Esas No
E. 2012/12654
Karar No
K. 2013/10356
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku

8. Hukuk Dairesi         2012/12654 E.  ,  2013/10356 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil

... ile ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 26.03.2012 gün ve 37/200 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ile davalı vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... İli, Merkez ... Mahallesi 668 ada 16 parselde kayıtlı taşınmazın ¼ payının kadastro çalışmaları sırasında ... kızı ... adına tespit ve tescil edildiğini, bu taşınmazın kadastro tespitinden önce ve sonra tamamının kendisinin tasarrufunda bulunduğunu, ¼ pay sahibi ...’nin tapu kütüğünden anlaşılamayan şahıs olduğu veya 20 yıl önce ölmüş ve gaiplik durumu söz konusu olduğundan bu kişiye ait payın iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı olarak dilekçede gösterilen ... kadastro tespitinin kesinleştiği tarihten itibaren dava tarihine kadar 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, kadastro tespitinin kesinleştiği 18.06.1985 tarihinden davanın açıldığı 19.01.2011 tarihine kadar 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12. maddesinde belirtildiği üzere 10 yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm süresi içerisinde davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından, dilekçelerinde yazılı nedenlerle ayrı ayrı temyiz edilmiştir. Toplanan deliller tüm dosya kapsamından; dava konusu 668 ada 16 parsele ilişkin kadasto beyannamesi onaylı fotokopisi ile revüzyonu 04.11.1970 tarih 1 sıra nolu tapu kaydı getirilmiştir. Bu yerin edinme sebebinde ve ekli olan revüzyonu gören tapu kaydı ile resmi senet kapsamlarından anlaşılacağı üzere; ¾ payın ... oğlu ... adına ¼ payın Abdulgani kızı Latife adına tespit gördüğü ve itirazsız olarak 18.06.1985 tarihinde kesinleştiği, çap kaydının halen adı geçenler üzerinde bulunduğu belirlenmiştir. Açıklanan olgular tarafların ve mahkemenin bilgisi dahilindedir. Uyuşmazlık kadastro sırasında paylı olarak tespit ve tescil edilen taşınmazın 4721 sayılı TMK'nun 713/2. maddesindeki 3 hal olarak yazılı bulunan ölüm, malikinin tapu kütüğünden anlaşılamayan veya gaiplik sebeplerine dayanılarak aynı Kanun'un 713/1. maddesindeki koşulların gerçekleşmesi halinde iptal ve tescile kararı verilip verilmeyeceğinde toplanmaktadır. Bir başka anlatımla, somut olayda, tespit öncesi zilyetliğe dayanılmamıştır. Bu nedenle, yerel mahkemece yanlış niteleme yapılarak hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahisle ret kararı verilmiş olması doğru değildir. Mahkemece yapılacak iş, davacı tarafa TMK'nun 713/2. maddesindeki yazılı hallerden hangi sebebe dayandırıldığının açıklattırılmasıdır. Çünkü burada yazılı bulunan 3 hal birbirinden ayrı dava sebebi olup, ispat koşullarıda birbirinden farklıdır. Esasen, aynı Kanun'un 713/2. maddesindeki "ölüm" sebebi Anayasa Mahkemesi'nin 17.03.2011 tarih, 2009/58 Esas ve 2011/15 Karar sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Artık yasada ölüm sebebi diye bir hukuki nedende kalmamıştır. Hal böyle olunca, davacı tarafa süre ve imkan verilerek 4721 sayılı TMK'nun 713/2. maddesindeki hangi hukuki sebebe dayanıldığının açıklattırılması, o hukuki sebebe göre taraf teşkilinin sağlanması ve taraflara bu konudaki varsa tüm delillerinin sunulması için süre ve imkan tanınması ve hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken; maddi olay ve hukuki nitelemede yanılgıya düşülerek yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Davacı vekili ile davalı ... vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 148,50 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 02.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.