154, 171, 172, 173, 174, 195, 196, 197, 198, 199, 200, 201, 202, 203, 204, 205, 206, 207, 208, 209, 210, 211 parsellerin oluşumuna esas beyanlar hanesinde yazılı ... Asliye H.M'nin 30.4.2003 tarih 2002/271 Esas 2003/97 Karar ve aynı mahkemenin 30.4.2003 tarih 2002/269 Esas 2003/105 Karar sayılı dava dosyalarının, yine davacı tarafından açıldığı ancak müracaata bırakıldığı bildirilen ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2007/161 Esas sayılı dava dosyasının mahkemesinden getirtilmesi, yargılama sırasında 334 ada 146 parselin ifraz gördüğü ve alınan teknik bilirkişi raporu yetersiz olduğundan mahallinde yeniden yapılacak keşifte davacının satın aldığını iddia ettiği 100 m2, davalının ise verdiğini söylediği 80 m2 taşınmaz bölümlerini tarafların göstermelerinin istenmesi, bu bölümlerle ilgili HMK'nun 243, 244 ve 259. maddeleri gereğince davetiye ile keşif yerine çağrılacak mahalli bilirkişi ve tanıklardan kimin, ne zamandır, ne şekilde zilyet ettiğinin sorulması, önceki bilirkişi dışında belirlenecek teknik bilirkişiden bu kısımların öncesinde ve halen hangi parsel içinde kaldığının belirlenerek çevre taşınmazlarla birlikte Yargıtay denetimine elverişli ölçekli ve koordinatlı krokisinde göstermesinin istenmesi, oluşacak duruma göre gerektiğinde taraf teşkilinin tamamlanması gereğinin gözönünde tutulması, davacının satın aldığını iddia ettiği 1999 yılında taşınmazın tapuda kayıtlı olup olmadığı, tapuda kayıtlı ise davacının alımına değer verilip verilmeyeceği, toplanan ve getirtilecek tüm belgeler ve özellikle davalılardan
Zahide’nin 80 m2 ile ilgili beyanının kabul sayılıp sayılmayacağı da değerlendirilerek sonucuna göre esasa ilişkin bir hüküm kurulması gerekir. Mahkemece bu hususlar gözetilmeden, dava konusu taşınmaz bölümünün hangi taşınmaz içinde olduğu dahi belirlenmeden, taraf teşkili ile ilgili tereddüt oluşturacak şekilde, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı ...’in temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK.nun 440/I.maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 09.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.