8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2013/2843 E. , 2013/10360 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
Ayşe Akbulut ve müşterekleri ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ...
2.Hukuk Mahkemesi'nden verilen 21.12.2011 gün ve 105/961 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 02.07.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden gelmedi, Karşı taraftan davalılar ..., ...ve ... bizzat geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı ... vekili, dava konusu 633 ada 8 ve 12 ada 20 numaralı parsellerin ortak miras bırakan ... ... adına tapuda kayıtlı olduğunu, ancak mirasçılarına intikal ederken davacıya pay verilmediğini ileri sürerek tapu kayıtlarının iptaliyle mirasçılık belgesi oranında vekil edeni adına tesciline karar verilmesini istemiştir. ...’un yargılama sırasında 6.2.2007 tarihinde ölümü üzerine mirasçıları tarafından davaya devam edilmiştir. Davalılar ... ve ..., miras bırakan ... ...’nın sağlığında yapılan 13.3.1956 tarihli sözleşmeyle davacının miras payını devrettiğini, miras hakkından vazgeçtiğini, ... ...’ya ait taşınmazlarda hak aramayacağını beyan ettiğini, taşınmazlar üzerinde hiçbir miras hakkı bulunmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır. Yargılama sırasında ...’nun 13.08.2010 tarihinde ölümü üzerine mirasçıları davaya dahil edilmişlerdir. Mahkemenin, davacının miras payını TMK.nun 678. maddesine göre geçerli olan sözleşmeyle devrettiği gerekçesiyle davanın reddine yönelik kararı davacılar vekilinin temyizi sonunda Dairenin 2.6.2009 tarih 2009/979 Esas 2009/2792 Karar sayılı ilamı ile araştırmaya yönelik olarak bozulmuş, davalılar vekilinin karar düzeltme isteği de Dairenin 18.1.2010 tarih 2009/5350 Esas 2010/102 Karar sayılı ilamı ile reddedilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davacı tarafın davasının reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosya arasındaki tedavüllü tapu kayıtlarına göre uyuşmazlık konusu 12 ada 20 parselin tamamı ile 633 ada 8 parselin 720/889 payının tarafların ortak miras bırakanı ... ...’ya ait iken 4.10.1990 tarihinde çocukları davalılar ... ile ...’ya intikal ettiği, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 28.9.1990 tarih 1990/234 Esas 1990/218 Karar sayılı mirasçılık belgesinde 2.6.1969 tarihinde ölen muris ... ...’nın mirasçıları olarak ... ile ... gözükmekte ise de ... tarafından açılan hasımlı veraset ilamı davası sonunda ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 29.3.2005 tarih 2005/34 Esas 2005/134 Karar sayılı ilamı ile önceki mirasçılık belgesi iptal edilerek ... ...’nın mirasçılarının ..., ... ve ... olduğunun tesbit edildiği, kararın Yargıtay 2.Hukuk Dairesinin onamasından geçerek kesinleştiği anlaşılmaktadır. Dairemizin bozma ilamında davacının mirasçı olduğu belirlendiğinden hareketle, davalıların savunmasında geçen 13.3.1956 tarihli sözleşmede yer alan mührün miras bırakan ... ...’ya ait olup olmadığı hususunda araştırma yapılması gereğine değinilmiştir. Her ne kadar bozma ilamında bir takım maddi yazım hataları bulunmakta ise de amaç uyuşmazlığın çözümünde araştırmanın tam ve sağlıklı olarak yapılmasının sağlanmasıdır. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan araştırma sonunda Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesinin 15.9.2011 tarih 5661 sayılı raporunda “İnceleme konusu belgede basılı olan isim mühür izinin isim mührünün üzerindeki harf yapıları, araz vs. gibi yapı unsurları ayırt etmeye olanak tanıyacak ölçüde net ve seçilebilir olmadığından mevcut mukayese mühür izleri ile karşılaştırılıp birbirleriyle uyumlu olduklarının veya olmadıklarının tespit edilemediği…” bildirilmiştir. Bu durumda davalıların savunma dayanağı belgede yer alan mührün muris ... ...’ya ait olmadığı söylenemez. Raporda, mühür izinin net ve seçilebilir olmaması sebebiyle tesbite yönelik sağlıklı bir karşılaştırma yapılamayacağı açıklanmaktadır. Bu durumda mühür izi ile ilgili Adli Tıp Kurumu raporu, dosyada toplanan tanık ve diğer tüm deliller, sözleşme ve murisin ölüm tarihi, aradan geçen uzun zaman, inceleme teknikleri, özellikle davacı ...’un davalıların dayanağı belgedeki imzanın kendisine ait olmadığı iddiası üzerine alınan Adli Tıp Kurumu Fizik ... Dairesinin 1.12.2006 tarih 9014 sayılı raporunda belgedeki imzanın ...’un eli ürünü olduğunun bildirilmesi karşısında 13.3.1956 tarihli anlaşma senedi başlıklı belgede yer alan mührün muris ... ...’ya ait olduğunun kabulü gerekmektedir. Mahkemenin mührün ortak murise ait olmadığına ilişkin kabulü doğru değildir. Bu açıklamalar karşısında davada, davacı tarafından miras hakkının ketmedildiği iddia edilmiş ve bu husus ispatlanmış ise de, davalı tarafın sunduğu 13.3.1956 tarihli anlaşma senedi başlıklı belgede gerek davacı ...’un imzası gerekse tanık sıfatı altında muris ... ...’ya ait mührün bulunduğu, ayrıca muris dışında bir tanık ile muhtar ve ihtiyar heyeti tarafından da belgenin onaylandığı anlaşıldığına, TMK’nun 678.maddesinde yazılı koşulların gerçekleştiği, murisin de sözleşmede onayı ve rızası olduğu belirlendiğine göre 13.3.1956 tarihli sözleşmeye değer verilerek davacı ...’un miras payını davalılar ... ile ...’ya devrettiği kabul edilmesi gerektiğinden, dava konusu taşınmazlardaki muris ... ...’ya ait payların mirasçılardan ...’nın dışarıda tutularak davalılar Fikriye ile ...’ye intikal ettirilmesi doğrudur. Her ne kadar mührün murise ait olmadığına ilişkin mahkeme gerekçesi yerinde değil ise de sonucu itibarıyla red kararı doğru olduğundan yukarıdaki ayrıntılı açıklamalar doğrultusunda yazılı şekilde davacı tarafın davasının reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacılar vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görülmediğinden reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, ve aşağıda dökümü yazılı 21,15 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 3,15 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına 02.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.